Padişah Ve Veziri

Padişah Ve Veziri
Volkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 16 Ocak 2012 12:08

altSoğuk bir kış günü padişah, tebdili kıyafet gezmeye karar vermiş. Yanına baş vezirini alıp yola çıkmış. Dolaşırlarken, dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup döverek tabaklıyormuş; padişah yaşlı adamın yanına yanaşmış ve selam vermiş:

-Selamünaleyküm, ey Pir’i fani!

-Ve Aleykümselam, ey Serdar’ı Cihan!

Padişah sormuş:

-Altılarla ne yaptın?

-Altıya altı katmayınca otuz ikiye yetmiyor.

Padişah yine sormuş:

-Geceleri kalkmadın mı?

-Kalktık, lakin ellere yaradı.

Padişah gülmüş ve konuşmasını sürdürmüş:

-Bir kaz göndersem yolar mısın?

-Hem de ciyaklatmadan.

Padişahla baş vezir adamın yanından ayrılıp yola koyulmuşlar. Padişah vezire dönmüş:

-Konuştuğumuzu anladın mı?

Vezir:

-Hayır, padişahım hiçbir şey anlamadım.

Padişah sinirlenmiş ve vezire çıkışmış:

-Nasıl anlamazsın be adam, bu akşama kadar ne konuştuğumuzu anlamazsan kelleni alırım.

Korkuya kapılan baş vezir padişahı saraya bıraktıktan sonra telaşla dere kenarına geri dönmüş. Bakmış adam hala orada çalışıyor.

Hemen yanına yanaşmış ve sormuş:

-Padişahla ne konuştunuz?

Adam baş veziri şöyle bir süzmüş, sonra:

-Kusura bakmayın vezirim, ama bedava söyleyemem. Ver yüz altın söyleyeyim.

Baş vezir çıkarıp yüz altın vermiş ve sormayı sürdürmüş:

-Sen padişahı “Serdar’ı Cihan” diye selamladın. Oysa padişah tebdil idi. Nereden anladın padişah olduğunu?

Adam:

-Ben dericiyim. Onun sırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi.

Vezir şaşkın şaşkın kafasını kaşımış ve devam etmiş:

-Peki, “Altıya altı katmayınca otuz ikiye yetmiyor” dedin, o ne demek?

Adam buna yanıt vermek içinde yüz altın istemiş. Baş vezir içinde yüz altın bulunan keseyi çıkarıp vermiş; adam da sorunun cevabını şöyle vermiş:

-Padişahımız bana “Altı aylık yaz döneminde çalışmadın mı ki, kış günü hala çalışıyorsun,” diye sordu. Ben de “Yalnızca

Altı ay yaz değil, altı ay da kış çalışmazsak yemek bulamıyoruz” dedim.

Vezir daha bir şaşkın, adama bir soru daha sormuş:

-Geceleri kalkmadın mı ne demek? Padişah sana bu soruyu neden sordu?

Adam bu soruyu cevaplamak içinde yüz altın istemiş ve vezirden altın dolu keseyi almış, sonra soruyu cevaplamış:

-Padişah “Çocukların yok mu” diye sordu.  “var, ama hepsi kız. Evlendiler, başkasına yaradılar” dedim.

Vezirin kafası iyice karışmış, ama sormayı sürdürmüş:

-Bir de kaz göndersem yolar mısın, dedi. O ne demek?

Adam da kıs kıs gülerek, “onu da sen bul” diyerek bu soruyu geçiştirmiş. Altın keselerini beline sarıp işinin başına dönmüş.

Burada anlatılanları günümüze uyarlarsak, yaşadığımız devirde kaz kim oluyor dersiniz? Bunun cevabını hep birlikte düşünmemiz gerekir, diye düşünürüm.