Tanınmayan Şâirler: Şeref Hanım, Âfetî, Âkif Paşa

Tanınmayan Şâirler: Şeref Hanım, Âfetî, Âkif Paşa
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 14 Temmuz 2016 00:06

Târık İleri tarık ileri ısparta Ayfer Aytaç

 

ŞEREF HANIM Osmanlı şairelerinden olup Şeyhülislam Âşir Efendi’nin neslinden Nebil Bey’in kızıdır. 1224 tarihinde doğup tarih-i vefatı malum olamadı. Matbu (basılı) Divanı vardır. Şu iki beyit bir münacatındandır:
[Fâilâtün Feilâtün Feilâtün Feilün/ Fa’lün]
 
Yâ ilâhî, değilim müstahak, ihsân eyle
Kerem u lutfunu hakkımda firâvân eyle
 
Na’t u mersiyye, münâcât u sitâyişlerimi
Sebeb-i mağfiret et, zîver-i Dîvân eyle
 
[firâvân/ferâvân: bol, çok. // sitâyiş: övgü. // zîver: süs]
 
***
 
alt
 
ÂFETÎ Tûn şehrinde doğup orada neşvünemâ bulmuş ve gûşe-yi kanaat ve inzivada yaşamış bir şairdir. Şu beyit cümle-yi eş’ârındandır.
 
Dîvâr-i sitem ber ser-i âşik eger ofted
Ber dâmen-i û gerd-i şikâyet nenişîned
 
[Mef’ûlü Mefâîlü Mefâîlü Fe”ulün]
 
Yıkılsa aşığın başına zulüm duvarı
Eteğine konmaz olur şikayet tozu
 
***
 
alt
 
 
ÂKİF PAŞA (Elhâc Mehmed) Eâzım-ı üdebâ ve şuarâ-yı Osmâniyeden (büyük Osmanlı edip ve şairlerinden) olup 1202 tarihinde Anadolu’nun Bozok memleketinde dünyaya gelmiş ve tahsil-i ilm ile bir müddet memleketi a’yânından Cebbarzade Süleyman Beyin hizmet-i kitabetinde bulunduktan sonra 1228 de Dersaadet’e gelerek akrabasından reîs-i esbak Mustafa Mazhar Efendinin sevkiyle Dîvân-ı Hümâyûn kalemine dahil olmuş ve kitabetteki iktidarı hasebiyle altı ay sonra Âmedî Odasına memur olup 241 de Âmedî-i Dîvân-ı Hümâyûn, 242 de Beylikçi-yi Dîvân-ı Hümâyûn ve 245 de reisülküttab olmuş ve 251 de riyaset-i mezkûrenin lağvıyla bâ rütbe-yi vezaret Hariciye Nezaretine tayin buyurularak ba’dehu azlolunmakla bir müddet hanesinde ikametten sonra 253 de Pertev Paşa yerine Dahiliye Nazırı olmuş ve bir müddet daha mazul kaldıktan sonra 256 da Kocaeli eyaletine nasbolunmuş ve ba’dehu nefy tarikiyle bir müddet Edirne’de ikametten sonra affolunarak bir vakit daha İstanbul’da ihtiyar-ı uzlet etmiş ve 263 de canib-i Hicaz’a azimetle (giderek) avdetinde (dönüşte) İskenderiye’de vefat etmiştir. Şiir ve inşası pek makbul olup en evvel ber tarz-ı cedid ifade icad edenlerdendir. “Tıfl-ı nâzenînim” tabiriyle başlayan mersiye-yi müessiresi meşhurdur. “Tabsıra” ünvanlı bir eseri dahi vardır. Münşeat ve eş’ârı külliyat suretinde cem ve neşrolunmuştur. Şu beyit cümle-yi eş’ârındandır:
 
[Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün]
 
Seyr kıl dûd-i kebûd-i âh-ı âteşbârımı
Görmedinse sevdiğim ger sünbüle peyveste gül
 
[Seyr et ateş yağdıran ahlarımın mor dumanını
Görmedinse sevdiğim gülün sümbüle bağlandığını]
 
 
Târık İleri