BUNLARI KİM BESLİYOR

innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn. 
Allah'tan geldik, Allah'a döneceğiz.
Bir ânımız ömür ise, bir an sonramız ölüm olabilir... 
Bugün ülkemde bir başka acı var.  Eğitilsinler diye yurtta bırakılan onlu yaşlardaki çocuklar kızgın ateşte ömürlerini erittiler. İhmal varsa, ihmâlkârlar cezalandırılacakmış. Yetkililer olay yerine gelip böyle söylemişler. (Olduktan sonra hep öyle derler.)Nedense öncesinde denetleme yapmamayı ihmalden saymazlar.
Yazmak da bir şey ifade etmez oldu. Bir cümle dışında okumaya eriniyor insanımız. Ama kelâmı, kaleme ettirmeyle beynini rahatlatan ben için, yazmanın kaçınılmazlığını savunacağım.
Rabb'im  Adana'daki kız öğrenci yurdunda gerçekleşen yangın sonucu hayatını kaybeden yavrularımızın ailelerine peygamber sabrı versin. Yaralılara acil şifalar diliyorum .Rabbim kimseye evlat acısı vermesin. ÂMİN...
Ölümün yaşı yok, hangimizi ne zaman, ne şekil bulacak. Cenneti kazanmış gibi hal ve hareketleri bırakalım, hayırlısını umalım.
YATAN ÖLMEZ VADESİ YETEN ÖLÜR
HAYAT, BİR VARMIŞ - BİR YOKMUŞ.
Mal da yalan, mülk de yalan.  
Ölüm ansızın gelecek, duy da inan!
Devamını oku...

BUNLARI KİM BESLİYOR
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 30 Ocak 2017 06:31

altMemleket üzerinde can sıkıcı bir atmosfer var. 'Neler oluyor? Memleket nereye gidiyor?' Soruları gittikçe yüksek sesle soruluyor. Lakin sorular sorulduğuyla kalıyor. Duyan, cevap veren yok. Acımasız medya insanlarla dalga geçiyor, kimsenin umurunda olmuyor.

Benim umurumda mı, evet desem de tek silahım kalemimle ancak iki satırla umurumu dışa savurabilirim. Benim umurumda olanları da kimse külahına takmaz. Zira ülkemde kalemler artık kılıçtan keskin değiller. Okuyan yok ki, beyni safra dolu olanlar, yazdığım kısa satırları nasıl görsün?

Toprağın kıt , insanın bol olduğu bir yerlerden geldiği her hallerinden belli olan birileri büyük şehirlere doluşmuş, iş bulamayanlar ajanslara kaydolmuş. Sonrasın da medyanın sermayesi olmuşlar. Her kanalda bir karmaşık akla ziyan proğramlar. TRT dahil hepsi kötülüğü yağmak için adeta sidik yarışındalar. TRT kimlere kaldı, kimlere ne programlar yaptırıyor. Arkalıkları kimler... ya özelden kendinden yaşlılara bile "kuzum, guzum" diyerek insanları oyalayan, kimi nasıl anlatsam.
Kimin eli kimin üstünde belli olmayan dizilerden, hergün birini bir başkasıyla seviştiren evlilik programlarından, insanların buralarda "oturmanız, kalkmanız, -ötürmeniz, bakmanız- hoşuma gitti" demelerinden gına geldi. Milletin huzurunda alenen ahlak çöküntüsü çekimi yapılıyor derken,yakınıp dururken, şimdi türlü çeşit birbirine rakip yarışmalar yayıldı.
Kanalların akıl karartıcı, nefisleri azdırıcı yarışmalarının, yarışmacılarının her biri villalarda kalıyorlar, şık giyiniyorlar, istediklerini yiyip- içiyorlar ve dahi İstanbul un gecesinin gündüzünün tadını lüks hayatla ayrı çıkarıyorlar. Yaşı başı bardağı taşırmışlar bile, feleklerini şaşırmışlar. Fitneden fit olmaya çabalıyorlar. Rekabet, hırs, eğlencenin gırla döndüğü dolaplar ve bu dolaplarda türlü kokoşluklar. Bu kanalların çoğu büyük başların, makama kurulduklarında artı güç olarak makaslamışlar. İnsanı oylama takdiğini iyi bulmuşlar. 
Yeni bir yarışma gördüm yaptıkları yemekleri, gelene gidene yalvar yakar satmaya çalışıyorlar. Ara sıra bu iğrençliklere ben de bakıyorum, zira para uğruna, şöhret uğruna insanların neler yapabileceklerine fena takıyorum. Ah insanlar, zamanlarını şeytana satmışlar. yarışmalarda, yavanlaşmışlar...
Hayat beleş olunca, aylarca kalmak için türlü şakrabanlıklar yapıyor katılımcılar. Kim reyting artırırsa o proğramın gözdesi oluyor. Kişinin ne kadar beyinsiz olduğu değil, ne kadar sululuk yaptığı önem arzediyor. Zira zeki ve çalışkan insanların oralarda ne işi olsun. kameraların büyüsüde yok değil, her nefsi etki alanına alıveriyor. Haftanın delisi olmak isteyen bu fırsatı kapıveriyor.
Evvelden masum nice kızlar, anasının evindeki fistanla İstanbul a gelmiş, kanalın verdiği dekolte giysilerle önlere sıralanmış. Adeta karpuz sergisindeler. Seç beğen al. Gögüs şov, baldır bacak gözlere hitap, herkes öne çıkma kaygısında.Çapkınlara hitap.

alt

Bu ülkede ünlü olmak hem çok kolay, hem çok zor. Ya sapıtacaksın, elalemin diline düşecek, gülderecek komiklikler yapacaksın, yahut açılıp saçılacaksın. Kısa yoldan köşe dönmecenin kolay yolları bu. Onca sene okuyup diplomalı işsiz olacağına, ilgi odağı ol, gözleri üzerine al, sonra gelen paraları say.
 
Kim besliyor bunları... Bu kadar gidere, gelir nereden bulunuyor?
Evlilik proğramlarında niceleri var ki kendini akvaryuma konmuş balık gibi hissettiği tedirginliklerinden belli oluyor. Ama böyleleri acımasız medyanın reyting yüzü oluyor. Toplumun gözü önünde sunucu alaycı sorularıyla insanlarla dalga geçiyor kimsenin umurunda olmuyor. Totemli, konseyli, şeytani saçmalık sözde yarışmalara hiç girmiyorum. Biliyorum ki onların da arkalarında biyik bir güç mevcut. Bu işin eskinin bir gezgin sunucusunun yapacağı halt değil. Ne yaparsınız ki, seyircileri çok. Kıskaca kapılan kapılana...
 Devletin denetleme gücü mü yok, var da bunlar o gücün işine mi geliyor? Öyle ya, hep  beslenmeye aç medyayı daim doyur, istediğin şeytanlığı yapsın. Devlette aklı karışık milletten kapacağını kapsın. Dünya saltanatı için güzel bir taktik doğrusu...
=devam edecek)
 
 

Turkish Arabic English