Ey Hicrân Kasabının Köpeği, Kanımı Hoşça Yala

Ey Hicrân Kasabının Köpeği, Kanımı Hoşça Yala
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 24 Haziran 2015 17:38
Bütün dervişler daha ilk ibarede vecd ile semaa kalktılar, hay u huyları, "mâ arafnâk" sadâları semâya vurdu! 
 
Bu gazel, "Allah'ın kadrini hakkıyla takdîr edemediler" (Hacc/74) buyuran Rabbime temennâdır...
 
Kef ve nûn, "kun/ol" emri... Var olan her şeyi kasdediyor. Bu beşinci beyiti fakir, bu gazelin şah beyiti bilirim; varlığın isimlerini sil ve oraya sadece bir nokta koy; kimi hatırlatır bu "nokta" mes'elesi size? Hani "İlim bir nokta idi, onu câhiller çoğalttı" buyuran Ali ibni Ebî Tâlib. Ve yine "Allah vardı ve onunla birlikte hiçbir şey yoktu" hadîsini aktarıp "hâlâ da öyledir" diye ekleyen Hazret-i Ali (kerremallahu vecheh).
 
Bir de "Levhâ ve gönül" mazmunu var burada ve tabiî "Süveydâ-yı derûn"... Allah'tan başka her şeyi gönlünden sil ve oraya Hakk'ın sevgisini koy. Süveydâ, bir tür alıcı, feyz-i ilâhînin tecelli noktası. Ha, süveydâ, mürşid-i kâmilin makamıdır bir de. 
Hani, Cenâb-ı Peygamber-ı Zîşân Efendimizin kâmil vârisi olan, temsilcisi olan kâmil mürşidin...
 
Tuz, Esmâ-yı Nebi'dendir, bilen bilir, "Melih" hem güzel demektir, hem de tuz... Böylece çok ilginç bir mânâ derinliği ortaya çıkıyor.
"Kasabın köpeği ve kan", "Tuz yalamak ve toprak", "Kerpiç ve ıslanmak" ve elbette "Kirmen eğirmek ve ip sarmak" hususlarındaki teknik ayrıntılar, bu beyitlerin mânâlarını uçururdu doğrusu, ama her yazıya o kadar ayrıntı sığdırmak zor.
 
Mübalağa diye tercüme ettiğim kelime aslında daha komplike bir anlaşma demek, "baç" demiş meselâ Gölpınarlı; fakir "o kadar ciddiye almaya bile değmez" anlamını tercih ettim.
 
Son beyitteki gün doğumu, gün ışıklarının uzanışı ve kılıç çekmek arasındaki benzerlik üzerinden "Gün ışığı ve kılıç" mazmununu da anmadan geçemeyeceğim.
 
Hey hey, celâli "bereketlidir" diye seven erenlerin ruhları şâd olsun!
 
 
ای سگ قصاب هجر خون مرا خوش بلیس
زانک نیرزد کنون خون رهی یک لکیس
 
Ey hicrân (hicret/ayrılık) kasabının köpeği, kanımı hoşça yala
Çünkü böyle bir kulun kanı bir pul etmez gayrı
 
altگنج نهان دو کون پیش رخش یک جوست
بهر لکیسی دلا سرد بود این مکیس
 
İki âlemin gizli hazînesi senin yüzünün yanında bir arpadır ancak
Bir pul için ey gönül, yersiz olur bu mübalağa
 
عاشقی آن صنم وانگه ترس کسی
یک دم و یک رنگ باش عاشق و آن گاه پیس
 
Âşık olmak o güzele ve birinden korkmak yine de 
Tek nefes ve tek reng ol ey âşık, ve orada dur
 
ای دل شکرستان از نمکش شور کن
آب ز کوثر بخور خاک در او بلیس
 
Ey şekeristan (şeker ülkesi) olan gönül, onun tuzuna meftûn ol
Kevserden su iç, onun toprağını yala
 
زود بشو لوح را ز ابجد این کاف و نون
آنگه ای دل برو نقطه خالش نویس
 
Yıka varlık levhâsından Kef ve Nûn'un ebcedini
Oraya ey gönül, git, onun beninin noktasını yaz
 
ای حسد موج زن بحر سیاه آمدی
خشت گل تیره‌ای ز آب جهنم بخیس
 
Ey dalgalanan hased, sen siyâh bir denizsin
Kara topraktan bir kerpiçsin, cehennem suyuyla ıslan
 
شمس حق و دین کشید تیغ برون از نیام
ای خرد دوک سار تار خیالی بریس
 
Hakk ve din güneşi, çekti kılıcını kınından 
Ey kirmen eğiren akıl, hayâl ipini sar 
 
 
Mevlânâ Celâleddîn-i Belhî'nin Dîvân-ı Şems'inde bulunan 1213 no.lu gazelidir.
İsteyenler buradan da okuyabilirler: http://ganjoor.net/moulavi/shams/ghazalsh/sh1213/