Siyasilerden Şirinlik Muskaları

Dârunnedve, Mekke’nin merkezinde, Ka’be’ye çok yakın bir konumda, İslâm gelmezden önce iki yüzyıl boyunca idâre, şûrâ ve toplantı merkezi olarak kullanılan bir bina idi.  Mekke bir site devletti. Tek şehirden oluşan bir devlet. Mekkelilerin önde gelen isimleri, ihtiyar heyeti de diyebiliriz, burada toplanıp şehir hakkında alınacak kararları hükme bağladıkları için buraya, meclis binası mânâsına “Dârunnedve (دار الندوة)” denilmiş.

(Kaynak: İsmail bin Hammâd el-Cevherî, Es-Sıhâh fi’l-lugat; İbn Sa’d et-Tabakâtu’l-Kübrâ ve Âlûsî, Bulûğu’l-Ereb)

Devamını oku...

Siyasilerden Şirinlik Muskaları
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 17 Nisan 2015 12:55

BİRİLERİNİ DEĞİL TOPLUMU SEVİNDİRELİM. 

altHer seçim öncesi görülenler tekrarlanıyor. Seçilecekler seçimler yaklaştıkça biz seçecek olanları sıklıkla hatırlıyor. Hal hatır soruyorlar, güller sunarak gönlümüzü kazanmaya çabalıyorlar. Köprüyü geçene kadar dayday, sonrası hayhay ve daha da sonrası vay vay, olmaz inşallah…

Siyasete yıllardır ilgi duymuş olmama karşın, yaradılışım özellikleri yüzünden özellikle günümüz siyasal etkinliğine uygun olmadığımı da hep kabul etmişimdir. Bu nedenle bireysel olarak, mesleğim gereği dışarıdan izleme haricinde hiçbir siyasal çalışmam olmamıştır. Geçtiğimiz senelerde kendi şehrimde, gündemde bir partiden belediye meclis üyeliğine başvurum olmuştu. Belediyeden emekli olmama, siyaseti çok iyi biliyor olma yeteneğime güvenerek değil. Kendi seçtiği bir felakete gider gibi görünen, iyice kirlenen siyasete seyirci kalmamamın ödevim olduğunu hissetmem yüzündendi. Ama önceden tahmin ettiğim ayak oyunlarının üstesinden gelmekte bireysel gücüm yetersiz kaldı. Dürüstlüğe değil, para ve çevre kalabalığı olana değer veriliyordu. Derneklerde varsan, yağcılıkla insanları etkileme gücüne sahipsen öyle şans sunuluyordu. Hâsılı bana göre değildi. Hasılattan nasiplenmeyi bileceklerin bal çanağını yalamayı iyi bilenlerin işiydi. Vazgeçtim, beri durdum.

Siyasetin giderek yozlaştığını, saygınlığını yitirdiğini menfaati uğruna parti değiştirip duranlardan; dün içinde bulunduğu ortamı, ayrı düşünce yere vuranlardan vs, hepimiz bilmiyor muyuz? Bunun geleceğe yönelik kaygılarını taşımıyor muyuz?

altPolitikadaki niteliksizlikten, düzenbazlıktan, hilebazlıktan, çıkarcılıktan dolayı uzak durmuyor muyuz? Uzak durduğumuzdan, ilgilenmediğimizden, bizler adına seçilen temsilcilerin, vekillerin, bizler adına yönetenlerin yeteneksizliklerinden yaptıkları hataların bedelini toplum olarak ödemiyor muyuz?

İşte bunlardan dolayı, artık müdahale etmek, söyleyecek sözümüz ve yapacaklarımızın olduğunu söylemek gerekmiyor mu?

Dünlerden bugünlere zamanımızın siyasilerine bir bakın; çoğunlukla kolay yoldan bir yerlere gelme, imkânlardan istifade ve gelir elde etme, mevki sahibi olup saygınlık görme, iktidar itmesiyle itibarlı bilinme hırsındaki insanlar ön saflarda söz sahipleri.

Toplumun nitelikli ve dinamik kesimleri; böyle paralı, arkalı, ama çoğu bilgide beceride alâkasız boş insanlar yüzünden kendini siyasal etkinliğe uygun görmediği gibi, siyasetten de hep uzak durdular. İyi insanlar olarak duyarsızlaşmamızda bu kişilere kişilik kazandırırken, geleceğimize yönelik çok güzellikler kaybettirdi ve kaybettiriyor. 

Benim gibi birkaç gözünü budaktan sakınmayan yüreği yiğitler, bu kirliliği aklamaya talip olduğunda, hemen kendi kurdukları çarkın içinde öğütüp yok ediyorlar.

Çünkü azınlıkta kalıyoruz. Çünkü kurtların sofrasına düşmüş kuzu oluyoruz. Çünkü bu düzenden beslenenlerin işine gelmiyoruz.

Yine önümüzde yeni bir siyasi seçim süreci ve makama umut tutmuş bir dolu insan kalabalığı var. Böyle bir süreçte kendimi yalnız ve yetersiz bulmak istemiyorum. Siyaseti insan menfaatine, toplumun yararına ve vicdanına yönelik yapacak olan dürüst, kafası aydınlık, nitelikli insanların çoğalmasını, siyasete sahip çıkıp, para gücü olanın seçilme şartlarından arındırılmasını, insanca yaşanabilir toplumsal koşulların ortaya çıkarılmasını istiyorum.

Siyaset mademki yaşamımızın, yönetilmemizin vazgeçilmezi; o halde iyi yaşamak ve iyi yönetilmek adına, toplum olarak siyasete sahip çıkalım. Düzenbaz, “hep bana yok sana” yapan, yiyici, akraba kayırıcı siyasetçileri arındırıp, dürüst siyasetçileri belirleyelim. Seçim zamanları bu belirlemelerde en büyük fırsat, karşımıza seçilmek için geçenlerin ülkemize, toplumumuza faydası dokunabilecek olanlarını seçelim. Yanılan olmayalım, tereddütsüz kararlar verebilelim. Dinamik fikirleri hayata geçirmeye, bilgiyi ve kültürü yaymaya, eğitim seviyesini kaliteli ve yükseltmek adına gayret edene, insanlara seçilene kadar değil, daima değer verene, dürüstlüğü yaşam biçimi yapmaya hazır adaylara vekilliğimizi, yönetimimizi emanet edelim. Sonradan olumsuzluklar, pişmanlıklar, keşkeler yaşamamak adına, geleceğimiz adına kaygılar taşıyan, kendi çıkarları değil, ülkesini düşünen ve seven herkese sesleniyorum. Ülkemiz yararına, yarınlarımız adına doğru karar verelim. Her yüze gülene, evimize güllerle ziyaret edene kanmayalım. Masumların haklarını hallettirmeyelim. Gülümseyelim, ama sorgulamayı unutmadan; gelecekte hakkıyla gülmek adına birilerini değil toplumu sevindirelim. Ayfer AYTAÇ

Bir fıkrayla tepkililerin gönlünü alalım.

Politika Nedir?  İşte budur : 
 
Çocuk babasına sorar: "Baba politika nedir?" 
 
Baba şöyle der: "Bak oğlum, ben eve para getiriyorum, öyleyse ben kapitalistim. 
 
Annen parayı yönetir, öyleyse o hükümettir. 
 
Deden paranın doğru idare edilip edilmediğine dikkat eder, öyleyse o 
da sendikadır. 
 
Hizmetçi kız ise isçi sınıfıdır. 
 
Bizlerin ise tek hedefi vardır, senin rahatlığın. Dolayısıyla sen de halksın ve altında bezi ile yatan küçük kardeşin ise gelecektir.  Söyle bakalım anlayabildin mi?" 
 
Çocuk şöyle uzun bir bakar ve o gece babasının anlattıklarını düşüneceğini söyler. 
 
Gece yarısı cocuk uyanır. Çünkü küçük kardeşi altını pisletmiştir ve ağlamaktadır. 
 
Ne yapacağını bilemeyen çocuk anne ve babasının yatak odasına gider. 
 
Annesi yalnız ve derin bir şekilde uyumaktadır, öyle ki onu uyandıramaz. 
 
Hizmetçi kızın odasına gider. Bakar ki babası hizmetçi kızla yatmaktadir. 
 
Dedesi de pencereden gizlice onları izlemektedir. 
 
Hepsi öyle meşguldürler ki çocuğun orada olduğunu farketmezler bile. Çocuk hiç bir sey yapamadan yatağına geri döner. 
 
Ertesi sabah baba çocuğa kendince politikanın ne oldugunu anlatmasını ister. 
 
-"Evet" der çocuk, "kapitalizm" işçi sınıfını kötüye kullanıyor... Sendika bunu seyrediyor... Bu arada hükümet uyuyor... Halk ise dikkate alınmıyor... ve gelecek bokun içinde yatıyor! İşte politika budur ! AyferAytac.com
 
 

Turkish Arabic English