GAZETECİ OLMASAYDIM

 
NET BOOK, HEMDE GAYET NET!
 
 "Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır." 
 
 BAKARÂ SÛRESİ 2 NCİ AYET
 
Ve bizim insanımız ise oku diye verilen kitabı güzelce sarıp duvarına asar...
Sonrada ondan bundan duyduklarıyla ahkam keser, yanlışı doğru beller....
 
OLMASAYDIN, OLMAZDIK SÖZÜNÜN TEK MUHATTABI; 
HZ.MUHAMMED (S.A.V) DİR...
 
Bizler, evimizde veya işyerimizde yata kalka rahat rahat oruç tutarken; Hala ''Akşam ne zaman olacak hacı," teraneleri yaparken Allah Cellü celalü bu sıcaklarda tarlada, inşaatlarda, maden ocaklarında ve daha nice zor şartlarda çalışanlara yardım etsin inşallah...Amin...
Devamını oku...

GAZETECİ OLMASAYDIM
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 21 Mart 2017 16:43

GAZETECİ OLMASAYDIM ÜNLÜ BİR YAZAR OLUR MUYDUM,

TÜRKİYE ŞARTLARINDA OLAMAZDIM. ARKALIKSIZ YÖN BULAMAZDIM.

altVE DE SÖYLEMEK  İSTEDİKLERİMİ YAZARLIKTA YÜREKLİLİKLE DİYEMEZDİM.

Bizim milletimizin büyük bir kısmı doğuştan şairdir, edebiyatçıdır ve de tiyatrocudur. Hele ki iletişim teknolojisinin her haneye tel ağı attığı günümüzde, her tuş kullanımı öğrenen yazar, gazeteci, hatta düşünür. Sosyal ortamda görüldüğü üzere herkes biraz zamane Mevlana'sı, biras Yunus Emre'si, biraz karacaoğlan'ı; hatta daha ne kadar edebiyatcı, yahut filozof, âlim varsa hepsinden bir tutam karılmalar. 

Ben de doğuştan Allah vergisi, yetenekli bir yazarım, ama yazarlığımı çok gündeme taşımıyorum. Gazeteciliğe bulaştığım günden bu güne, yazarlığımı geri plana attım. Oysa ilk tanıştığım yerel gazetenin kadrosuna baş yazar olarak dahil olmuştum. Roman ve hikaye yazıyordum. Arada bir şiirlerimde yayınlanıyordu. Edebiyat yaparken gerçekleri fazla dile getiremiyorsunuz, söyleme gereği duyduklarınızı kaleme ifade ettiremiyorsunuz. Okurlar edebi yazılarda entrikalardan ve hayal güçlerine hitaplardan etkileniyordu genelde... Dürüst gazetecilikte ise yanlışa yanlış denilebiliyordu. İnsanlar doğru bilgilendiriliyordu. İşte ben gazetecilikte bunu sevdim ve bir de halkla içiçe olmayı, onların sorunlarını dobraca dile getirmeyi. 

Vatandaş da çalıştığım gazetelerde ve televizyonlarda onların sıkıntılarını, arzuladıkları şekilde konu etmemi sevdi. Ben bu şekil gazetecilik mesleğini çok benimsedim ve böyle kabul gördüm, kabullendim. Yazarlığımı da köşe yazarlığı olarak devam ettirdim yıllar yılı profesyonelce...

Lakin çoğu sözde gazetecile beni kendileri gibi yalaka olmadığım için, yanlışa muhalif olduğumdan beni sevmezler. Onlar överler makamları, döverler dolu paraları. ben makamların yanlışını çıkaran olduğumdan çekerim ezaları. Sonucu her ne olursa olsun, doğrusu benim yaptığımdır. Zira eleştirme, sorgulama, analiz etme, mihenge vurma kabiliyetini kaybetmiş kitleler bu ülkenin bugünü ve geleceği adına en büyük tehdittir... Bunun bilinciyle gazetecilik yapanlar, kalem kullananlar, hakkaniyetlidir. İnsanın yolu cesareti kadardır. Allah'a şükür onca engellemelere ve takılan çelmelere rağmen azimle ve cesaretle kırk yılı devirdik mesleğimizde...

Gazeteciliği bu kadar çok sevmesem ve mesleğim olarak kabullenmeseydim, kitapları sık yayınlanan ve çok satan, sıklıkla okunan bir yazar olabilir miydim?

Bir güce dayanmadan, onun buyruğuna uyarlanmadan olamazdım. Olamadım da. İlk kitabım yayınlandığında pek çok yayıncıyla tanışma imkanım oldu. Onlarda aynı vurguyu yaptılar bana. "En kalite kalem de olsan, bir gücün fikirleri doğrultusunda kalemini oynatmazsan seni kabullenmezler." diyenlerin yanı sıra, "yazılarını kendi keyiflerine göre değiştiren güçlere de rıza göstermen gerek, ancak bu şekil ünlenirsin. Ünlenince de ne yazsan çok satarsın" diyenlerde oldu. Ve "bu alanda bir derneğe, bir birliğe üye olman, aidat ödemende gerekiyor" diye sektörün şeytani şeklini dile getirenlerde bulundu.


altKarakterim buna elverişli olmadığından; özgür ünsüz olmayı, geri planda kalmayı köleliğe tercih ettim. Hem zaten yerel bazda da o kadar çok yazar geçinen var ki, yalan yanlış iki bir şey yazan belediyeyi, yahut tanıdık bir paralıyı yalakalıkla avlıyor, arkasına alıp kendince güzel kitap yazıyor, sonrasında bu kitaplarını arkalığının maddi desteğiyle yayınlıyor. Maddi manevi hiç bir emek sarfetmediği bu kitapları yine başta belediyeler olmak üzere, pek çoklarına elden satış yapıyor. Başka bir meslekte para kazanarak hayatını sürdürmüş, emekliliğinden sonrasında bu şekil avantaya kurulmuş, yahut esnaflığında iflas etmiş sonra paçayı ya kitap yazarak, yahut gazetelere kapak atarak kurtaran nelerini tanıyorum. Onlar beni kıskançlıkla itham etselerde, ben onların virane, harabe, gaflet yüklü gönüllerine ve dünyalık donanmış vahim vaziyetlerine vahlanarak üzülüyorum...

Kalem hak nazarıyla ve fikir bazında yazmıyorsa; emek doğruluğa, dürüstlüğe ihanetten başka bir şey değildir...

Gençliğinde karşı cinse aşk şiirleri yazan vatandaşımız orta yaşlılığında da çiçekten böcekten bahseden şiirler yazar.Sonra şehirde çoğalan böyle şairler bir dernek kurarlar. onun çatısı altında birbirlerini pohpohlarlar. Çevreden de bunlara çokca ilgi duyarlar.Arada bir etkinliklere katılırlar, validen başkandan övgü alırlar. Varın siz idrak edin o anlarda nefslerinin aldığı lezzetleri...

“Hayatımı yazsam roman olur, hayatımı yazmaya kalksam defterler yetmez, ben demiştim, ben akıl vermiştim, ben bunların olacağını adım gibi biliyorum.” Türünden sohbetler çevremizde sık sık yapılır.

Tüm edebi terimler eğitim düzeyi ne olursa olsun hepimizin hayatında bulunmaktadır. Yani millet olarak okumadan edebiyat yapmayı çok seviyoruz. İyi ki de gazeteci olmuşum, pişmanlığım yok. İyi ki de vakti zamanında aktif olarak gazetelerde çalışmışım. Şimdi ki ortamda gazeteciliği aktif olarak yapmak istemezdim. ortalık yalaka kaynıyor, sözde kalemler paraya ve menfaate göre kıvırtılıyor. Allah beni böyle bir durumdan muhafaza etsin ve kalemimi kula yönelik eğdirmesin... Âminnn...

Ben burada söylemek istediklerimi söyleme özgürlüğü içinde Allah'ın izniyle, ömrüm oldukça yazılarımı yayınlamaya devam edeceğim. bazen gazeteci, bazen yazar kimliğimle, severek ve sevilerek çok şükürler olsun...

Haram kanadı kırık bir kuştur,uçsan uçamazsın kalksan kalmamazsın,kimseler Görmez seni,kendi Çapında sürünürsün. Her meslekte dürüst olacaksınız vesselam...

Bilmedim

Adam çalışıyor bilmem ki nerde

Rüzgârgülü olmuş döneklik serde

El etek öpüyor sürünüp yerde

Adam mı, değil mi? Bilmedim gitti

Onmaz ki dert nasıl dertsiz yürünür

Onur yerde iki büklüm sürünür

Zaman olur tüm renklere bürünür

Dönek mi, binek mi? Bilmedim gitti

Buluyor yalıyor gözü her yerde

Sınır tanımadan atlar her derde

Her işten anlıyor yeter ki ver de

Doğru mu, yanlış mı? Bilmedim gitti

Bir kıymık iş için, arını satar

İşine gelirse, her yerde yatar

Hiç durmaz varına, variyet katar

Harun mu, Karun mu? Bilmedim gitti.

(Bu şiir bana ait değil, bir dosttan alıntıdır.)

 
 

Turkish Arabic English