ÖĞRETEMİYORUZ

Teşbihte hata olmaz, saygısızca bir davranış algılanmasın bugünkü halk koşusunu ahırdan boşalma gibi değerlendirdim. O ne öyle hırsla, hışımla birbirini geçiverecekmiş gibi bir bekleyiş ve başla komutu verilmesiyle yaydan çıkmış ok gibi fırlama?! Sanırsınız vatan uğruna cenge gidiliyor. Allah muhafaza öyle bir durumda bu çoşku ve bu çok katılım olmaz biline… Bu hal ancak günlerce havasız kalmış, kapının açılmasıyla ahırdan boşalan sığırlar gibi, birbirini ezercesine bir çıkış.

Sene de bir sefer koşmakla sağlıklı yaşam mı olur. Nisan ayında güzel bahar sabahında evinde ailenle kahvaltını yap, sonra parklara git, çimenin yeşiliyle, denizin veya gökyüzünün mavisiyle gözünü gönlünü dinlendir.

İstanbul Büyük şehir belediye başkanını saygıyla selamlıyorum diyor start veren, böyle konularda hep ‘konu olup konuşulmak adına’ belediye başkanlıklarından çıkar. Kötü bir aktivite değil, ama insanları yarıştırmak ve hırsa sebebiyet vermek hoş değil. Her neyse, insanlar kendilerine sunulanı hep iyi sanıyor ve çabuk alıyor.

Yakından bir şekil görenleriniz olmuştur, komut verilir verilmez önde gerili duranlar, imamesi kopmuş tesbih gibi güzergaha dağılıveriyor. Üşümüyor mu bunlar, aralarında yarı çıplaklar var. Yaşlısı var, çocuklu olanı var. Bir yıl boyunca bu günü bekleyenler var. Yarışı iple çeken meraklılar var. Ekranda görünmek isteyen, para amacına yönelik koşanlar ve yardım yararına koşanlar var. Bugünü dikizleyerek vaktini hoş geçirmek isteyen fırsatçılar var. İlk adımlarda çoşan, sonrasında nefesi tükenip geride kalmaya başlayanlar var. Vazgeçeni, pes etmeyeni var. Ne ararsan var velhasıl…

DEPREM DİKKAT BUYURUYOR

Devamını oku...

ÖĞRETEMİYORUZ
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 18 Ocak 2017 15:34
altBir toplumda bu kadar çok yolsuzluk olayı oluyorsa, demek ki o toplumda, aile, okul, toplumsal müesseseler, sözlü ve yazılı basın görevini yapamıyor demektir. Bir şoför, ancak doğru yolu bildiği, trafik kurallarına uygun hareket ettiği takdirde gideceği yere selâmetle ulaşır. Hayatın kuralı budur. Demek ki biz in­sanlarımıza bir hayat ideali, bir yaşama sevinci, bir hayat düs­turu veremiyoruz, öğretemiyoruz. Çocukluk hayatı karmakarışık bir aile, okul ve toplum düzeni içinde geçen bir kimse, ileride hayata atıldığı zaman, bir yuva kurduğu zaman, bir iş haya­tında, sosyal ilişkiler içinde olduğu zaman nasıl yolunu bulacak? Hiç kimseden bir kahraman hayatı beklemeye de hakkımız yok. Gerçek sebeplere inmediğimiz sürece, yalnız olanlara bakarak hiçbir müspet sonuca varamayız. Her şey her şeyle ilgili. Hayat olayları baştan sona görünmez iplikIerle birbirine bağlı. Bazen haksız yere kırdığımız bir kalp, bizi bir ömür boyu sürüm sürüm süründürebilir. Bazen yıllarca önce Allah rızası için yaptığımız bir iyilik, yıllar sonra bizi bir sıkıntıdan, bir hastalıktan, bir felâ­ketten kurtarabilir. Varolan bir şey yok olmuyor. Yapılan her iyilik ve kötülüğün muhakkak karşılığı görülüyor. Bizi üzücü durumlara götüren yalnız uygunsuz hareketlerimiz değil. Aynı zamanda temiz, nezih, olumlu olmayan düşüncelerimiz de bize kötü sonuçlar getirebilir. Biz sadece hareketlerimizden değil, duygularımızdan, düşüncelerimizden, hayallerimizden de so­rumluyuz. Hayat, akıl almaz incelikIerle dolu, muhteşem bir örgü. Bu düzen içinde hepimiz ileride kötü sonuçlarla karşı­laşmamak için son derece dikkâtli, akıllı, bilinçli konuşmak, hareket etmek, tavır almak zorundayız. Hayatta da öyle değil mi? Bazı faturalar zamanında ödenmeyince kapılara icra me­murları gelmiyor mu? Daima güzel konuşalım, güzel hareket edelim, kalbimizi ve kafamızı güzelliklerle dolduralım ki, dün­yamız da ahiretimiz de güzel olsun. Allah bu güzellikleri bütün insan kardeşlerimize nasip etsin...
Ünlü bir düşünürden konuyu özetleyecek bir kelam ederek konuyu bitirelim.
'' Sahip oldukça sahip olduğumuz şeylerin kölesi olur VAZGEÇTİĞİMİZ KADAR ÖZGÜRLEŞİRİZ''
 
 
 

Turkish Arabic English