Nimete Âfet Deniyor

Nimete Âfet Deniyor
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 17 Ocak 2012 10:05

alt“Türkiye beyaz esaretle mücadele ediyor” muş.

 Hemen her kanalda, ana haberler aynı cümleyle başlıyor. “Türkiye beyaz esarete teslim oldu. Türkiye beyaz afetle felç oldu. Neredeyse her şehir karla mücadelesini sonuna kadar zorluyor.”

Allah’tan korkun, bu avazlarla isyan etmektesiniz. Güzellikleri, kar kaplanmayla oluşan manzaraları görmeye çalışsanıza. Kış aylarında değil miyiz, bundan doğal ne var? Kar yağmasa daha kötü değil midir? Haberleri dinledikçe gülüyorum, ağlanacak halimize ve diyorum ki:

-Diplomatik görüşmeler yeterlilik sağlamadı mı? Amerika bu esareti engellemeye çalışmadı mı? Hani dostumuz ya; ülkemize füze kalkanı kurmayı düşüneceklerine, sizi kardan korumaya komuta etsinler de görelim. “Tövbe haşa, zorla bizi de günaha çekiyorlar.”

Aslında Amerika’yı araya katma sözleri söyleyerek çevremdekilerin de gülümsemesini sağlamaya çalışıyorum.

Bu haberin ardından aynı kanallarda ikinci bir haber “Kar Bolu’ya da uğradı.”

-Bizim buralara çağırmıştık, oralardan geçerken dinlenmek için uğramış olmasın.

Haberler devam ediyor:

“Bursa Uludağ Alaçam da köy sakinleri karın keyfini çıkarıyor. Köylüler kayak keyfi yapıyor. Ve hemen her evde kayak takımı olduğu vurgulanıyor.

Aynı kanal, aynı zaman ve bir sonraki haberin girişi “Beyaz afet Türkiye’yi teslim aldı.”

-Ne kolay teslim oluyormuşuz, biz bu kadar ödlek miyiz ki?

Kardan yakınma dolu cümlelerin devamında; Sapanca’da ormanlık alanda 50 metrelik kar kalınlığından yaban hayvanlarına yiyecek bırakıldı haberi…

Ekranların bu aktarımından sıkılıp, gazetelere yöneliyorsunuz, onlarda da durum farklı değil. Neredeyse tüm manşetler kardan yakınıyor. Özellikle büyük şehirleri örnek gösterip, vahametin boyutundan söz ediyor. Örneğin, “İstanbul’da kar nereleri vuracak,” demiş birisi. Ötekisi “Kar hayatı etkiledi” diye manşet atmış. Haberin içeriğinde “Bittik, yittik” benzeri cümleler sıralanmış. Hani neredeyse haber ajansları da kara teslim olmuşlar, kardan başka haber bulamaz hale gelmişler.

Şaka gibi haberler ve bu haberleri yapanlardan uyutucu, beyni uyuşturucu düzmece ifadeler. Bu kadar aciz miyiz yahu? Kara teslim olmak, kar esaretinde bulunmak ne demek? Kaçıncı yüzyıldayız acaba?

Yakın geçmişte bıraktığımız 1960lı-70li senelerde yürümekte zorlandığımız, her adımda dize kadar gömüldüğümüz karlar vardı da, yine de şikâyet edilmezdi. Okullar tatil olmazdı. Çünkü insanların o zamanlar bugün ki kadar arabaları yoktu.  Kimsenin “trafiğe nasıl çıkacağım,” kaygısı olmuyordu. Üstelik belediyeler ve karayolları bugünkünden daha nizamlı, daha gayretli çalışıyordu. Vatandaş kartopu oynarken, “kış olmadan, yaz olmaz” ın ne anlama geldiğini biliyordu.

MEDYA EĞİTİCİYMİŞ

“Hah,hah,ha! Günümüz medyası yanıltıcı. Maalesef özgün değil, özürlü sunumlar yansıtıcı. Vatandaş yerine, kendi çıkarlarının anlamını anlayıcı.”

Medyatik olmuş medya, niçin insanları kendi kafanıza göre uydurulmuş haberlerle yanıltıyorsunuz? O sizin afet diye,  külfet diye yansıttığınız kar, bu ülke için büyük bir nimettir.

Toprağın örtüsü, havanın temizleyicisidir kar.

Yaza üretilecek ürünlere yorgan, susuzluk çekilmemesine dermandır kar.

Niçin bunları belirtmiyorsunuz?

 Köylü vatandaş bunun bilincinde, lakin siz onların karla ilgili bilincini, kayak keyfi yapmalarını sergilenmekle perdelemektesiniz. Bu tür haberleri bilinçsizce, bilgi yetersizliğinden dolayı yaptığınızı düşünüyorum. Kusura bakmayın da, öyle olmasa asıl külfet görüp üzüleceğimiz bir durumu, sevinerek haberlere taşımazdınız. O da ne mi?

ASIL ZULÜM BU

Hani bizim artistlerden biri Hollywood’ a gitmişte altın bilmem ne (Geometrik bir şey) ödüllerinde kısa bir konuşma yapmış ve “Burada olmak ne büyük şeref” demiş ya; (lKendi ülkesinde olmak şeref değilmiş gibi) sonra da herkes birbirine ne oluyor, bu kadın da kim? Falan filan demişler.

Ben ne olduğunu söyleyeyim;  artistimiz, ülkemizde unutulmaz olmak için yalvar yakar araya birilerini katmış, bir anlık sahneye fırlama (pardon) çıkma fırsatı kapmış.

Hani Türkiye’nin işi gücü bu tür şeylerle öğünmekle vakit tüketmektir ya; bulduk işte batı medeniyetinin ablukasında, esaretinde debelenecek bir konu daha.

Böylelikle perde arkasında olanlara karşı habersiz kalıp, karla- buzla avutularak gönül rahatlığı yaşamış oluyorsunuz. Düşünmekten erinen böyle başa böyle bere, ne diyelim.