DDTLİ DÜNLER

İmâm-ı Câfer-i Sâdık hazretleri buyurdu ki:

"Perşembe günü ikindi vakti olunca, ALLAH'u teâlâ, meleklerini gökten yere indirir. Meleklerin yanında gümüşten sahifeler ve altından kalemler vardır. Ertesi gün güneş batıncaya kadar Resûlullah'a okunan salevâtı yazarlar...ALLAH'ım, Efendimiz Muhammed'e, onun âl ve ashâbına, indiği günden itibâren tâ kıyâmete kadar, onu okuyan her okuyucunun her kelimesini okuması esnâsında ALLAH'ın izniyle hava dalgalarının aynasına yansıyan bütün Kur'ân kelimelerinin bütün harfleri adedince salât ve selâm eyle. Bize, anne ve babamıza, erkek ve kadın bütün müminlere bu salavâtlar adedince merhamet et. Bunu rahmetinle yap, ey merhametlilerin en merhametlisi! Duâmızı kabul buyur. Alemlerin Rabbi olan ALLAH'a hamd olsun. Amin...

Devamını oku...

DDTLİ DÜNLER
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 09 Ağustos 2017 16:30

DDTLİ DÜNLER

altHaberlerde izledim, DDT ilacı sıkılan tavuk kümeslerinden toplanan yumurtalar insan vücuduna zehir yayıyormuş. Avrupa kıtasındaki 17 ülkede üretilen yumurtalar risk taşıyormuş. Tavuğu, horozu kapalı mekanda karanlıkta hapis tutarsan, sıklıklada kaldıkları yere böcek ilacı sıkarsan olacağı budur işte.  Tavukların etine haşarat dadanmasın diye düşünüp ilacı basanlar, yumurtaların bu ilaçlardan zehiri kapıp insanı hasta edeceğini akıl edememişler. Ne de olsa her Avrupalı akıl küpü olmuyor.

Biz çocukluğumuzda çoğu Anadolu insanı gibi ahşap evlerde oturduk. Malum ahşap evlerin çoğu bahçeli olurdu. Bahçe demek topraklı alan demek. Toprakta da her ne ararsan bulunur. Kedisinden, köpeğine, böcüsünden, börtüsüne. En çok da sırma bıyıklı, kalın kuyruklu; filmlerde, resimlerde sevimli, her türlü hastalığın taşıyıcısı fareler dolu olurdu ahşap evlerde.  Çıyanı, sümüklü böceği, kırkayağı, hamam böceği, bunlar sıradan sayılır. Bazısının üzerine tuz ekerek ömrü sonlandırılırdı.

Belediye, şayet evde küçük çocukları bulunan ailelerce talep edilirse, yılda iki kez evleri DDT ile dip köşe ilaçlardı. Sabahtan mesai saati başlar başlamaz, sırtlarında pompalı ilaç makinesi, üzerleri uzaylı gibi giyinmiş belediye işçileri eve gelirdi. Ev halkından dişiler komşuya, erkekler kahveye yahut çarşıya giderlerdi. Ekip tüm haneyi; kiler mutfak dahil, bolca ilaçlardı. Vee gün boyu ev hava almayacak şekilde kapalı kalırdı. Akşama doğru eve ilk giren anne olurdu. kapıları, pencereleri açıp evi havalandırırdı. Sonra çoluk çocuk eve doluşur, ilaçlama yapılmış mutfaktan hazırlanan aşla ailecek karın doyurulurdu. Allah'ın takdiri, hiç birimize bir şey olmazdı. O zaman ki DDT mi masumdu dersiniz, yok canım kalın kuyruklular bile kuyruğu titretir kalırdı. Belli ki şimdi ki ilaçlarda ilaçlamaya muhtaçlar.

Belediyenin köpek itlaf ekibi de vardı. Elleri tüfekli, ayakları çizmeli adamlar mahalle aralarında dolaşırlardı.10 kuruş karşılığı havlamasından şikayet edilen köpeği öldürürlerdi. Sonra hayvan sevenler sahneye indi. İtlaf olayı birden kalktı. Bu defa köpekler toplanıp zabıta ekiplerince yakın illerin sınırlarına bırakılmaya başladı. Belki o illerde gece yarısından sonra aynı kurnazlığı yapıyorlardı. Şükür ki artık köpek katliamı yapılmıyordu.

Belediye ekipleri daha ne işler yaparlardı bir bilseniz, yeri geldikce biz bildiririz.

 

 
 

Turkish Arabic English