DAHA NELER GÖRECEĞİZ

Sene 1978. Isparta’mızın şirin ve sakin ilçesi Atabey’e bir Huzurevi yapılması gündeme geliyor. O günlerin Isparta valisi rahmetli Bedri Nazlıoğlu, bu konuda ısrarcı. “Bölgemizdeki bakıma muhtaç yaşlılara bir bakım evi gerekli,” diye düşünüyor vali. 
Bürokratik yazışmalar sonucu da Atabey Huzurevinin yapımına başlanıyor. Atabey’in en güzel yeri olan Hıdırlık mevkiinde yapılmaktadır Huzurevi. 
Gidip görenleriniz vardır. Hıdırlık mevki Atabey ilçesinin en yüksek yeridir ve Atabeyliler bu bölgeyi yıllarca mesirelik alan olarak kullanmışlardır.
Hıdırlık tepesinde bir eren, evliya var mıdır, bu tepe kutsal mıdır? 
“Bir ulu kişinin mezarı var” diyenler de bulunuyor. ‘Yok,’ diyenlerde. Onun tartışması ayrı bir yazı konusu olduğundan, burada tartışma açmaya mahal yok.
Konumuz başka:
Devamını oku...

DAHA NELER GÖRECEĞİZ
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 22 Şubat 2017 16:44
BİR ŞEHİDİN DÖRT YALANCI ŞAHİTİ
altBundan üç hafta önce El Bab ‘ ta şehadet şerbetini içen Şehidimiz vatanına getirildi. 
Herkes şehit naaşına sarılıp ağladı. 
Tüm Türkiye ağladı. 
Göz yaşları içerisinde toprağa verildi.
Devlet, yirmi bir gün sonra 240 bin lira şehit tazminatı ve aylık 3 ile 5 bin lira arasında bir maaşı baba ve annesine verileceğini ailesine bildirdi.
Buraya kadar her şey normal.
Şehidimiz olmuş ve devletimiz de şehidine sahip çıkmıştı. Ailesine elbet kıyaslanamaz ama acılarını az da olsa dindirmek, yaralarını sarmak için bir ev, bir araba parası ödemiş, ömür boyu bir ailenin geçineceği kadar da maaşı ailesine bağlamıştı.
Zaten ne olduysa bundan sonra oldu.
Şehidin cenazesine sarılıp ağlayan kadınlardan biri o parayı kendisinin hak ettiğini , biyolojik annesinin kendisi olduğunu iddia edip ‘’ Onu ben doğurdum. Para benim hakkım’’ diye mahkemeye başvurdu.
Birkaç gün sonrada şehidin babaannesi ortaya çıktı ve durum daha başka bir boyuta taşındı. Babaanne parayı üçünün de hak etmediğini asıl kendisine verilmesi gerektiğini söyledi.
Şehit daha üç yaşındayken babası annesini boşayıp başka bir kadınla evlenmiş ,anne bakamayacağını düşünüp çocuğu babaanneye bırakıp bir daha geri gelmemişti.
Baba daha sonra çocuğun kimliğine annesi olarak ikinci eşini yazdırmıştı. Şehit olduğunda da devlet doğal olarak nüfus cüzdanındaki anne babaya parayı vermişti.
Babaya sorulduğunda ‘’ Para gerçek annesinin hakkı ‘’ demiş. 
Meğer baba ikinci eşinden de ayrılmış parayı onun almasını istemiyormuş.
Babaanne ise tüm komşularını toplamış, şehide baktığını ve bu yaşa kadar kendisi getirdiğini ispat etme derdinde.
Hayatı boyunca tek kalmış şehidimiz tüm bu insanları sadece cenazesinde timsah gözyaşları dökerlerken bir arada görmüş.
Herkesin aklında parayı nasıl alırım planları var ama ‘’ŞEHİT’’ kimsenin aklında değil.
Ne akıllarında ne de umurlarında…
Şehidimize bu dünyada bulamadığı o huzuru , Rabbim elbet huzurunda verecektir.
Allah rahmet eylesin.
Bu durumda suçlu baba ve anne var. Toplum aile yapısını bozmak isteyenler emellerine geçte olsa gerçekleşiyor gibi çünkü insan olarak bir birimize tahammülümüz ve güvenimiz kalmıyor. Bunun tek suçlusu ise televizyondur.
 
 
 

Turkish Arabic English