Atan-ma Öğretmen

Atan-ma Öğretmen
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 19 Ocak 2012 11:35

altÜlkemizde eğitim sisteminin çarpıklığına çare bulunmadığı müddetçe daha ne büyük sorunlar yaşayacağız, Allah bilir.

 Atanamayan öğretmenler gündem de, her biri daha mesleğe geçmeden, diplomasını alır almaz, sendikalaşmış veya sendika onları da kucağına almış. Habire eylem yapıp duruyorlar.

Yapmasınlar mı, bu ülkede öğretmen edilmişlerse ve okullarda olamamışlarsa, haklarını aramasınlar mı, alamasınlar mı?   Eylem yapmakla haksızlık mı yapmış oluyorlar?

Bu sorular uzar gider, lakin cevabı kısa ve nettir. Bu son önceden belliydi. Düşünseydin, kolay kolda öğretmen olmasaydın arkadaş.

Ya adı Milli Eğitim olanlara ne demeli? “Paraya eğilim” diyorum da yetmiyor bu tanım. Madem her okula gireni, ders ezberleyip, bitirip- diploma alıp çıkanı öğretmen yapmayacaktın. Maaşa bağlamayacaktın. Kandırmasaydın, baştan almasaydın vatandaşın paralarını. Okuluna kota koysaydın, yığılma çoksa, o bölümleri kapatsaydın.

Sen her para yatıranı sınavlara girdir, bir güzel sorgula; ezber tekniği ile ders geçirt, ellerine diplomasını ver. Sonra da “Sana iş yok, atama yok, git ekmeğini başka kapıda ara” de…

Olmaz, bu da yanlış. Milli Eğitim sistemi baştan sona yanlış. Türkiye’de işe giriş şekli de yanlış. Dirsek çürütene değil, torpil yürütene iş sağlanıp, maaş bağlanıyor. Kpss'den de bir güzel para toplanıyor. Çürük sistemden, art niyetlerden hayr beklenir mi?

Güzel ülkemi, ziyan insanlar böyle böyle harap ediyor. (Yanlışlar yaparak ve doğruluk satarak)

Ey genç! Öğretmenlik hadi idealindeki meslekti, sen de emek harcadın okudun öğretmen oldun madem; cafelerde nargile tüttürüp, taş oynayacağına az daha gayret etseydin matematik öğretmeni, fizik öğretmeni, fen öğretmeni, yani ilim, bilim öğretmeni olsaydın.

Sen gitmişsin, fiziği tutturamamışsın, müziği seçmişsin. Fenle aran iyi olmamış, bedene yaslanmışsın.

Beyin yerine beden geliştirmeyi seçersen, sonuç işte böyle olur.

44 bin öğretmen adayı, üstelik diplomalı ve atanmayı bekliyor ve atanamadığı için isyanlar, eylemler ediyor. Sendikalarda onları harlatıp, kaynatıyor.

Bunların sonrası da var, henüz okulda olanlar, diploma almaya gün sayanlar. Vay, vay, vay! Vah, vah, vah!

Atanması yapılmayan öğretmenlerin sayısı her geçen yıl çığ gibi büyümeye devam etmekte; o derslerde öğretmen açığı yokmuş işte. Niçin kolaya kaçıp sınıf öğretmeni, beden öğretmeni, müzik öğretmeni, resim-iş öğretmeni olmaya devam ediyorsunuz? O branşlardan bu ülkeye bir yarar olmuyor işte.

Görmüyor musunuz, Cumhuriyet kurulalı şu kadar yıl oldu; hala kalkınamıyoruz. Niçin? Eğitim sisteminin yanlışlığından, öğretmenlerin gereksiz branşlarla okula gidip gelmelerinden; her öğretmen olanı branşına bakmaksızın devletin maaşa bağlamasından yığılmalar olunca, şimdi akıl başa geldi.

Sac kızdı hamur tükendi, kolay dala tutunup öğretmen olanlar atanmayı beklerken ömürleri tükendi.

Bir doğru gerçek var ki o da bu ülkenin eğitim sisteminin kusurlu olmasıdır. Deniliyor ki: Kpss’ den 89 puanla atanamayan branşlar olduğu gibi, bu sistemde 12 gibi puanlarla atanan branşlar var. Ve bir de yetişen öğretmenler niteliksizmiş. Vah ki ne vah!.

Öyle ya da böyle öğretmen olmayı başarmışlar demezler mi şimdi: “Eğer niteliksizsek sorunu kendi öğretmen yetiştirme usullerinizde aramanız gerekir. Çünkü unutmayınız ki bizler bu hükümetin eğitim politikasının birer çıktılarıyız." Çocuklar yerden göğe haklılar.

Öğretmenlerin niteliklerini ellerinde üniversite diplomaları varken değil, o eğitim fakültelerini hınca hınç doldurmadan evvel düşünmeliydiniz. Bu ülkede birileri karpuz yetiştirir gibi 45 günde öğretmen yetiştirdiler. Onlar en iyi okullara atandılar, şimdi dolgun maaşla öğretmen evlerinde Atatürk'ün "Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır" sözünün altında okey oynayıp, sigara içiyorlar. Yetiştirdikleri nesli de görüyoruz işte..

Bu atanamayan öğretmen olmuş gençleri de kendilerine özendirdiler. Otur, oyna, para al. Onların vebalini şimdi ki nesil çekiyor.

Ee, büyükler boşuna dememişler “Atanın yediği haram erikten, torunun dişi kamaşır” diye… Bence o nesle özenip hak etmediğini kazanmaktansa, git alnının teriyle başka iş yap, atanma öğretmen. Başka iş yapmaktan da utanma. Helal para terden kazanılandır, unutma.

Sistemler çürümüş diyoruz, sistemler değişmeli diyoruz hep; çok şükür değişimle düzeltilmeye çalışılan eğriliklerde var. Fakat insanların beyin yapıları değişmeden sistem değişse ne olur? Belki değişen, yenileşen, çağa uyarlanan sistemler, bu nesil sonrasına faydalı olur. İnşaallah!