İSTANBUL İNSANLARI

İSTANBUL İNSANLARI
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 17 Mayıs 2016 05:51
NE KADAR ÇOKLAR
O KADAR YOKLAR
İstanbul'u çok özlemiştim. Özellikle Avrupa yakasını on yılı aşkın süredir görmüyordum. Allah nasip etti tekrardan görmek kısmet oldu. Ama inanın bu defaki gidişimde denizin iyotundan başka bana iyi gelen hiç bir yanı olmadı.
altİstanbul deyince bir zamanlar Boğazın mavi suları, Adanın yeşil çamları, Bağdat caddesinin
kafeleri geliyordu aklıma. Oysa şimdi İstanbul deyince korkunç bir inşaat sesi, beton kamyonları
ile tıkanmış trafik, pislik, keşmekeş, betondan başka bir şey görmediğin pencereli evler ve birbirinden habersiz, çevresine duyarsız, ama birbiri içinden geçercesine çok olan kalabalık insanlar geliyor.
Tabiatı bu kadar tarumar etmek zorunda mıyız? Sanki bir canavar bilerek ve isteyerek mahfediyor güzelim İstanbul manzarasını...
Para uğruna, rant uğruna yok ediliyor Allah'ın cömertce bahşettiği muhteşemlik.
Bir gün bakacağız hiç ağac kalmamış, hiç kuş ötmüyor, hiç gül açmıyor.
O zaman ağlayacağız kaybettiklerimize...
İstanbul'u yakından tanıyamamış, onun havasını soluyamamış, denizinden gelen iyot
kokusunu içine sindirme şansını elde edememiş, "bir gün belki ben de görürüm" diyen
yabancıların ve kendi insanımızın hayallerini süsleyen bu güzel şehri bu defa buruk gezdim, sebebini kısmet olursa buradan anlatacağım. lakin İstanbul'dan döneli üzerinize afiyet şiddetli gribim; sanırım kalabalığın püsürüğünü kaptım. Az bir kendime geleyim, doktorun verdiği ilaçların şifasını bir dereyim, İstanbul'u ve dahi insanlar sayesinde Pİstanbul'a dönüştürülmüş Fatih dedem yadigarını yazmaya devam edeceğim. İnşallah...