OKURKEN DÜŞÜN

YORGUN, ARGIN, GÜZELLİKLERE DARGIN VE HEP HASTA BEYNİMİZ

Adam oğlunu arabasıyla okula götürürken bir kaza oluyor.

 Adam oracıkta can veriyor. Çocuk ağır yaralı. Ambulans geliyor. Çocuğu acil hastaneye kaldırıyorlar.

 Acilen ameliyata alınıyor.

 Cerrah geliyor. Çocuğu görür görmez ben bunu ameliyat edemem diyor.

 Bu benim oğlum, diyor.

 Hikayemiz bitti.

Şimdi... Bu nasıl oluyor?

 a) Çocuğun iki babası mı var?

 b) Babalardan biri üvey mi?

 c) Çocuk cerrahın oğluna çok mu benziyor?

 d) Hiçbiri

Cevap : 

Devamını oku...

OKURKEN DÜŞÜN
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 17 Haziran 2017 08:09

alt

Günümüz Gerçeği
O Kadar Derinden Hissediliyor ki...

Dünyanın en prestijli (saygın) 100 üniversitesi açıklanmış. En itibarlı üniversitelerden çoğu Amerika ve  İngiltere'de; sonraki sıralamalarda Çin var, Japonya var. Onların üniversiteleri saygınlığı fazlasıyla hak ediyor. O üniversitelerin hocaları nice harika mühendisler, doktorlar, ilim alanında dehalar yetiştiriyorlar. Dolayısıyla ülkeleri gelişiyor, kalkınıyor. Bu üniversitelerin yetiştirdiği öğrencilerin her biri dünyanın geleceğini değiştiren girişimlerde bulunuyor. İş bulma kaygıları olmuyor, zira diplomaları altın değerinde... Ne mutlu onlara...

Türkiye'den bir tane bile adını duyuran üniversite yok. Gösterişli lakin göstermelik eğitimi olanları yıkıp yerlerine hakiki eğitim veren üniversiteler yapmak gerekir. Neden? Çünkü biz genellikle öğrenmeye, öğretmeye değil; öğrenciye, öğretmene değer veriyoruz. Bunun zıttını uygulamalıyız. Nasıl mı? Şöyle ki, öğrenciyi yeteneğine yönelik ve ülkemiz hayrına  yönlendirmeliyiz. Öğrenci okullar için ve hatta okulların bulunduğu yöreler için bir para kaynağı görülüyor. Ne kadar çok öğrenci, o kadar çok o yöreye gelir sağımı.

Ne kadar çok eğitim merkezi, o kadar çok eğitimci. Ancak eğitimci konumundakilerin, çevrelerinde " hocam" diyen çoğaldıkça; ünvan adamın kibirini kabartıyor, kapasitesini azaltıyor. Öğrencisini, kendisini övdüğü kadar öğütür oluyor. Sözün özü; hoca geçinenlerin övgüyle kıçları büyüdükçe, beyinleri, algıları küçülüyor. Cepleri doldukça insaniyetleri eksiliyor.

Öğretmene hak etmeden payeler vermek yerine; eğitimin önemi kavransa, eğitime ciddi anlamda özen gösterilse, öğrencilere "parasını al, diplomasını ver," mantığından uzaklaşılsa, gençlere  geleceğin umudu diye değer verilse, onların geleceğin istikballeri olduğu bilinse, sistem daha farklı olacak. Hocalar da belki hakkıyla itibar görecek. Ama nizam, izan nerde?!

Öğrencilerin tez çalışmalarıyla kitap çıkaran ve öğrencilerine bu kitapları para karşılığı kakaklayan öğretmenler, dünyalığa daldıkça, nasıl hakkaniyeti hatırlasınlar?

Ülkemizde ismini reklamla namlandırmış, çok puanla öğrenci alımı yapan üniversiteler var, ama eğitim kaliteleri yokmuş meğer ki, yurt dışına ünlerini salamamışlar.

Çok paralı 70 binden 112 bin liraya kadar özel liseler, kolejler var, üniversiteler var. Hepsi hap yap para  kap. Fiyatlar hocaları doyuruyor, çocukları bilgiyle donatmıyor. Yıllık ufak bir servet ödeniyor. Sanki önemli iş yapıyorlarmış gibi bir de hocaların burnu yüksek, yağlamadan yanlarına yaklaşılmıyor. Öğrencisi olmasa hiçbir değeri olmayacak adamlar, kibire bürünmüşler.

Bu konu up uzun, lakin savımı ispat edici bir kaç belgeye ulaşınca ayrıntılı yazacağım inşallah...

 
 

Turkish Arabic English