BUNLARI KİM BESLİYOR

Binlerce çiçek var ama gül başka,
 Milyonlarca insan var ama dost başka, 
 Milyarlarca gün var ama Cumalar başka...
 Cumamız mübarek olsun.
 
 
 
CUMA gününü bayramımız eyleyen RABBİMİZE hamdolsun..
 
Salat ve selam peygamberimiz, Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa 'ya(sallallahu aleyhi veselleme) olsun...
Mevla bu gün hürmetine bizleri affetsin, ahlakımızı Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) ahlakına benzetsin, ihtiyaçlarımızı isteklerimizi hayırla lutfetsin. AMİN...
 
(ALLAH katında günlerin efendisi Cuma’dır. O kurban ve Ramazan bayramı günlerinden de faziletlidir. 


Cuma gününde şu beş özellik vardır: 
1- Hazret-i Âdem o gün yaratıldı. 2- O gün yeryüzüne indirildi. 3- O gün vefat etti. 4- O günde öyle bir an vardır ki, günah veya akrabalarla ilişkiyi kesme konularında olmamak şartıyla kul Allahü teâlâdan bir şey isterse ALLAH'ü teâlâ mutlaka onu verir. 5- Kıyamet o gün kopacaktır. ALLAH’a yakın hiç bir melek, hiçbir gök, hiçbir yer yoktur, hiçbir rüzgar, hiçbir dağ ve taş yoktur ki, Kıyametin kopmasına sahne olacağı için Cuma gününün heybetinden korkmasın.) [Buhari, İ. Ahmed]
Devamını oku...

BUNLARI KİM BESLİYOR
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 30 Ocak 2017 06:31

altMemleket üzerinde can sıkıcı bir atmosfer var. 'Neler oluyor? Memleket nereye gidiyor?' Soruları gittikçe yüksek sesle soruluyor. Lakin sorular sorulduğuyla kalıyor. Duyan, cevap veren yok. Acımasız medya insanlarla dalga geçiyor, kimsenin umurunda olmuyor.

Benim umurumda mı, evet desem de tek silahım kalemimle ancak iki satırla umurumu dışa savurabilirim. Benim umurumda olanları da kimse külahına takmaz. Zira ülkemde kalemler artık kılıçtan keskin değiller. Okuyan yok ki, beyni safra dolu olanlar, yazdığım kısa satırları nasıl görsün?

Toprağın kıt , insanın bol olduğu bir yerlerden geldiği her hallerinden belli olan birileri büyük şehirlere doluşmuş, iş bulamayanlar ajanslara kaydolmuş. Sonrasın da medyanın sermayesi olmuşlar. Her kanalda bir karmaşık akla ziyan proğramlar. TRT dahil hepsi kötülüğü yağmak için adeta sidik yarışındalar. TRT kimlere kaldı, kimlere ne programlar yaptırıyor. Arkalıkları kimler... ya özelden kendinden yaşlılara bile "kuzum, guzum" diyerek insanları oyalayan, kimi nasıl anlatsam.
Kimin eli kimin üstünde belli olmayan dizilerden, hergün birini bir başkasıyla seviştiren evlilik programlarından, insanların buralarda "oturmanız, kalkmanız, -ötürmeniz, bakmanız- hoşuma gitti" demelerinden gına geldi. Milletin huzurunda alenen ahlak çöküntüsü çekimi yapılıyor derken,yakınıp dururken, şimdi türlü çeşit birbirine rakip yarışmalar yayıldı.
Kanalların akıl karartıcı, nefisleri azdırıcı yarışmalarının, yarışmacılarının her biri villalarda kalıyorlar, şık giyiniyorlar, istediklerini yiyip- içiyorlar ve dahi İstanbul un gecesinin gündüzünün tadını lüks hayatla ayrı çıkarıyorlar. Yaşı başı bardağı taşırmışlar bile, feleklerini şaşırmışlar. Fitneden fit olmaya çabalıyorlar. Rekabet, hırs, eğlencenin gırla döndüğü dolaplar ve bu dolaplarda türlü kokoşluklar. Bu kanalların çoğu büyük başların, makama kurulduklarında artı güç olarak makaslamışlar. İnsanı oylama takdiğini iyi bulmuşlar. 
Yeni bir yarışma gördüm yaptıkları yemekleri, gelene gidene yalvar yakar satmaya çalışıyorlar. Ara sıra bu iğrençliklere ben de bakıyorum, zira para uğruna, şöhret uğruna insanların neler yapabileceklerine fena takıyorum. Ah insanlar, zamanlarını şeytana satmışlar. yarışmalarda, yavanlaşmışlar...
Hayat beleş olunca, aylarca kalmak için türlü şakrabanlıklar yapıyor katılımcılar. Kim reyting artırırsa o proğramın gözdesi oluyor. Kişinin ne kadar beyinsiz olduğu değil, ne kadar sululuk yaptığı önem arzediyor. Zira zeki ve çalışkan insanların oralarda ne işi olsun. kameraların büyüsüde yok değil, her nefsi etki alanına alıveriyor. Haftanın delisi olmak isteyen bu fırsatı kapıveriyor.
Evvelden masum nice kızlar, anasının evindeki fistanla İstanbul a gelmiş, kanalın verdiği dekolte giysilerle önlere sıralanmış. Adeta karpuz sergisindeler. Seç beğen al. Gögüs şov, baldır bacak gözlere hitap, herkes öne çıkma kaygısında.Çapkınlara hitap.

alt

Bu ülkede ünlü olmak hem çok kolay, hem çok zor. Ya sapıtacaksın, elalemin diline düşecek, gülderecek komiklikler yapacaksın, yahut açılıp saçılacaksın. Kısa yoldan köşe dönmecenin kolay yolları bu. Onca sene okuyup diplomalı işsiz olacağına, ilgi odağı ol, gözleri üzerine al, sonra gelen paraları say.
 
Kim besliyor bunları... Bu kadar gidere, gelir nereden bulunuyor?
Evlilik proğramlarında niceleri var ki kendini akvaryuma konmuş balık gibi hissettiği tedirginliklerinden belli oluyor. Ama böyleleri acımasız medyanın reyting yüzü oluyor. Toplumun gözü önünde sunucu alaycı sorularıyla insanlarla dalga geçiyor kimsenin umurunda olmuyor. Totemli, konseyli, şeytani saçmalık sözde yarışmalara hiç girmiyorum. Biliyorum ki onların da arkalarında biyik bir güç mevcut. Bu işin eskinin bir gezgin sunucusunun yapacağı halt değil. Ne yaparsınız ki, seyircileri çok. Kıskaca kapılan kapılana...
 Devletin denetleme gücü mü yok, var da bunlar o gücün işine mi geliyor? Öyle ya, hep  beslenmeye aç medyayı daim doyur, istediğin şeytanlığı yapsın. Devlette aklı karışık milletten kapacağını kapsın. Dünya saltanatı için güzel bir taktik doğrusu...
=devam edecek)
 
 

Turkish Arabic English