NE UĞRUNA

NE UĞRUNA
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 12 Aralık 2016 19:18
NASIL KIYDINIZ GENCECİK İNSANLARA, BİLİN Kİ
BİZİ ÖLDÜRMEYEN DERT SADECE GÜÇLENDİRİR.
alt
Ülkemizde bir yılda 24 kez patlama meydana geldi.
İstanbul’da ki bu son patlama da kırk dört şehit verdik. Halen daha durumu ağır olanlar var. Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet yaralılara da şifalar diliyorum.
Bunlardan otuz altısı emniyet görevlisiydi.

Kimi Dadaş, kimi Efe, kimi Yörük, kimi Gaggoş, kimi Laz…
Son zamanlarda verdiğimiz yüzlerce şehitten birileriydi onlar. 
Haberleri dinledikçe kahroluyor, fotoğraflarını gördükçe yanıyor, hele hikâyelerini dinledikçe bir başka oluyor insan.
Hepsi de gencecik, daha hayatlarının baharında ve daha ilk görevlerinde şehit düştüler. Kimi daha evli bile değil.
Kimisi daha yeni nişanlı,
Kimisi birkaç aylık evli.
Kimisi çocuğu daha yeni doğacak bir baba adayı
Kimisinin çocuğu daha bir iki yaşlarında .
Gencecik çocuklar…
Hepsi özenle seçilmiş, artistleri bile kıskandıracak yakışıklı delikanlılar.
Boyları posları, manken gibiler.
Yüzlerine bir kırışıklık dahi gelmemiş bebek yüzlü , nur yüzlü fidanlar.
Kimi evlenmek için maaşlarını biriktiriyor, 
Kimisi babasının avucuna verdiği maaşın gururunu yaşıyor.
Kimisi hemen maçın peşine görevi bittiğinde evine gidip daha yeni doğmuş çocuğuna sarılmanın hevesinde...
Kimisi çocuğunun sevdiği bir oyuncağı alıp bir an önce ona verip çocuğun gözlerinde ki o ışıltının hayalinde.
Kimisi maç sırasında aldığı bir atkıyı ya da takımının bayrağını küçük kardeşine götürecek.
Hepsi görevin bitmesini bekliyor ama bitecek olanın hayatları olduğunu kimse bilmiyor.
Zaten de hangimiz biliyoruz ki?
altVe o an…
Bir soysuz it sürüsünün, israf edilmiş döllerin ürünü , insanlıktan nasibini almamış, hayvanlardan bile şerefsiz olan bir topluluğun üyelerinin patlattığı bombalar…
Bir anda ortalık kan gölüne dönüyor. O mankenleri kıskandıran atletik vücutlar paramparça…
Kollar , bacaklar havalarda uçuyor.
Annelerinin bile yüzlerine bakamadığı o bebek yüzlü yakışıklı gençlerin yüzü gözü kanlar içinde.
Hayaller hayal olmuş,
Canlara ecel değmiş,
Ocaklara ateş düşmüş.
Bomba iki yerde değil seksen milyonun yüreğinde patlamış.
Oysa çoğu hayata daha yeni bir başlangıç yapmıştı. 
Başlamadan bitirdiler gavurun dölleri.
Yıllardır o kadar can aldınız sanki bitti mi ki şimdi de bitsin?
Çanakkale de bitmiş miydi ki şimdi de bitsin?
Sakarya ‘ da bitmiş miydi ki şimdi de bitsin?
Maraş’ ta , Urfa’da, Antep’te, Erzurum’ da bitmiş miydi ki de şimdi bitsin?
Bu millet her şeyini bırakıp tankların önüne yattığında bitmiş miydi ki şimdi bitsin?
BİZİ ÖLDÜRMEYEN DERT SADECE GÜÇLENDİRİR…
altBu ülke de şehitler biter mi?
Ya da şöyle söyleyeyim Şehitlik makamına ulaşmak isteyenler biter mi?
Siz bitireceğinizi sandığınız bu kahpeliklerle ancak gençlerimizi şehitlik makamına çıkarırsınız.
O güzel insanlar bir bir gittiler.
Evet gittiler.
Ancak bu boşuna bir gitme değildi. 
Onlar bu vatan için gittiler.
Bu yüce Türk milleti ilelebet yaşasın diye gittiler.
Aslında onlar kolay olanı seçtiler.
Geride kalanlara büyük bir sorumluluk bırakarak gittiler.
Siyasilere ;
‘’ Sizi ben seçtim. Ve şimdi bir seçimimi daha yaptım. Şehadet şerbetini içtim. Ben canımı verdim. Gençliğimi verdim. Siz de benim canımı verdiğim bu vatanıma sahip çıkın.’’
Sanayicisine, işverenine ;
‘’Ben canımı verdim siz de vefa gösterin milletimi kalkındırın. Geride bıraktığım çocuğuma güzel bir gelecek hazırlayın’’
Amirlerine;
‘’Ben elimden geleni yaptım. Şimdi sıra sizde. ‘’
Büyüklerine ;
‘’ Bizi yetiştirdiniz. Bizim gibileri isteriz.’’
Diyerek gittiler…
Herkese bir sorumluluk verdi öyle gittiler.
Bu saatten sonra kimse banane diyemez.
Öğrenci, ders çalışmadığında bu günü düşünsün.
İşçi , işini aksattığında bu günü düşünsün.
Memur , olur da yanlış bir şey yaptığında bu günü düşünsün.
Asker, zor durumda kalıp şikayetlendiğinde bu günü düşünsün.
Bir çöpçü bile görevi olduğu caddeyi , sokağı iyi süpürmediğinde bu günü düşünsün. 
Kaldırımlarda ki o kanların temizlendiği, duvarlara yapışmış vücut parçalarının nasıl temizlendiğini düşünsün.
Yaptığımız en ufak bir tembellikte,
Kendi çıkarımızı vatandan üstün gördüğümüz o anlarda,
Aksattığımız her görevde , nasıl hesap vereceğimizi düşünelim.
Bu insanlar canlarını verdiler. Hem de daha genç yaşlarda.
Peki biz?..
Dedimya onlar kolay olanı yaptılar aslında. Öyle bir sorumluluk bıraktılar ki ?
Vallahi de bu bile bize yeter. Tabiki anlayana.
Yazı biraz uzadı.
Belki bu yazıyı bile okumak çoğuna angarya gelecek.
Ancak şu an bir çok evde ocaklar söndü.
Bitmeyen çileler, eziyetler daha yeni başladı. 
Ve biliyorum ki bu hiçbir zaman da bitmeyecek. Hatta kor gibi her üflendiğinde yeniden saracak.
Lânet olsun bu fidanlara kıyana.
Lânet olsun bu cenneti bu duruma getirenlere!
Ama şunu unutuyorlar,
Bu bir ibadet,
Omuz omuza, dirsek dirseğe
Bu millet elbet kalkacak kıyama
Arada düşenler olacak.
Toprağa düşenler olacak.
Cennete düşenler olacak.
Saflar zaman zaman aralanacak.
Ve müezzinin sesi çınlayacak kulaklarda
Cemaat-i Müslümin !.. Safları tamamlayalım…
O saflar her zaman tamamlanacak. 
Çünkü sonunda kurtuluş var.
Sonunda yarınlar var.
Sonunda nice doğmamış nefesler var.
Bu milletin tarihi , tarih kadar eskidir.
Bunu sonlandırmak kimsenin haddine düşmez.
Düşmedide şimdiye kadar.
Bu bir ibadet.
Bu bir dava,
Allah’ a şükür ki bunun bilincinde gençlerimiz.
Hadi gençler,
Hadi kıyama.
Hadi gençler,
Safları doldurmaya.
Saflar aralık kalmasın ki şeytanlar girmesin.
 
 
 

Turkish Arabic English