Osmanlıca Okumak Bir İmtiyazdır

   Ya ben Bizansı alırım dedi, ya Bizans beni. Onları kazanlar dolusu üzerlerine dökülen kaynar katranlar durduramadı. Yolları Allah yoluydu, yürekleri iman doluydu. Peygamberin muştusuydular başardılar, tarihe namlarını şanlarını yazdılar. Bizansı alt ederek başkentini dünyanın incisi İstanbul yaptılar, yeni bir çağ başlattılar.

   Bugün İstanbul Fatih atamızın beğeneceği düzeyde değil ne yazı ki. Her türlü olumsuzluğa, her milletten yabancıya, yatırımcı bahenecilere mekan olmuş, nazarları fırsat kollar durumda; bugün İstanbul Budizm'in tapınma şekli yogaya, 'Yoğa Festivali' adı altında evsahipliği yapmakta, günümüz İstanbul'u metaryalizmcilere park yeri olmakta, yanlışları baştacı yapmakta. "Allah'ım her tarafımı birden mi bozulur bir memleketin? Ne olur bu tahribat biran evvel bitsin, ülkemizden olumdsuzluklar defolup gitsin." İnancımız odur ki, Allah'ın izniyle İstanbul dünya durdukça Fatih Sultan Mehmed'in isminin heybetiyle varlığını İstanbul olarak sürdürecektir...

Devamını oku...

Osmanlıca Okumak Bir İmtiyazdır
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 26 Aralık 2015 18:34

Ömrünü ilme ve hakîkate hasretmiş, âdetâ bezletmiş Ankara'daki Âşiyân Sahâf'ın sâhibi, bir Büyük Üstâd, Sultânu's Sahâfîn Etem Coşkun Hoca'mızla yaptğımız mühim ve çarpıcı bir muhâvereden bahsedeceğim.

 

Üstâd'ın facebook sayfasında paylaştığı "Osmanlıca Okumak Bir İmtiyazdır" başlıklı yazısına atfen benim kelâmlarım şöyle olmuştu:

Osmanlıca mezar taşı kitabe kabristan Osmanlıca okumak bir imtiyazdır

Mehmet Kanar hocamın sayfasında geçen hafta rastlamıştım, ba'zı yeni yetmeler (veya kendine âlim süsü veren kişiler de olabilir tam teferruatlı bakmadım), "millet dilden ne anlar, alayı ebleh" türünden yakışıksız ve küçümseyici ithamlarda bulunmuşlar, beğeni de almış. 

Şimdi bu lisân tahribatı bugünkü mes'ele değil ki. Millete dayatılan rejim dili tâ 30'lu yıllarda Müslüman halkın İslâm'la bağını koparmak için oluşturulan maksadlı bir proje idi. İnsanı köksüzleştirmek için el atılması gereken ilk yol dilden geçmiyor mu, Etem Hocam ve diğer hocalarım daha iyi bilirler...

Eskiden Osmanlı'nın en ücrâ köşesindeki bir köyde bile vatandaşlar en azından Fâtihâ'nın mânâsını meâle ihtiyaç duymadan biliyorlardı. Harf inkılâbından maksad lisânı tahrib etmek içindi. Yoksa bize ilk mekteplerde kemalist-lâik öğretmenlerin hararetli bir şekilde, "zordu, halk câhildi, anlamıyordu" dediği gibi değil kazın ayağı :) Ülen o öğretmenler, rûz-i mahşerde iki elim yakanızda haberiniz olsun. Esas câhil hakkı inkâr edendir, istersen cihânın en üstün allâmesi ol. Cehâlet okumakla değil, Hakk'a ve Hakîkate râm ve tâbi olmakla izâle olur.

 

Benim bu yazdıklarımdan sonra facebook sayfasındaki aynı yazı altında Erol Sevindir isimli bir dost da Etem Hoca'ma cevâben: "Ömrümce bunu imtiyaz olarak içimde hissettim. Bir gün de üniversite mezunu birisiyle paylaştım: Bana şöyle cevap verdi: "Üfürük de var mı?" demişti.

 

İşte Üstâd Etem Hoca'mızın buna cevâbî yazısı:

Sn. Erol Beyefendi:

Cumhuriyetin ilk yıllarında kraldan fazla kralcıların ve dahî İslâm'a lâkayd olan bu ''üfürük'' takımının bir propogandası da bu idi. Osmanlıca'yı, dîn'i Üfürükçülükle özdeşleştirmek, halkın gözünden düşürüp itibarsızlaştırmak o dönemin atmosferine de uygun idi. 
Bunları ciddiye almıyoruz. Ellerine dedelerinin eski harfli bir tapusu, nüfus cüzdanı vs. evrakı geçince de, kendileri okuma bilmediklerinden soluğu Osmanlıca bilenlerin yanında alırlar. 
Bi'l vesile: 
Sn. Târık Beyefendi'ye 
ve Zât-ı âlilelerinize kıymetli yorumlarınız için çok çok teşekkür ederim.
Osmanlıca mezar taşı kitabeler TÂrık İleri, tarık ileri ısparta Osmanlıca bilmek okumak imtiyazdır
 
Osmanlıca Mütehassısı Etem Coşkun Hoca'mızın "Osmanlıca Okumak bir İmtiyazdır" başlıklı o yazısı aşağıdaki gibidir:
 
OSMANLICA - [ Osmanlı Türkçesi - Klâsik Türkçe ] 
 
Pratik olarak Osmanlıca kelimesiyle ifade ettiğimiz klâsik Türkçe veya Osmanlı Türkçesi: Türk İmparatorluğunun Kuzey İran'dan başlayıp Orta-Avrupa'ya Kırım'dan Afrika'ya kadar uzanan büyük bir coğrafya üzerindeki yerleşik halklarının da müşterek lisânıdır.
 
Bu müşterek lisân aynı zamanda bin yıllık bir kültür ve medeniyetin de ifâde vâsıtası olmuştur.
 
Avrupa milletleri lisanlarının, sanat ve edebiyatlarının şekillenmesinde nasıl ki antik Yunan , Roma ve hıristiyan dininin tesiri olmuşsa, aynı şekilde Uzak-Doğu kültür ve medeniyetlerinde Budist, Müslüman Türk İmparatorluğunun lisân, kültür ve medeniyetininin biçimlenmesinde de Ötügen, Maverâu'n nehir, Fars ve Arap ve dolayısıyla İslâm dini ve onun Hak kitâbı Kur'ân-ı Kerîm'in büyük tesiri vardır.
 
Medeniyetler nev'-i beşerin vücuda getirdiği müşterek değerlerdir. Medeniyetlerin çatışma imkânları muhaldir, bir başka deyişle medeniyetler çatışması bir safsatadır. Gerçekte çatışan ise, dinler üzerinden yapılan emperyalist paylaşımın kavgasıdır.
 
Bin yıllık bir medeniyetin hâfızası olan Osmanlı Arşivleri de , Türk dili içerisine girmiş birçok Arapça - Farsça kelimeler ve Avrupa ile olan münasebetlerden dolayı bir o kadar da batı dillerinden alınmış kelimelerden mürekkep zengin ve nev'-i şahsına münhasır bir lisân ile yazılmış malzeme ile doludur.
 
Arşivler bir milletin, bir medeniyetin hâfızası ise; arşiv okumak da o milletin fertleri üzerine farz-ı ayndır. 
 
Siz arşivinizi okuyamıyor, anlayamıyor iseniz , tarihinizi , dininizi, edebiyatınızı, kültürünüzü başkalarının dilinden ve başkalarının bakış açısından öğrenmek mecburiyetinde kalırsınız.

Osmanlıca kitabe, mezar taşı, osmanlıca okumak bir imtiyazdır, Târık İleri, aşiyan sahaf etem coşkun

 
Hâfızası olmayan bir milletin, nesebi gayr-i sahih bir gürûhdan farkı yoktur.
 
Bizim hafızamız Osmanlı Arşivleri'dir. Öyle ise bu arşivleri okumanın anahtarı da, pratik olarak Osmanlıca dediğimiz Klâsik Türkçemiz, Osmanlı Türkçesi'dir.
 
Osmanlıca bilmeden tarih yazılamaz, edebiyat anlaşılamaz, anlatılamaz.
 
Osmanlıca sizlere mâzinizi tanıma ve tanımlama fırsatı sağlar.
 
Mâzinizi tanımlamak ise, sizin küre-i arz üzerindeki hüviyetinizin tescilidir.
 
Hülâsa: Osmanlıca okumak bir imtiyazdır.
-----------
Osmanlıca tanımı:
* Osmanlıcılığın revaç bulduğu 19.yüzyıl sonu,20.yüzyıl başlarında dönemin siyasî atmosferine uygun olarak, , Fransız Türkolog Jean Deny ( Grammaire de la langue Turque (Dialecte-Osmanlı ) 
ve 
* bir İngiliz Mühendis olan Sir James William Redhouse'ın kullanımı ile günümüze kadar gelmiştir.
Grammaire raisonne de la langue Ottomane (1846)
A Turkish and English lexicon-1890
-----------
Müştâkîn-i lisân-ı Osmanî içün işbu mahale meşrûhat verildi. 
 
***
 
Neticeten kendilerine şöyle diyerek lâfı bağlamıştım: Ben çok teşekkür ederim Üstâd Etem Hocam, sizin gibi Osmanlı Münevverleri'ne çok ihtiyâcımız var... Sizlerden feyz alıyoruz ve biz de yetebildiğimizce sizler gibi hakikatleri durup dinlenmeden dile getireceğiz inşaallah.
 
***
 
Ve'l hâsıl, bir dahaki yazımda, inşâallah Harf İnkılâbı ve Lisân Tahribâtının maksadlarını delilleriyle ve en ince tafsilâtına dek yazmak niyetindeyim.
 
Bâki Selâm ve Uhuvvet ile. 
 
Târık İleri
Arab Fars Filologu, Gazeteci 
 
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
 
 

Turkish Arabic English
Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ