Şike Şike Bir Masal

Şike Şike Bir Masal
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 07 Aralık 2011 20:03

altBir ülkenin prensi, günün birinde kral olmaya hazırlanıyormuş. Bu hazırlanma aşamasında çocukluk arkadaşını, yerine bir süreliğine kral yapmış. Çünkü kendini prenslik tahtına çıkışında,  destekleyenlere bir şekil gebe kalmış ve istemese de günü geldiğinde doğurmak zorundaymış.

O ülkede yaşayan iyi insanların bütün muradı, maksadı prenslerinin kendilerini refaha kavuşturmasıymış. Gel görelim prensin önceliği, kendine maddi manevi destek yapmış olanlaraymış.

Mehruk, haram ne halt işlemişlerse kendini destekleyenler saman altından su yürütür gibi, veya süpürülen pislikleri halkın gözünden kaçırıp, halının altına tıkıştırır gibi yöntemlerle, destekçilere minnettarlıklar ödenmeye çalışılırmış.

Kiminin yüklü vergi borcunu hasır altı etmek için yasa çıkarılır. Kiminin yedikleri nanelerin affı kanunlaştırılır. Kiminin top fırlatma yarışmalarında, kim para verdi onu galip gösterme şekline tike denilmesinden, yediği cezaya affa maruz kalma yasası hazırlatılırmış.

Sonra; halkın gözü önünde her şey gizliden, sessizce, ticaret savaşı halinde devam etse de, bu edilenleri halk görsede, görmese de halk bilmesede bilse de; hak edemeyeceğini bildiği konuya bulaşmayacağından; halk bilmiyor sanılarak her şey kitabına uydurulmaya çalışılıyormuş.

Halktan biri konuya yönelik şöyle izahatte bulunmuştur, kendi hayatla didişmekten yorgun kafasıyla ürettiği fikir doğrultusunda:

"Bilsek de yaptırımımız olmadıktan sonra, biliyor olmamızın bir anlamı olmuyor. Tike Tasası bizi niye gersin ki? Tasa saraya çıktı, kraldan köteği yedi, geri döndü. Şimdi ikinci kez hiç değiştirilmeden yine krala gönderilecek ve bu defa olduğunca kabul edilecek. İlk geldiğinde kabul edilmiş olsa, halkın tepkisine direk maruz kalınabilirdi. Bu şekil,  halkın dikkatini dağıtmak için uygundur. Makamlar arasındaki halkın görmediği görüşme köprülerinde prens tarafından krala şöyle denilmiş olabilir:

"Ben Tike Tasasını sana gönderiyorum, ama sakın sen hemen kabul etme. Önce bir güzel köteği çak. İkinci gönderişimde de sakın ilkinde yaptığını yapma. Biliyorsun. Bu tasayı eskiden gördüğümüz iyiliklerin altında kalmayalım diye, benim sevdiğim ekibin başının hatırına binaen çıkarttık. girdiği dar alandan çıksan da, kısa paslaşmalar yapsın yine, anladın mı meseleyi? Kabul etmek mecburiyetimiz var. Anladın değil mi?"

"Anladım asıl Ekselans Hazretleri, ben o lokmayı hatırınız için bir güzel yiyeceğim, yani limeyi."

Ne lokması yiyorsun benden habersiz, ne limesinden söz ediyorsun, yoksa libasın mı eskidi? Yenice bir frak mı istiyorsun. Bunların şimdi konumuzla ne alakası var?"

"Sayın Ekselans sözlükle alakaları vardı da; bir de bazı vatandaşlar lokma bulamaz hale gelmiş, hani biz onlarla mı ilgilensek birazda. Zaten sizinde onlara verilmiş bir çok sözünüz vardı, daha hiç birini yerine getirmediniz."

"Bırak şimdi sözlüğü, sözü. Lafımın üstüne laf kondurman hoş değil. Şike Şike dediğimi yapacaksın, tamam mı? Orada sayemde oturduğunu unutma sakın; nefsin koltuğa kapılmasın, aksi bir şey yapmasın. Halkın asıl başı benim biliyorsun, bir toplulukta iki baş olamaz. Orada ben gelesiye varsın bunu bilesin."

"Anlamaz mıyım prens ağabeyciğim, sen ne dersen o. Aksi bir şey söz konusu değil... Ne dedin de yapmadım. Zaten bu sebepten dolayı burdayım ve bunun daima bilincindeyim. Sen ne dersen o; her şey istediğin gibi olacak. Aksi takdirde, netice itibariyle siz istemiyor görünerek bir şahsı desteklemiş oluyorsunuz. Bunun böyle olduğunu bilenlerde var elbet. ne yaptığınızı anlayan halktan bazı kesimin hoşuna gitmiyor yaptıklarınız."

"Yorumu bırak, yarına bak. hanımına çocuğuna söyle, hazırlıklı olsunlar. Faytonla geziler yapacağın yeni seyahatlere yollarım sizi, yaptığın karşılıksız kalmaz merak etme."

"Ben de onu deyecektim. Atlar faytonu çekiyordu. Önde püsküllü şapkalı adamlar vardı."

" Bu sözünden bir şey anlamadım. neyse anlamam da gerekmiyor, sen denileni yap yeter!"

"Tabi ki de yapacağım, ama bu alenen olmamalı tabi ki, halka hiç bir şey hissettirmemeli. Fakat mümkün mertebe daha meşru konular gelirse önüme daha memnun olurum. Ne derseniz yapıyorum diye, tadını kaçırmamak lazım. Her şeyi abartmayın, bazı şeyleri de dile düşürmeden halledin. Cenabı Hakk'ın nazarı üstümüzde, ben sayenizde kral olarak buralardaysam; yarın birgün sayesinde dünyada var olduğum Rabb'in karşısına çıkacağım. makam uğruna imanını kaybedenlerden olmak istemem. Yüzüstü kapanarak yürüyen mi, yoksa başı dik yürüyen mi Rabb'ine yaraşır? Bu sorumu da siz düşünün. Yaradan'dan korkum çok daha fazladır bilesiniz."der kral.

Halk ne yazıkk ki, kralla prensin arasında geçen bu diyaloglardan habersizdir. O halk ki, manidar bile bakmaktan erinir boyalı camdan duyduğu haberlere, çünkü çoğunun geçim derdi bayağı ağırdır. Prensin aldığı vergiler, halka kolay kolay nefes aldırmamaktadır. Yine de sabırla, imanlarını koruyarak, vicdanen karanlıkta kalanların da nurla aydınlatılması için dua etmekten geri kalmamaktadırlar. "Allah'ım sen bu dünya da aydınlık yaşadıklarını sananları, karanlıklardan aydınlığa çıkar "derler sıklıkla. (Amin.)

 

 
 
 

Turkish Arabic English
Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ