OKURKEN DÜŞÜN

OKURKEN DÜŞÜN
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 17 Haziran 2017 08:09

alt

Günümüz Gerçeği
O Kadar Derinden Hissediliyor ki...

Dünyanın en prestijli (saygın) 100 üniversitesi açıklanmış. En itibarlı üniversitelerden çoğu Amerika ve  İngiltere'de; sonraki sıralamalarda Çin var, Japonya var. Onların üniversiteleri saygınlığı fazlasıyla hak ediyor. O üniversitelerin hocaları nice harika mühendisler, doktorlar, ilim alanında dehalar yetiştiriyorlar. Dolayısıyla ülkeleri gelişiyor, kalkınıyor, güçleniyor, devleşiyor. Bu üniversitelerin yetiştirdiği öğrencilerin her biri dünyanın geleceğini değiştiren girişimlerde bulunuyor. İş bulma kaygıları olmuyor, zira diplomaları altın değerinde... Ne mutlu onlara... Onlar ki bilimde, fende, teknolojide ileri; bizimkiler yaya yolda bile geri, bir arpa boyu kadar cüce seli...

Batılın batılını kapıyoruz, yaptıkları işlere karşıdan şaşkınlıkla bakıyoruz. İşimiz düştüğünde mühendislerine paraları saçıyoruz. Bizim doktorumuz, mühendisimiz ne işe yarar derseniz? ilaç sektörüne, inşaat sektörüne, sadece imza yetkilerine dayalı para kazanır bizimkiler.

Ülkemizde 200 kadar üniversite var. onlara bağlı olan fakültelerin, yüksek okulların sayısını merak edip saymadım. Zira kalitesiz olanı niçin ciddiye alayım? Oy uğruna, yörelerin kalkınması adına neredeyse dağa taşa, kurda kuşa üniversite açmışız. Mezunlarını saldım çayıra yapmışız. her sene her bir okuldan binlerce çocuk mezun oluyor. Lakin olduğuyla kalıyor. Dayısı olan iş buluyor, olmayan yengesinin dizi dibinde dinleniyor...

Türkiye'den bir tane bile adını duyuran üniversite yok. Gösterişli lakin göstermelik eğitimi olanları yıkıp yerlerine hakiki eğitim veren üniversiteler yapmak gerekir. Neden? altÇünkü biz genellikle öğrenmeye, öğretmeye değil; öğrenciye, öğretmene değer veriyoruz. Bunun zıttını uygulamalıyız. Nasıl mı? Şöyle ki, öğrenciyi yeteneğine yönelik ve ülkemiz hayrına  yönlendirmeliyiz. Eğitime yönlendirmediğin gençler, başka eğilimlere yönlendirilirler. Ülkemde diplomalı çok, lakin diplomasının hakkını veren yok. Zira elinde hak ederek aldığı bir diploma yok. Bütün yıl kafelere takıl eylen, eylemlerde bulun; sene sonu ezbere dayalı ders geç. Çoğunluk böyle, azınlık sistemce itibar görmez. Çalışarak sınıf geçenin emeği karşılık bulmaz. Haklıya hak verilmez. Hocaların etrafında pervane olanlar ışık saçarlar, her türlü fırsatı havadan kaparlar. Bu sistem nasıl bir zillettir, devasız bir illettir. Kandırarak kazanmak  ülkeme ihanettir. Çarktan beslenenlerin yolları tıkanmalı, gençlerimizin geleceği için yanlışlar bugünden budanmalı. (Ülkemde her alanda haksızlık yapan adeta zil takıp oynuyor. Kabulü mümkün müdür, böyle zihniyetin?)

Öğrenci okullar için ve hatta okulların bulunduğu yöreler için bir para kaynağı görülüyor. Ne kadar çok öğrenci, o kadar çok o yöreye gelir sağımı.

Ne kadar çok eğitim merkezi, o kadar çok eğitimci. Ancak eğitimci konumundakilerin, çevrelerinde " hocam" diyen çoğaldıkça; ünvan adamın kibirini kabartıyor, kapasitesini azaltıyor. Öğrencisini, kendisini övdüğü kadar öğütür oluyor. kendisi de bağlı olduğu makamların daim itaatkarı bulunuyor. Sözün özü; hoca geçinenlerin övgüyle kıçları büyüdükçe, beyinleri, algıları küçülüyor. Cepleri doldukça insaniyetleri eksiliyor.

Öğretmene hak etmeden payeler vermek yerine; eğitimin önemi kavransa, eğitime ciddi anlamda özen gösterilse, öğrencilere "parasını al, diplomasını ver," mantığından uzaklaşılsa, gençlere  geleceğin umudu diye değer verilse, onların geleceğin istikballeri olduğu bilinse, sistem daha farklı olacak. Hocalar da belki hakkıyla itibar görecek. Ama nizam, izan nerde?!

Öğrencilerin tez çalışmalarıyla kitap çıkaran ve öğrencilerine bu kitapları para karşılığı kakaklayan öğretmenler, dünyalığa daldıkça, nasıl hakkaniyeti hatırlasınlar?

Ülkemizde ismini reklamla namlandırmış, çok puanla öğrenci alımı yapan üniversiteler var, ama eğitim kaliteleri yokmuş meğer ki, yurt dışına ünlerini salamamışlar.

Çok paralı 70 binden 112 bin liraya kadar özel liseler, kolejler var, üniversiteler var. Hepsi hap yap para  kap. Fiyatlar hocaları doyuruyor, çocukları bilgiyle donatmıyor. Yıllık ufak bir servet ödeniyor. Sanki önemli iş yapıyorlarmış gibi bir de hocaların burnu yüksek, yağlamadan yanlarına yaklaşılmıyor. Öğrencisi olmasa hiçbir değeri olmayacak adamlar, kibire bürünmüşler.

Bu konu up uzun, lakin savımı ispat edici bir kaç belgeye ulaşınca ayrıntılı yazacağım inşallah...