MÜNAFIKLAR ÜLKESİ

Kimsenin ne yaptığına karışmak gibi bir alışkanlığımız yok. Fakat kış şartlarında ülkemiz ve yoksul insanlarımız adına karşılaştığımız üzücü olaylara da gözümüzü kapayamıyoruz.

Nedir bu gözümüzü kapayamadığımız üzücü olaylar?

O kadar çoklar ki; hangisini sayalım mesela? Bugünlük en önemli, lakin en umursanmayan birkaç tanesini söyleyeyim.

İsterseniz önce zaman israfından başlayalım, ekmek israfıyla devam edelim, sebze ve meyve israfıyla bitirelim yazıyı. Sonramız olursa, daha ne israfları satırlara sıralarız, alanı bulunursa bir uyarı sunarız.

Devamını oku...

MÜNAFIKLAR ÜLKESİ
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 09 Mart 2017 09:24
Din samimiyettir, samimiyet aldatmamaktır.
"Bizi aldatan bizden değildir"
Hz.Muhammed s.a.v
 

"Frenk gecesiyle geceleyen, Müslüman sabahı ile sabahlayamaz" demiş Yahya Kemal.alt

Hayatımızın neresinde İslam var?
Din samimiyettir, içten ve gönülden bağlılıktır. "Dünyaya bir kere geliyoruz . Ye, iç, gez , eğlen" zihniyetiyle Müslümanlık olmaz.
Benim ülkemde Allah"ın Müslüman kulları çoğunlukta elhamdülillah. Bu sebepledir ülkem Müslüman ülke sıralamasında başı çekiyor. Ve lakin büyük makam sahipleri olarak bilinenlerde dahil, çoğu insanımızda Müslümanlığın hiç bir alameti görülmüyor.Müslümanlık neyi gerektiriyor bilmiyorsa kişi,dininin cahilidir. Fakat bu bir mazaret değildir. Rabbim "Oku" buyurmuş, okuyup gereğini öğrenmeli ve hayatımıza uyarlamalıdır. Biliyor da bildiğini uygulamıyorsa böylelerine münafık denir. Her iki durumda da Müslümanlığımız tehlikededir.
Misaller mi, o kadar çok ki...
Yüce Yaratıcımız Allah yalan söylemeyin buyurmuş, (Yalan söyleyenler, iftira edenler, ancak Allahü teâlânın âyetlerine inanmayanlardır. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir.) [Nahl 105]
Peygamberim -Sallalahu Aleyhi Vesellem- "Yalan, günahların en çirkini, ayıpların en fenası, kalbleri karartan bütün kötülüklerin başıdır. Yalan, rızkı azaltır. Yalan, nifak kapılarından biridir. diye duyurmuş. 
Her nedense pek çoğumuz sıkıştığımız her noktada yalana başvururuz. Bazılarımız da yalana pembe yalan diye kılıf uydururuz... Oysa Müslüman kişi Allah ne derse onu yapmaya gayret eder, peygamberi neyi duyurmuşsa onu kulağına küpe eder, her adımda aklında tutar.
Malesef başta siyasilerimiz vatandaşını aldatır. "Başa geçince ayırımsız her vatandaşıma iyi davranacağım. onarı refaha ulaştıracağım" der. Koltuğa kurulunca yandaş kayırması yapar, kendine oy vermediğini düşündüklerine hor bakar, hizmet akşatmaları yapar.

altSevgili Peygamberim (Yalan yere yemin büyük günahtır.) [Buharî]
diye Mevlamızın buyruğunu bize hadisleriyle duyurmuş. Lakin bu buyruğu işittik itaat ettik diyerek müslümanlüğı kabul etmiş olan ülkem insanları unutmuş olmalı ki, başta büyük çoğunluk esnaflarımız, mallarını satma noktasında yeminin türlüsünü dillerine dolduruyorlar. Ardarda sıralamaktan çekinmiyorlar. Hele pazarcılarımız vardır ki sattıkları ürün için "daha dün dalından koptu, taptaze" diye yemin billah ederler. bu yeminleriyle Haşa ALlah"ı şahit gösterirler. İnandırdığı müşteriye satış yaparken alta çürükleri doldururlar.Bunun bilinmediğini sanırlar. Allah"ın gözetimi altında oolduklarını dünya menfaati için unutuverirler. Ne büyük gafletteyiz...
"Pazarcıların çoğu facirdir! Çok yemin ederek günaha girerler ve yalan söyleyerek alış-veriş yaparlar.) [Hakim]
 
(Danışana, yalan söyleyen kimse, ona hıyanet etmiş olur.) [İbni Cerir]
Bu sözü duymuş çğrenmiş kişi yalan söyleyebilir mi? Okuyan yoksa, yahut yanlış şeyler okunuyorsa söyleyebilir. nitekim ben bir mütaahhide danıştım. Yalan söyleyerek beni aldattı. o bu dünyalık çok pay kaptı, lakin ahireti çok karanlıktıç bunu bilmemek ne büyük ahmaklıktı.
Konu yalanla bitmiyor. Her konuda, her alanda yalan ve yanlışlar yapmaktayız. Kimsenin kimseye saygısı, sevgisi yok. Komşu hakkına riayet yok. Velhasıl Allah"ın buyruğuna, peygamberin yoluna uyan yok. Çevirdikleri dolaplarla uyuyan çok. Çünkü dinimizin cahiliyiz. Bizzat öğrenmez isek yaptığımızın doğruluğunda yanlışa yuvarlanırız Allah muhafaza... 
 
“Elif, Lâm, Mîm. İnsanlar, imtihandan ge­çirilmeden, sadece “İman ettik” demele­riyle bırakılıvereceklerini mi sandılar? Yemin olsun ki, biz onlardan öncekileri de imti­han­dan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğru­ları or­taya çıkaracak, yalancıları da mutlaka or­taya koyacaktır.” (Ankebut Suresi: 29/1-3)
 
Büyüklerimiz buyuruyor ki:
Oğlum, yalandan sakın, o serçe eti gibi tatlıdır. Ondan az kimse kurtulur. (Lokman Hakim)
Allah indinde en büyük hata, yalan konuşmaktır. (Hazret-i Ali)
Yalancı ile cimri Cehenneme girer, ama hangisi daha derine atılır, bilmem. (Şabi)
Doğru ile yalan, biri diğerini çıkarıncaya kadar kalbde boğuşur. (Malik bin Dinar)
İçi dışına, sözü işine uymamak, nifaktandır. Nifakın temeli ise yalandır. (Hasan-ı Basrî)
HASILI KELAM
 
Bu toplum düşünün, inancını simgeleyen kitabı hiç okumayan, anlamını bilmeyen.

Bir toplum düşünün, Kuran'ı bir süs gibi evlerinde bulunduran, muska gibi üzerinde taşıyan.

Bir toplum düşünün, namaz, oruç, hac ve dinin genel hatları ile farzlarını anlatan, yüzeysel olarak Allah’a ve Peygamber’e inançı vurgulayan. Ama bu inancın hayata müdahale etmediği, dil de kalan. Halkın maksimum din bilgisi bu olan!

Bir toplum düşünün, kimliğinde dini "İslam" yazan. Fakat kendi dinini, tarihini bilmeyen.

Bir toplum düşünün, Kuran okumayan, hadis, İslam tarihi bilmeyen. Bir İslam Alimi ya da mücahidinden haberi olmayan.

Bir toplum düşünün, Kuran’ın bir çok mucizevi bilgilerini süzebilecek birikimde olmayan insanları “Hoca” yapıp ibadethanelere yerleştiren.

Bu toplum size de tanıdık geldi mi?

Bu toplum sizce ne zamandan sonra bu hale sokuldu bir düşünün.
 
Tek bir doğru yol vardır. Oda kur'an ve Rasululah'ın sunneti ışığıdır.

Yılardır akılları rafa kaldırılmasının, iradeleri başkalarının iradesine verilmesinin bedelini ağır ödedik. Artık herkes aklını raftan indirsin, kimsenin aklını kiralamasın. Kim "Müslüman"ım" diyorsa gereğini yapsın. Hiç kimse falan hoca, filan kişi öyle dedi-böyle dedi diyerek algı operasyonu yapmasın.
 
Hangi zulmü anlatsak?
Hangi garibin gönlüne eğilsekte bu haklar’dan,veballer’den kurtulsak?
Hayvan suretlerine bürünmüş insanların sıfatından çıksak,özümüze ulaşsak.
Hırsın köşesin’den ayrılsak,dağınık gönüllerimizi toparlasakta insan olsak.
Dünyanın yükünü dert etmeyip hakiki yükü üzerimize alsak.
Kurtulsak bu hengameler’den hakka ulaşsak.
Doğruluktan ayrılmasak,kanatlarımızı açsak uçsak uçsak ötelere varsak.
Kırılmasa gönlümüzün kanatları,yaralamasak yaralanmasak.
Lakin acı serilmiş yeryüzüne hepimiz bundan nasipleneceğiz.
Az veya çok acıdan payımızı alacağız.
Adalet terazisi doğruluktan ayrılmaz,hile yapmaz son derece hasastır.
Ayrılık,aykırılık getirir.
Birlik olmak istiyorsunuz lakin henüz aile içinde fırkalarla başa çıkamıyorsunuz.
Dışarda ki eşkıyanın tuzağına düşüyorsunuz.
Kurt yiyor içinizi bilmiyorsunuz.
Yontulmuyorsunuz,çürütülüyorsunuz.
Sarrafın elinde taş yontulur cevher olur.
Marangozun elinde odun şekil alır taht olur,kapı olur.
Lakin kurt ne bilir?
Kurt yer eritir tüketir.
Halimiz kurtlanmış,kurtları temizlemek içinde gayret lazım,halis bir niyet lazım.
Sabır lazım,gönül lazım.
Gönülsüz iş hamaliyedir.
Merkepte yük çeker gönülsüz çeker.
Ohalde merkeplikten çık insan olmaya çalış.
Halini değiştirmedikçe dünyan değişmez.
 
nsan ilişkilerinde sınır ihlali yapmamak için üç ikaz levhasını aklınıza yazınız
Özele saygı
Özüre saygı
Kutsala saygı)
 
YİNE KONUYA DETAYLI DEVAM EDERİZ İNŞAALLAH...
 
 
 

Turkish Arabic English
Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ