Çiğ Etten Modern Mutfağa

Çiğ Etten Modern Mutfağa
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 21 Ocak 2012 13:19

altİnsanoğlu için yiyeceğin, içeceğin sınırı yok. Dünya adeta bir erzak dolabı; tek yapacağımız korumasını ve paylaşmasını bilmek.

İlk insanları düşünün ekmek yok, en azından nasıl yapılacağı bilinmiyor. Ateş yok, çünkü onun da nasıl yakılacağı bilinmiyor. Et ve yemek çeşitleri bilinmiyor, pişirilmiyor. Bu durumda para bilinir mi? Bilinse de, işe yaramadığından  “Zenginim” denilir mi?

İlk atalarımız yıllarca, belki de asırlarca meyvelerle doyurdular karınlarını; sonra avlanmayı keşfedip avlayabildikleri yabani hayvanların etleriyle karınlarını doyurdular.

İnsanoğlu zamanla ateşi buldu. Çanağı- çömleği buldu, yemek yapmasını bildi. Buğdaydan ve öteki tanelerden ekmek yapmasını öğrendi.

Böyle böyle modern ve çok zengin mutfaklara girdi, günümüze gelindi.

İnsanoğlu zaman akışı sürecinde sınırsız yiyeceğe, içeceğe sahip oldu. Yine de gözü ve karnı doymadı.

Yeme-içme hırsı, her şeye fazlasıyla sahip olma hırsı ve her şeyin kendinde olma hırsı, insan evladını saldırgan ve savaşçı yaptı. Bu uğurda insan nesli, hayvan neslinin saldırganlığını geçti.

Bu gün insanlar için yemenin içmenin sınırı yok. Bazen öyle bir sofraya oturuyorsunuz ki; sayısını ve çeşitliliğini bilemediğiniz yiyecekler ve içecekler konuluyor önünüze.. Çoğu adını hiç duymadığınız yemekler. Her biri nefse hitap edici; önce nefis doyacak, sonra göz. Mideye zaten sınırsız taviz, tıksırasıya ye. Tıkın, durma. Buldun yemek, giriş, çatlayasıya tıkın. Yemeyeni, bulamayanı, aç gezeni, açlıktan süzüleni görme, düşünme. Neyse, buralara girmeyelim şimdi. Gerçeğe daldık mı, çıkamayız.

Bir Osmanlı mutfağı gerçeğimiz vardı, değil mi? Sahi ne oldu? Birileri, bir yerlerde yaşatmaya çalışıyorlar gibi, ama sanki çeşit doyumsuzlarına yönelik bir uğraşı kadar.

Ülkemizin bu devrinde daha çok Çin mutfağından, Fransız mutfağından çeşitlemeler mevcut. Türk mutfağını özelden çıkarmışlar, Yunan mutfağıyla boca etmişler. Adına da Akdeniz mutfağı deyivermişler. İtalyan Spagetti, Rus salatası, Macar Gulaş. Tost, hamburger, pizza, vs. gibi yiyecekler baş tacımız oldular. Günümüzün bir öğününde mutlaka yeniyor.

-(Ben asla yemiyorum, fakat çevremdekilerden biliyorum. Korkum ne biliyor musunuz? Gün gelirde böcek yiyen kabileler merak edilip, imrenilir ve birisi “Hadi böcek yiyelim” değiverirde, böcekler moda ve baş yiyecek haline getirilirse diye. Nitekim deniz böcekleri yeniyor da, benim demem kakalaklar. Belki de çiğ et yemekle hayata başlayan insanoğlu, yine çiğ et yemeğe dönmekle hayatı sonlandıracak. Allah bilir. Yanlış olan, ama doğru sanılan bir durum var ki, malum moda diye biri bir şey atıyor ortaya, ‘sürü psikolojisi’ çoğunlukta modayı çabuk belleyiveriyor. Allah korusun, o günleri biz görmeden göçeriz temennisindeyim.) -

Yemek, bir milletin kültürünü de belirliyor. Günümüzde yalnız pirinç lapası yiyen insanlar, çatal- kaşık yerine ellerini kullanan toplum ve kabileler, birkaç çeşit yemekle yetinenler de var.

Türkiye, her türlü yemek ham maddesinin bol yetiştiği ender ülkelerden birisi olduğu için Türkiye’de yapılan yemeklerin çeşidi de oldukça çok. Lakin Türk yemeklerini büyük şehirlerimizde tercih edenler azaldı. Bu azalım modaya dönerse, çok geçmeden Anadolu şehirlerine de yayılacaktır. Şimdilik lokantalarımızda yapılan yemeklerin sayıları oldukça çok. Kebaptan, şişe, çorbadan kuru fasulyeye ve daha bir nelere nelere…