AKŞAM SONRASIYDI

İSTANBUL'DAN İKİ ÖNEMLİ, ÖZEL HATIRAT

POLİS, POLİS MİDİR? 

BAZILARI VAR Kİ; FİKRİYLE ÖRTÜŞMEYEN BİR SÖZ DERSEN KAZARA

HEMEN SERT YORUMU HAZIR ÇEKER SENİ HİZAYA

2000 senesinde İstanbul’da Avcılar ilçesinde ikamet ediyordum. 17 Ağustos tarihinde Avcılar Belediyesinin karşısındaki anıt etrafında kalabalık ahali toplanmış, 17 Ağustos 1999 tarihinde büyük depremde hayatını kaybedenler anısına mumlar yakıp söyleşiler yapıyorduk. Devletten müsaadeli bir toplanmaydı bu gösterim, ama ne olur ne olmaz istismar edilebilir gibisine polis gözetimi altındaydı etkinliğimiz. Üç saati aşkın süren anma töreninden sonra çoğunluk alandan ayrılmadı; bulundukları yerde anılarıyla sabahlamayı tercih etti. Onlardan biri de gazeteci kimliğimle bendim. Hiç bir yakınım o depremde yitirilmemişti. Fakat orada olanlarla tüm iyi niyetimle aynı duyguları paylaşıyordum. Duygusal anıları dinliyor, insanların acısını anlamaya çalışıyordum. Ağlayanları teskine gayret ediyordum. Beynim anlatılanları almaktan, algılamaktan yorgun düşmüş olacak ki, "afedersiniz" deyip dertli insanların yanından uzaklaştım. Az ilerde bir grup polis memuru... Matem denizine dalmasınlar, dertleriyle efkarın derinliğine varmasınlar diye midir, burada sabahlamaya çalışan halkı bekliyorlar. Görev verilmemiş olsa gidip istirahat yapacaklar. Yorgunlukları o kadar belli hallerinden...Gözlerim uykuyu ağırlamaya hazırlıklı olmadığından yanlarına yaklaşıp polis memurlarıyla sohbeti tercih ettim. Akademik eğitimli oldukları kibarlıklarından ve kültürlü sohbetlerinden alenen belliydi. "Maşaallah size "dedim. "Kendi evladımmışsınız gibi gurur duydum, duruşunuzdan, davranışlarınızdan" diyerek lafı sürdürdüm. "Nerede o eski cahil polisler, gitti, bittiler artık değil mi? Hani şu kaba saba olanlar vardı. Kendini insanüstü bir şey sanıp ukalalık edenler, acımasız, katılar."   İçlerinden biri "Var daha onlardan, bitmedi "dedi.

"Yahu şu devlet memurluğuda ne sağlam bir iş neredeyse ölene dek çalışıyor insanlar. Kendiliklerinden zamanım geldi deyip, giden yok" dedim.

Bir başkası: "Hem eskiden kalmalar var abla, hem de aileden zorluk görüp yetişmiş, polis olunca hırsını hırslandıkları adına halktan çıkaranlarda bulunuyor. Ee, biraz da adamına göre muamele yapmalı bizim işde; polise zıt gitmeyeceksin mesela, kimlik sordu mu itiraz etmeyeceksin. Yanlış yerdekini gördü mü, yere yapıştırabilir polis, suçluyu sevecek halimiz yok ya."

Devamını oku...

AKŞAM SONRASIYDI
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 11 Aralık 2016 12:56

Bu kez bir futbol maçı sonrasıydı. 27’si polis, 38 can. Çoğu yirmili yaşlarda. Hayatlarının baharında…Şehitlerimize Allah'tan rahmet. Yaralılara acil şifalar, ailelere sabırlar diliyorum. Başımız sağolsun Türkiye'm... 

altBombaların olmadığı, insanların bomba korkusuyla değil, huzur içinde yaşadığı günlerin bir an önce gelmesini istiyoruz.

İstanbul'da gerçekleşen bombalı saldırı sonucunda yaralananlara acil şifa diliyoruz. Terörün her türlüsünü şiddetle kınıyoruz. Daha da fazla bir şey maalesef diyemiyoruz.

Çok üzgünüz, vatanımız sağolsun.

ŞEHİTLERİMİZE TAZİYE :İşte bu nebevi doğumda teröristler Allah ve Resulünün, diriside ölüsüde ofkesini ve gazabını kazanmışlardır. 
“…Şüphesiz biz (her şeyimizle). Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” (Bakara 156)
"Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin, zira onlar diridirler, fakat siz farkında değilsiniz.” (el-Bakara, 2/169) buyurmaktadır.
Bugün aziz şehitlerimize karşı en büyük görevimiz yüreklerimizi kenetlemek, birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi pekiştirmektir.
Bismillahi ve ala milleti rasülih. Allahümme yessir aleyhi emrahu ve sehhil aleyhi ma ba’dehü ve es’idhu bi likaike vec’al ma harace ileyhi hayran mimma harace anhu”.
Anlamı: “Allah’ın ismiyle şehitlerimizin Resulullah’ın dini üzerinde olsun. Allah’ım, onların işini kolaylaştır, bundan sonrasını onlara kolay eyle, onları seni görmekle mutlu eyle. Dünyadan kendisi için çıkanı, kendisinin çıktığı şeylerden hayırlı eyle”.şehitlerimize Allahtan rahmet ailelerine sabr-ı cemil dilerim.Amin.alt
 
*Hz MUHAMMED MUSTAFA (sav) EFENDİMİZİN TÜRK ASKERLERİNİ TEFTİŞ ETMESİ. ŞİMDİ ve GEÇMİŞTE !..(YANLIZ DEĞİLSİNİZ.)
M.Akif Ersoy anlatır.Hac mevsiminde Kabenin duvarında ağlayan bir yaşlı zatı gordüm. Kaç seferdir dikkatimi cekiyordu.
Yanına yaklaştım - Neden ağladığını sordum.
Dediki- sorma sorma?
-Neden Allahın bağışlamasından süphenmi var? dedim.O zat anlatmaya başladı:
Ben dedi osmanlı ordusunda binbaşı idim.Bir sebebten dolayı istifamı istemiştim. Dilekce yazdım.Sultan Abdulhamid han kabul etmemisti. Tekrar yazdım yine kabul edilmedi.sonra zavallı basiretsizliğimle ben huzuruna gitmeyi düşündüm kabul edildi.
Huzur-u sadete vardım.bizzat istifamın kabülünü istirham ettim.Bana dediki zat-ı şahane-Gel etme evladım dedi ama ben kararımı vermiştim. Bana kızar gibi,istifan kabul edilmişir. dediler, düşünerek eve geldim.Gece mana aleminde peygamberimizi gördüm yanında butün osmanlı padişahları vardı. Arkasında sultan Abdulhamit han vardı. TÜRK ASKERİNİ teftis ediyor. önünden tabur tabur geciyorlardı.
Benim taburum geldi başında subay yoktu.
Gariban şekilde gelip gectiler...peygamberimiz bana dönerek bizim ordumuzda boyle başsız bırakanın istifasını bizde kabul ettik dedi.
Nasıl ağlamıyayım..yanından uzaklaştım
Allahın Resulü her daim ordumuzun yanında ve teftişindedir.
 
 
 
 
 
 
 
 

Turkish Arabic English