ADI ADALET

GÜL HER BAHÇEDE GÜL, BALIK HER DENİZ DE BALIK...
 
 
Yüce Mevlamız dünyanın toprağının özüne göre özel niteliklerde gül var etmiş. havsalamızın almayacağı kadar renk ve çeşitdeki bu güllerin kokusu dünyanın süsü ve misi olduğu kadar, görüntüleri de ruhumuzun huzuru... her bir gülün tek bir ortak adı vardır. Gül... Yahut, bizden olmayanların diliyle rose, evir, çevir karşılığı gül... Biz insanlar farklılaştırmışız gülleri, has gül, yoz gül örneğin... Yada, pembe gül, kırmızı gül, yediveren,akşam sefası, sabah cefası misali...
 
Balıklar içinde farklı değil tanımlama, balık... Her denizde genel isimleri balıktır. yabancı dillerde söyleneni türkçeleştir, karşılığı balıktır. Yine biz insanlar farklılaştırmışız onları, Karadeniz balığı, Okyanus balığı, Akdeniz balığı örneği. veya sarıkanat, hamsi, istavrit, uskumru, balina, yunus misali...
Hayvanların genel tanımlanması da hayvan, çeşitlerdirmiş rabbimiz kimini kedi, kimini köpek, kimini at, eşek vs. olarak var etmiş. Onların farklılıkları bizlerin ihtiyaçlarına göre belirlenmiş. Hizmet için olanları, beslenme için olanları, bekçilik için olanları, vs...  
 
Ve insan... yeryüzünde insan da tek bir kelimeyle Ademoğulları olarak var edilmiş. İnsan denilerek sıfatlandırılmış. İyiler veye kötüler diye çeşitlendirilmiş. Hakikatte Peygamber ümmeti Müslümanlar ve olmayanlar. Yahut Müslüm ya da gayri Müslüm...
 
Bunun dışında insana başka sıfat takılmamalı. Rengi şekli, şemali irdelenmemeli. Yaratan Yaradan'dan dolayı sevilmeli. Allah nasıl yaratmışsa yaratılana, Yaradan'a hürmeten saygı duyulmalı...
Devamını oku...

ADI ADALET
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 08 Temmuz 2017 08:23

SANA ADALET, BANA ATALET ...

OLMAZ, BÖYLE HAK YERİNİ BULMAZ!

altAdalet adil olmak, adil dağıtmak demektir.  Aslı Hak, nesli hukuk…Detayı hukuk çerçevesi dahilinde haklıyı bulup hakkını teslim etmek…Haklı ile haksızın ayırt edilmesi,hak sahibine hakka uygun şekilde hakkını verilmesi demektir.

Hukuk ise; duygusal değil, yazılı, tarafsız ve adalet mantığı üzerine bina edilir. Adalet saraylarında adalet ad olarak kapalı kaldıkça, yaşanmadıkça, yaşatılmadıkça adının varlığı neye yarar?

Bizim güzel yurdumuzda isim olarak adalet çok da, hak-hukuk alanında maalesef kırıntısı bile yok. Adaletin olmadığı yerde ne hak vardır, ne hukuk vardır. Olmayan bir şey de aranmamalıdır, var etmeye çalışmalıdır.

Bu siteden defalarca yazdım, yeminler ederek adaletin ülkemde var olmadığını vurguladım. İnanılmaz inatla sözümün arkasındayım. İzninizle misal verecek olursam, zengin birinin oğlu, yahut kızı bir pislik yapsa, babası o pisliği parasıyla temizler. Parasının çokluğu oranında pürüpak hale dönüştürür. Ben yanlışa çatsam, hakkımı aramaya kalksam, param yoksa adalet labirendinde dolanıp durdukça pisliğe bulanırım. Zengine hızla dönen çark, bana tembellik yapar. Sümen altına tıkılan dosyam, aylarca toz toplar.

Maalesef biz İslam'dan uzaklaştıkça, dini imanı para ile değerlendirdikçe hakkı hukuku kaybetmişiz.

Bir zalim kendine karşı çıkan bir masuma zulüm edebiliyor. Adalet makamındakiler itibarlı olana göre hüküm verebiliyor. İtibar değerlendirmesi de karaktere, edebe göre değil; kravat takışa ve paranın pek çokluğuna göre ölçülüyor. Emin olunuyor. Paran yoksa avukat dahi kılını kıpırdatmıyor. Adamlar ağızlarını lira değerinde açıyor. 

Haksızlıklar sadece adalet saraylarında tıkılı değil. Ülkemde her alanda adaletsizlik var. hak yeme var, haksız kazançlar var... İşçinin hakkını gasp eden işverenler var. "Salla başı al maşı" zihniyetiyle çalışan memurlar var. Torpil kavramı var. Devlet desteğiyle kıçını kapatanların dengesizlikleri var.

Ülkemde varlarla yoklar arası o kadar orantısız ki... Hangi uçundan tutsan dökülür, çürümüşlükler elinde kalır.

Ve lakin herkes hak ettiği makamda olsa insanlar neyi konuşacak, ben bunları nasıl yazacağım, cehennem ne işe yarayacak, gayya kuyusu nasıl dolacak, imtihan ne olacak, öyle değil mi?

 

Gerçekler ne yazık ki acıdır, acıtır. Gerçek, tünelin çıkışındaki güneşin ziyaları gibidir. Lakin er geç tünelin içini aydınlatacaktır. her türlü engellemeye rağmen...

Deveyi hamutuyla, bir davarı gövdesiyle götürenlerin olduğu bir dünyada, ne yazık ki bazıları acıkmamak için karnına taş bağlıyorlar. Olanlardan nemalanmaya çalışanlar, kendine de bir pay biçenler, ne kadar etik davranıyorlar acaba?

Bazıları işe girmek için ne çileler çekerler, bazıları da hoppadanak birkaç işe birden girerler. Bazıları ekmek bulmak adına kırk takla atarlar, bazıları da kolayca buldukları ekmeği beğenmeyip çöpe atarlar.

Her atan nabza göre şerbet verip bukelemun gibi renkten renge boyanan, her devrin adamı olup, her bulduğu eteğe sarılan, yamanmaya çalışan nice zevat var. Amma bir de şöyle bir hakikat var.  Allah’ın (Celle Celaluhu) ilk sırada olmadığı bir tercihte insan daima zarardadır.Hangi alanda var oluyorsa olsun.

Ah bu menfaatler ! Kimine diken gibi batarken, kimine çiçek gibi güzel görünürler...

Yakın geçmişte benimde yakınında bulunduğum bir makam sahibinin iki yetişkin oğlu, iki ayrı zamanda, keyiflerinin tatmini için iki büyük suç işledi. Onların bu suçları sabitleşmişti ve ağır cezalar gerektiriyordu. Baba olayı duyunca makam gücüyle herkesi satın aldı. Tabi ki de dünyalık, onun dağarcığı dünyalık kadardı zira...

Gün gelecek bu gerçekler aydınlanacak, ömrüm olursa bu dünyada anlatacağım, belki buradan aktaracağım. Ölür kalırsam, ahir ömrümde hakikatleri haykıracağım. Yüce Rabbimiz elbet herkesin herşeyini biliyor. Bizlerde yanlışlarımız adına af dilerken, doğru bildiklerimiz adına da şahitlikten geri kalmayacağız. Kalmamalıyız da hem bu dünyada, hem ebediyette...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 

Turkish Arabic English
Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ