ÇOK DEĞİŞTİK BİZ

 

Belalarin 1. Kat semaya indigi safer ayındayız…

Bu gece birinci gecesi;  Efendimiz (sav)bugün ölüm hastalıgına tutulmustur.

Bu gece 1. Kat semaya 320.000 bela inmektedir.

Bu ayda hergün 100 defa la havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim denilmelidir.

Günde 100 defa okuyandan en hafifi fakirlik olmak üzere 70 cesit bela kaldırılır.

Bilmeyen kardeslerimize iletelim insaallah 'Kim hayra vesile olursa hayri yapan gibidir.

 

Allahım! Ümmet-i Muhammed’i bağışla.

Devamını oku...

ÇOK DEĞİŞTİK BİZ
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 24 Ocak 2017 12:03

DÜNDEN BUGÜNE ÇOK DEĞİŞTİK BİZ, ESKİSİ GİBİ DEĞİLİZ ARTIK...

alt2017 senesine ulaştık şükür, benim çocukluğumdan bu yana bunca zaman içinde ne kadar değiştik anlatamam. Bu değişimler içinde ilimde, fende, sanayide, tarımda değerlendirmeye girişsem sonu gelmez. Eğitimin içine dalsam vurgun yerim. Yap yap boz şeklindeki eğitim sistemlerini, çoğalan okulları, eğitirken öğütenleri, hocaları, hacıları, kişiye hitap saçmalıkları bu yazımda saçmayacağım. Yeri geldiğince, gözleriniz okumaya heveslendiğince aktaracağım. Bu yazımda günlük yaşamımıza dair değişimden bahsedeceğim.

60 lı yıllardı benim çocukluğum. Çevremiz konu komşu sıcaklığıyla doluydu. Samimi sohbetler, çıkarsız ilişkiler, Allah(Celle Celâluhu) için sevmeler… Gün boyu insanlar birbirini görünce gülümseyerek hatır sormalar, karşılaşırken ve ayrılırken selamun aleykümler, musafaha etmeler… Salonlarımızda kocaman gösterişsiz maket denilen üzeri minder serili ahşap oturmalıklar. Odanın bir köşesinde okunası kitaplar, tefsirler… Köşede bir rahle, üzerinde mukaddes Kur’an, yanında seccade, yerde minderler… Birbirini görünce Allah(Celle Celâluhu)’ı hatırlayanlar, ayrılırken asr suresini okuyanlar… Namahremden sakınmalar, haremlik selamlıklar, onurlu utangaçlıklar…

Annelerimizin, ninelerimizin ve komşu teyzelerimizin başlarında büyük başörtüleri, boydan uzun elbiseler, geniş mantolar, pardösüler…

Alınmamış kaşlar, boyasız dudaklar, kibirsiz bakışlar, tavizsiz haller…

Diplomasız olsa da dopdolu beyinler, ilmi dışına sirayet eden hanımefendiler, beyefendiler…

Danışılası şahsiyetler, dinlenesi sesler, ağlanası omuzlar…

Hayata, İslam’ın çerçevesinden bakan gözler, ufku geniş, dünya sevgisinden sıyrılmış yürekler…

Her işini Allah ve Resul’üne soran ve buyurulana uyan müminler, mümineler…

Sonra ne olduysa oldu işte… Zaman içinde 2000’li senelere ulaşıldı.

Girişte sim beybi demeler, çıkışta by by lar, sıkıntılı hallerde Oh my god! lar…

Sıkma baş eşarplar, beli kavramış çekici pardesüler, tesettüre yön veren, Tekbirden yeni trendler…

Yay misali kaşlar, hafif bir ruj ve allık, gözde rimeller, janjanlı takılar…

Tatilde yedi yıldızlı oteller, açık menü kahvaltılar, lüx havuzlar, haşemalar, tesettürlü(!) mayolar…

Evlerde markalı konforlu koltuklar, ışıltılı mobilyalar, boncuklu perdeler, yemek masasında pullu örtüler…

Fix menü iftar sofraları, nefse ram edilmiş Ramazanlar…

Karma sohbetler, tokalaşmalar, “Ne olacak canım”lar…

Fetvalar içinden, zor bela bulunup aralanan ve zamanla kırılan kapılar…

Gitar kursunda çocuklar, elzem(!) müzik dersleri, hit şarkılar, konserde alkışlar…

Kızlara erkek, erkeklere kız arkadaşlar, islami flörtler, “my darling”ler…

Ünlü restaurantlarda kabul günleri, karidesler, havyarlar…

Alabildiğine modern (!) ve feminist mümine hanımlar, içi boş diplomalar…

Artık koca parası yemeyenler, kariyer yapanlar, çok çocuk istemeyenler…

Kalori hesapları, formda vücutlar, fitnes salonlarında mütedeyyin anneler…

Hem hatip, hem beyaz, yumuşacık hocalardan, kimseyi üzmeyecek fetvalar…

Rafların gerisinde, Buhari, Mevdudi, Seyyid kutuplar…

Tefsir sohbetlerinden, parti toplantılarına kayan, seküler kafalı mümin kocalar…

Durumdan rahatsız olanlara çıkışmalar, “Sen daha orada mısın?”lar…

Nefisle barışık bahaneler, çünkü-ler, için-ler, ama-lar…

Her halimiz anlayana çok şey anlatır,

Gözümüzde dünya, kalbimizde dünya, elde var sıfır…

Satırlar yazılar daha o kadar çok ki ...

 
 

Turkish Arabic English