Nizâmî-i Gencevî ve Husrev u Şîrîn Mesnevîsi

Nizâmî-i Gencevî ve Husrev u Şîrîn Mesnevîsi
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Salı, 08 Aralık 2015 05:27

Husrev ile Şirin خسرو و شیرین Khusraw wa Shirin Târık İLeri tarık ileri ısparta www.ayferaytac.com fars dili arap dili edebiyatı filoloji gazel kaside rubai mesnevi Ayfer Aytaç Volkan İleri Ferhat ile Şirin

 

Azerî asıllı İranlı şâir Nizâmî-i Gencevî'nin meşhûr aşk temalı mesnevîsi olan Husrev u Şirin'den bir sayfa ile başlıyorum. 

Aşağıda parantez içindeki (ân) hattatın vezni dikkate almadan yazmasından dolayı işâret edildi.

 
Mefâîlun Mefâîlun Feûlun
 
ز دستش رفت آن تمسال بر باد
درون قصر آن گلچهره افتاد
 
چو آن كاغز ز دست او برون شد
بقصر آن آفت جان هم درون شد
 
بگشت استاد چابك دست غمگین
رقم زد از خیال آن نقش شیرین
 
Zi desteş reft ân timsâl ber bâd
Derûn-i kasr-i an gulçihre uftâd
 
Çu ân kâgez zi dest-i û burûn şod
Be kasr-i (ân) âfet-i cân hem derûn şod
 
Begeşt ustâd-i çâbukdest gamgîn
Rakam zed ez hayâl ân nakş-i şîrîn
 
Rüzgâr o resmi elinden uçurdu
O gül yüzlünün kasrına düşürdü
 
Kâğıt onun elinden kurtulup da
Düşünce can âfetinin kasrına
 
Eli kıvrak üstad hüzünlendi
Hayâlinden o güzel resmi çizdi

 

Bir aşk macerasının asırlar boyunca ilgi görmüş ve sevilmiş hikâyesi olan Hüsrev ve Şirin’in aslı Sâsânî Hükümdarı Pervîz’in hayat hikâyesinden alınmış olup Şîrîn u Hüsrev, Şîrîn ve Pervîz, Ferhâd ve Şîrîn, Ferhadnâme gibi isimlerle de bilinmektedir.
 
Yaşadığı dönemden itibaren Hüsrev’in şaşaalı saltanatı (590-628), sevgilisi Şirin, atı Şebdîz ile mûsikişinasları Bârbed, Nikisâ ve hazineleri hakkında çeşitli efsaneler ortaya çıkmıştır. Hüsrev’in çok zengin ve ihtişamlı bir hükümdâr olduğunu belirten tarihî kaynaklarda onun siyasî hayatına geniş yer verildiği halde Şirin’le olan münasebetine birkaç satırla temas edilir. Mesnevilerde ise Hüsrev’in siyasî hayatı kısaca geçilirken asıl ağırlığı Şirin ile olan aşk macerası teşkil eder.
 
Hüsrev’in tarihî şahsiyetinin çok iyi bilinmesine karşılık Şîrin’e ait bilgiler birbirini tutmamaktadır. Onun, hikâyeye aykırı olarak İran büyüklerinden birinin câriyesi diye gösterilmesi yanında (Mîrhând, I, 265-267; Hândmîr, vr. 92a-b) Hüsrev’in câriyesi (Taberî, III, 114) veya Romalı hıristiyan bir kız olarak da (Lebeau, XI, 501) söz konusu edildiği görülür. Şâhnâme ise Şirin’i Ermen ülkesi melikesi Mihîn Bânû’nun yeğeni olan bir prenses olarak tanıtır. Nizâmî-i Gencevî ile Ali Şîr Nevâî de onu bir Ermeni prensesi olarak göstermişlerdir.
 
Hikâyenin diğer kahramanı olan Ferhad’ın tarihî şahsiyeti ise meçhuldür. Şâhnâme ve Ravzatu's Safâ'da adı geçmez; Nizâmî’de, Rum diyarında (Bizans) su yolları yapmakla nam salmış usta bir mimar ve mühendis olarak görülür. Şeyhî’nin eserinde Hüsrev’in müşaviri Şâvur’un Çin’den ders arkadaşı olur. Nevâî’de Çin hakanının oğlu olan bir mimar ve ressamdır.
 
Hüsrev ve Şirin konusu, edebiyatta ilk defa Firdevsî’nin Şâhnâme’sinde siyasî mücadeleler esas olmak üzere yer almışsa da ona asıl şeklini vererek başlı başına klâsik bir konu hâline gelmesini sağlayan Nizâmî-i Gencevî olmuştur. Onun mesnevi tarzında ölümsüzleştirdiği bu macera kendisinden sonra yüzyıllar boyunca elliden fazla şair tarafından işlenmiştir. Bu eserler, bazı farklı tarafları bulunmakla beraber hep Nizâmî’nin eserinden ilham alınarak yazılmıştır.
 
 
Husrev ile Şirin خسرو و شیرین Khusraw wa Shirin Târık İLeri tarık ileri ısparta www.ayferaytac.com fars dili arap dili edebiyatı filoloji gazel kaside rubai mesnevi Ayfer Aytaç Volkan İleri Ferhat ile Şirin
 
Hüsrev, Şirin'in çadırına ilişen aslanı bir yumruk ile öldürür
 
Mesnevinin Nizâmî’deki şekliyle esas çerçevesi şöyledir: Çocuğu olmayan İran hükümdarı Hürmüz’ün Tanrı’ya yakarışları ve adakları sonunda dünyaya gelen oğlu Hüsrev, büyük bir itina ile büyütülüp delikanlılık çağına vardığında bir gece rüyasında gördüğü dedesi Enûşirevân’dan kendisine Allah tarafından şu dört şeyin ihsan edileceği müjdesini alır: Emsalsiz güzellikte bir sevgili, adı Şebdîz olan hârikulâde bir at, Bârbed adında bir mûsikişinas ve muhteşem bir taht. Hüsrev gün görmüş, ülkeler dolaşmış, maharetli bir ressam olan nedimi Şâpûr’dan Ermen melikesi Mihîn Bânû’nun Şîrin adında dünyalar güzeli bir yeğeni ve onun da Şebdîz adlı bir atının bulunduğunu öğrenir. Hakkında duydukları ile Şîrin’e âşık olan Hüsrev, Şîrin’i istetmek için Şâpûr’u Ermen diyârına gönderir.
 
Şâpûr, Hüsrev’in resimlerini yaparak Şîrin’in görebileceği yerlere asıp onun ilgi ve merakını uyandırır. Daha sonra da rahip kılığı ile ortaya çıkar ve gerçeği anlatır. Şîrin de resimlerine bakarak Hüsrev’e âşık olur. Hüsrev’in bir yüzüğü ile beraber resmini Şîrin’e veren Şâpûr, Hüsrev’i bulmak üzere onun ülkesi Medâin’e gitmesini söyler. Şîrin, erkek kıyafetine girip avlanmak bahanesiyle atı Şebdîz’e binip saraydan ayrılır ve Medâin yolunu tutar. Diğer tarafta, memleketinin kumandanlarından Behrâm-ı Çûbin’in entrikası yüzünden babası ile arası açılan Hüsrev, sadık bendelerine Şîrin gelecek olursa onu ücra bir köşkte ağırlamaları için tâlimat verip kıyafetini değiştirerek Ermen ülkesine doğru yola çıkar. Yolda bir göl kenarında konaklar ve gölde yıkanmakta olan Şîrin’i görür. Ancak ikisi de değişik kıyafetlere girmiş olduklarından birbirlerini tanımazlar ve aksi istikamette yollarına devam ederlerse de bir süre sonra durumun farkına varırlar.
 
Şîrin, Mihîn Bânû’dan izinsiz ayrıldığı için Ermen’e dönemeyeceğini düşünerek Medâin’deki köşkte Hüsrev’in geri dönüşünü beklemeye başlar. Hüsrev ise Mihîn Bânû’nun misafiri olarak Ermen’de hasretle Şîrin’i beklemekte ve yanından ayırmadığı Bârbed’in nağmeleriyle teselli bulmaktadır. Daha sonra Medâin’de olduğu öğrenilen Şîrin’i almaya gönderilen Şâpûr onu bulur, birlikte Ermen’e doğru yola çıkarlar. O sırada babasının, kumandanı Behrâm-ı Çûbin tarafından tahttan indirildiği haberini alarak Medâin’e giden Hüsrev, Çûbin’in tertipleri ve onun askeri karşısında tutunamayıp yeniden Ermen’e hareket eder.
 
Öte yandan Ermen’e varan Şîrin orada Hüsrev’i bulamayınca perişan olur. Ancak bir gün kendini oyalamak için ava çıktığında Hüsrev’le karşılaşır. İki sevgili günlerini av ve içki âlemleriyle geçirmekte iken Hüsrev Şîrin’den vuslat ister. Mihîn Bânû’nun kendisine öğüt verip yemin ettirmiş olması dolayısıyla Şîrin bu teklifi reddeder ve ona her şeyden önce mertlik gereği olarak taç ve tahtını kurtarmasını söyler. Şîrin’in bu sözleriyle gönlü kırılan Hüsrev bir çare aramak ümidiyle Bizans diyarına gider. Kendisini çok iyi karşılayan Rum kayseri onu kızı Meryem ile evlendirir ve tahtını kurtarması için 50.000 kişilik bir ordu ile Medâin’e gönderir.
 
Behrâm-ı Çûbin’i zorlu bir savaşla yenen Hüsrev orada yeniden tahtına oturur. Ancak Meryem ile yaptığı gönülsüz evlilik ona Şîrin’in aşkını unutturamamıştır. Bu arada Mihîn Bânû ölmüş, Şirin Ermen melikesi olmuştur. Hüsrev’e yaptığı gönül kırıcı muameleden pişmanlık duymakta ve hâlâ onun aşkıyla yanmaktadır. İçinde bulunduğu ruh haliyle ülkeyi yönetemeyeceğini anladığından bir yıl sonra tahtını yakınlarından birine bırakarak Medâin’deki köşkte inzivaya çekilir. Bu arada Hüsrev, Şâpûr’u araya koyarak çektiği hasrete dayanamadığını ve görüşme dileğini Şîrin’e iletir. Şîrin ise onun bu talebini artık başkası ile evli olduğu için geri çevirir.
 
Khusraw in front of Shirin's Castle Husrev ile Şirin خسرو و شیرین Khusraw wa Shirin Târık İLeri tarık ileri ısparta www.ayferaytac.com fars dili arap dili edebiyatı filoloji gazel kaside rubai mesnevi Ayfer Aytaç Volkan İleri
 
 
Kamer mukâbele-yi rûy-i to neyâred kerd
Veger koned hemekes eyb ber kamer gîred
 
Yüzüne karşı "İşte ben varım!" diyemez Ay
Diyecek olsa, herkes tarafından ayıplanır Ay
 
 
Burada maceraya başka bir yön veren olaylar içinde yeni bir şahıs ortaya çıkar. Çocukluğundan beri taze sütle beslenmeye alışkın olan Şîrin çevre otlaksız olduğundan süt bulmakta zorluk çekmektedir. Şâpûr’dan buna bir çare bulmasını ister. Şâpûr da Çin’de kendisiyle birlikte aynı üstattan ders gören arkadaşı Ferhad’ı ona getirir. Şîrin’in isteği üzerine işe başlayan Ferhad, bir ay içinde sarp kayalar arasında bir su yolu açıp Şîrin’in köşkü önünde yaptığı havuz ve çeşmeye uzaktaki otlaklardan taze süt akıtmaya başlar. Fakat Ferhad daha sesini ilk duyduğu anda Şîrin’e âşık olmuştur. Onun yaptığı işe mükâfat olarak verdiği mücevherleri kabul etmez.
 
Ümitsiz aşkının ıstırabı ile kırlara, dağlara düşer. Gizli tutmak istediği aşkı kısa zamanda herkes tarafından duyulur. Durumu öğrendiğinde Ferhad’ı kıskanan Hüsrev, onu huzuruna çağırıp para ve servet teklifiyle onu bu sevdasından vazgeçirmeye çalışır. Razı edemeyince, başardığı takdirde Şîrin’den uzak durmayı vaad ederek baştan başa sert bir kayadan ibaret olan Bîsütun dağını delip ordunun geçebileceği bir yol açmak gibi olmayacak bir işle oyalamak ister. Şîrin’in aşkından aldığı güçle işe girişen Ferhad her kazma vuruşunda dağın bir parçasını indirir. Şîrin’in ve atı Şebdîz’in tasvirlerini kayalara işleyen Ferhad’ın yaptığı iş dillere destan olur. Duyduğu merakla onun çalışmasını seyretmeye gelen Şîrin’in bir ara atı sakatlanıp yuvarlanmak üzere iken Ferhad onu atıyla birlikte havada yakalayıp köşke götürür.
 
Bu arada açmakta olduğu yolu neredeyse dağın öbür ucuna ulaştırabileceği korkusu Hüsrev’e Ferhad’ı aradan kaldırma çarelerini düşündürür. Bu maksatla ona Şîrin’in öldüğü haberini yollar. Duyduğu haberle yıkılan Ferhad derin bir ıstırapla hemen can verir. O sırada Hüsrev’in karısı Meryem de ölür. Bu iki ölüm dolayısıyla Hüsrev ile Şîrin birbirlerine iğneleyici birer baş sağlığı mektubu yazarlar. Yaptıklarından özür dileyip Şîrin ile yeniden bir araya gelmek isteyen Hüsrev, onun bu teklife uzak durması karşısında kendisini avutmak için Şeker adlı genç bir kızla evlenir. Fakat bir müddet sonra Hüsrev Şeker’den bıktığı gibi Şîrin’in de inadı kırılır.
 
Neticede Hüsrev ve Şirin büyük bir düğünle evlenirler. Hüsrev’in Şirin, taht, Bârbed ve Şebdîz’e sahip olacağına dâir rüyâsı böylece gerçekleşmiş olur. Bu şekilde yaşayıp giderlerken Şîrin’in tesiriyle değişen, varlık ve hayatın fâniliği hakkında felsefî düşüncelere kapılan Hüsrev Şîrin’le beraber inzivaya çekilir. Hüsrev’in Meryem’den doğan ve tahtın vârisi olan kötü ruhlu oğlu Şîrûye öteden beri Şîrin’e göz koymuştur.
 
Gâyesine ulaşmak için babası Hüsrev’i bir gece öldürtür. Şîrin’e gizlice haber gönderip onu kendisiyle evlenmeye zorlar. Şîrin bu teklifi kabullenmiş görünerek Şîrûye’yi oyalar. Hazırlanan türbeye Hüsrev’in tabutu büyük bir merasimle götürülür. Tek başına türbeye giren Şîrin, belinden çıkardığı hançerle tabutun başında ona sarılmış olarak hayatına son verir.
 
Khusraw in front of Shirin's Castle Husrev ile Şirin خسرو و شیرین Khusraw wa Shirin Târık İLeri tarık ileri ısparta www.ayferaytac.com fars dili arap dili edebiyatı filoloji gazel kaside rubai mesnevi Ayfer Aytaç Volkan İleri
 
Hüsrev, nehirde yıkanan Şirin'i seyrediyor
 
 
İran edebiyatında bu aşk macerası üzerinde mesnevi yazanların sayısı otuzdan fazladır. Nizâmî’nin Penc Genc adlı hamsesinin ikinci kitabı olarak 576’da (1180) tamamladığı Husrev u Şîrîn’ini (خسرو و شیرین) şu eserler takip etmiştir: Emîr Hüsrev-i Dihlevî’nin Şîrîn ü Hüsrev’i (1299); Türk asıllı olup 770’te (1368-69) Azerbaycan ve Şirvan’da bulunan Ârifî’nin Ferhâdnâme’si; Hâce Şehâbeddin’in müellifin ölümü sebebiyle yarım kalan Hüsrev ü Şîrîn’i; Âhî-i Meşhedî ve Kâsımî’nin Hüsrev ü Şîrîn’leri; Vahşî-i Bâfıkī’nin (ö. 991/1583) yazmaya başladığı, ancak çok sonra Visâl-i Şîrâzî (ö. 1262/1846) tarafından tamamlanan Ferhâd ü Şîrîn’i; Urfî-i Şîrâzî’nin Ferhâd ü Şîrîn’i; Şeref-i İsfahânî, Kevserî ve Şâpûr’un Hüsrev ü Şîrîn’leri; Mîr Muhsin’in Şîrîn ü Hüsrev’i; Âsaf Han, Şerîf Kâşî ve Hindistan Türk Hükümdârı Cihan Şâh döneminde yazan Vaslî’nin Hüsrev ü Şîrîn’i; Şah Abbas Safevî devri şâiri Bezmî’nin Şîrîn u Ferhâd’ı; Rûhu'l emîn Şehristânî, Meşrikī ve İbrâhim Edhem’in Hüsrev ü Şîrîn’leri; Evrengzîb devri şâiri Hızrî’nin Hüsrev ü Şîrîn’i; aynı dönemde Fevkī’nin Ferhâd ü Şîrîn’i; Nâmî, Şihâb-ı Türşîzî, Ayânî ve Şu‘le’nin (19. yüzyıl) Hüsrev ü Şîrîn’leri bunlardan birkaçı olarak sayılabilir.
 

Bâkî Selâm ve maa'l ihtiram birle.

Târık İleri

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

https://www.facebook.com/arabi.farsi

https://www.facebook.com/ileritariq

https://twitter.com/tarikileri

https://www.youtube.com/user/tarikileri/videos