60'I BİR GEÇE

Minyatür, çok ince işlenmiş ve küçük boyutlu resimlere ve bu tür resim sanatına verilen isimdir. Orta Çağda Avrupa'da elyazması kitaplarda baş harfler kırmızı bir renkle boyanarak süslenirdi. Minyatür sözcüğü buradan türemiştir. Bizde ise eskiden resme “nakış” ya da “tasvir” denirdi.

 

 

"Imperatore" - Padishah The 18-year-old Sultan Mehmed IV on his throne attended by a black eunuch and two pages. On his turban he carries two turned-down heron's aigrettes, sorguç. Rålamb describes him in precisely this attitude and with little flattering words.

Devamını oku...

60'I BİR GEÇE
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 13 Mart 2016 03:50

 Bugün benim doğum günüm ve ben yeni yaşıma eriştiğim için çok mutluyum. Teşekkürler hayat diyorum! Teşekkürler bana verilen güzel anlar için. Yaşadığım mutlluluklar, heyecanlar, şevkler ve zevkler için. Erdemliğin, insanlığın tadını bildiğim için, güzel anılar biriktirdiğim için teşekkürler. Avucuma konan evlat sevgisi için teşekkürler, anneleri olmakla öğündüğüm benim hayatımdaki en büyük dört aşkım. İyiki doğdum da sizin anneniz oldum. Teşekkürler hayat bana tattırdığın bu duygu için. Hayatımın anlamı kuzucuklarım tarafından her durumda koşulsuz sevildiğim için de…Teşekkürler ömrüme kattığın tüm güzellikler ve gülümsemeler için… Yeni yaşım afiyetle yol alsın, iki cihanda da mutlu olsun. Varlığım kutlu olsun...

alt

Bugün benim doğum günüm…60 yılı doldurdum şu fani dünyada. 61’den bugün itibariyle gün almaya başladım. Şimdi hangisi geçerli oluyor, doldurduğum yaş mı, yoksa girdiğim yaş mı? Elbette girdiğim yaş… Çok değil, daha birkaç yıl öncesinde yaşım sorulduğunda göğsümü gere gere girdiğim yaşı söylerken, ne ara doldurduğu yaşı söyleyenler kervanına katıldım ben?

 “Ah bir reşit olsam” diye kıvrandığım günler o kadar yakın geliyor ki hâlâ, oysa üzerinden kırk küsür zaman geçmiş. Boşa denilmemiş “dünya hayatı bir gündür o da bugündür” diye… Her neyse, aynaya baktığımda, onca yaşanılanlara rağmen bu 60 yılın bana çok koymadığını görmekten memnunum açıkçası. Yaşımı söylediğimde insanların şaşırmasını seviyorum. Aynada gördüğüm benim hala geleceğe dair büyük umutları, hayalleri var; gözleri artık eskisi kadar tozpembe bak(a)masa da hayata, hala gülerek baktığını söyleyebilirim… Koskoca 60 yılın dökümünü yapacak lüksüm yok burada, ama en azından, 60 yaşımın şu son onbeş yılının benim için çok önemli ve öğretici olduğunu söyleyebilirim. Sağlam kimse sandıklarımdan çok sağlam kazıklar yedim de; dikkat ederseniz, 'insan' demedim. Yaş aldıkça tanımazdan gelenlerinizin çoğaldığını, selam verenlerinizin azaldığını deneyimledim. 

Hakikatli dost sandıklarımın gerçekte mesleğimden dolayı ve menfaatleri icabı benimle dostluk kurmuş olduklarını anlayıp büyük hayal kırıklığı ile sanki büyüdüm. Gerçek dostların yalan yüzlerini tanıdım, yeni dostlar edinmedim. Öz kardeşlerimin yani anamdan babamdan bana en yakınımdakilerin en uzağıma düştüğünü yıllar içinde gördüm.  Sosyal medyada hep paylaşılan; “Hayat seni öyle bir noktaya getirir ki, kendini sevdiklerinle savaşırken, nefret ettiklerinle selamlaşırken bulursun” sözünün ilk bölümünü birebir çok yaşadım… Yeni yaşımda da ikinci bölümünü yaşarsam artık hiç şaşırmayacağım…Evet ya, bak bu geçen yıllarda en iyi kavradığım şey artık hiçbir şeye şaşır(a)mamak oldu…

 Her yıl tekrarladığım gibi; başta beni bu dünyayı görmeme layık bulup gönderen yüce Rabbim'e teşekkürlerimi ve şükürlerimi, şükranlarımı sunarım. Ve gelişime vesile olan anneme, babama teşekkürlerimle dualar ederim. 13 Mart 1955 Perşembe  gecesi saat 4-5 sularında dünyaya “merhaba” dediğim andan itibaren hayatıma giren/girmeye niyetlenip teğet geçen, beni seven/sevmeyen, mutlu eden/üzen, bana iyilik yapan/kazık atan, değer veren/ sevgisini, saygısı gösteren/iyimserliğime paspas muamelesi yapan herkese çok teşekkür ediyorum… İyi veya kötü, yanlış veya doğru iyi ki bir şekilde hayatımda var olmuşsunuz, yoksa ben “ben” olamazdım…

Emekli olmazdan önce dostlarım kelimesinin başında her yıl ‘eskimeyen’ sıfatı olurdu. Bu yıl özellikle yazmadım, çünkü en ağır darbeleri en güvendiğim ve asla eskimez sandığım dostlarımdan yedim… Böylece gerçek dostluğun yıllanmakla falan alakası olmadığını öğrendim. Kendilerine buradan ayrıca kocaman bir teşekkür yolluyorum; 21.yüzyılda ‘dost’ kelimesinin BİM’de satılan yoğurt markasından ibaret olduğunu gösterdikleri için…

*Bugün benim doğum günüm. Her yıl biraz daha eksiliyor ömür. Yine de teşekkürler hayat diyorum!

Bir yıl daha geçip gitti arkasına bakmadan. İçimde mutluluğun yanı sıra nedensiz bir hüzün. Karamsarlık değil, yaşlanıyoruz klasiği belkide. 

Yaşın gelir dayanır altmışa 
Tâkâtin kalmaz aklar düşer başa 
Akıllı ise durma ! Hak'kın rızasını yaşa 
Dünyaya gönül verme uğraşıların gider boşa 
Şeytan'a nefsine uyma her an getirir seni tuşa 

 

 
 

Turkish Arabic English
Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ