DDTLİ DÜNLER

SİZ HİÇ AÇLIKTAN AĞLADINIZ MI?  BUGÜN HİÇ ALLAH'A ŞÜKRETTİNİZ Mİ?

YEMEK BULUP YİYEBİLDİĞİNİZ İÇİN ELHAMDÜLİLLAH DEDİNİZ Mİ?

Dünyaya gelmişiz, bu güzelliğe erişmişiz, dünyamızda ne oluyor, ne bitiyor? Hiç bir şeyin farkında olmadan yaşayıp gidiyoruz işte. Bize sunulanı alıyoruz, kendimiz Allah’ın büyük bir nimet olarak verdiği aklı kullanmıyoruz. Allah bize verdiklerini haşa lüzumsuz yere vermedi ki, "Öyle sende dursun, beynin uyuşsunda uyusun" diye değil ki verilen nimetler. Dünyada ne oluyorsa, düşünüp ibret alacaksın, olumsuzluğu gidermeye kafa yoracaksın, kendin ve diğer insanlığın yararına çalışacaksın, elindekilerinin paylaşımını yapacaksın, iyilikler adına gayret edeceksin. Allah gayretli kuluna destek ihsan eder, çalışan kuluna bolca nimet vesile eder.

Batı dediğimiz batıl fikirliler nasıl çalışıyorlar, gece gündz gayretliler. Onlarda Allah'ın kulu ve gayretlerine karşılık buluyorlar. neyin gayretinde olduklarını en iyi Allah bilir ve yanlış yaptıklarının cezasını elbet ebediyet âleminde görürler. Bizler de Müslümanlar olarak hangi yönde gayretliysek, o yönde ilerleme yaparız. tembellikte ise gayretimiz, daha da tembelleşiriz. Gavur yapar biz bakarız, onun yaptığını kaparız.

Karıncadan, arıdan ders almayız hiç, "Mahlükat" der geçeriz. Onlarda bir Allah’ın kulu ve bize örnek olabilecek ne meziyetleri var. En şerefli mahlûk olarak yaratılmış insanoğlu ise çoğunlukla yatışta; bilhassa Müslümanlar Allah’ını bilmeden yaşayışta… Sorsan herkesten iyi Müslümanlar dolu etrafımız. Âlâ Müslüman isek neden batıla bayılıyoruz, gavurun gayretine bir de biz destek oluyoruz? Gavurun her sunumunu beğenip hayranlık duyuyoruz?

Rabbimiz "Batıldan sakının, onlardan dost olmaz" buyurmuş, bizler onların yaptıklarından edinmek için, türlü yalakalıklarla nasıl samimi dostluklar kuruyoruz. Kendimiz yapmamız gerekenleri yapamadığımızdan onların çalışmasına bakıyoruz, yaptığı ne ise ‘doğru yanlış’ hemen kapıyoruz. Müslüman’ım diyen kendi gayretli olur, gavura minnet etmez…

Yanlış mıyım, yalan mı konuşuyorum? Haşa, olanı ve olması gerekenleri yazıyorum. Önce nefsimi dürtükleyerek…

Müslümanız Elhamdülillah, lakin nankörüz ve şükürden uzağız. Kuru ağızla şükür kelimesini kullanmak değil demek istediğim; giderek gavura uyuyoruz, onun gibi olup duruyoruz… 

Devamını oku...

DDTLİ DÜNLER
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 09 Ağustos 2017 16:30

DDTLİ DÜNLER

altHaberlerde izledim, DDT ilacı sıkılan tavuk kümeslerinden toplanan yumurtalar insan vücuduna zehir yayıyormuş. Avrupa kıtasındaki 17 ülkede üretilen yumurtalar risk taşıyormuş. Tavuğu, horozu kapalı mekanda karanlıkta hapis tutarsan, sıklıklada kaldıkları yere böcek ilacı sıkarsan olacağı budur işte.  Tavukların etine haşarat dadanmasın diye düşünüp ilacı basanlar, yumurtaların bu ilaçlardan zehiri kapıp insanı hasta edeceğini akıl edememişler. Ne de olsa her Avrupalı akıl küpü olmuyor.

Biz çocukluğumuzda çoğu Anadolu insanı gibi ahşap evlerde oturduk. Malum ahşap evlerin çoğu bahçeli olurdu. Bahçe demek topraklı alan demek. Toprakta da her ne ararsan bulunur. Kedisinden, köpeğine, böcüsünden, börtüsüne. En çok da sırma bıyıklı, kalın kuyruklu; filmlerde, resimlerde sevimli, her türlü hastalığın taşıyıcısı fareler dolu olurdu ahşap evlerde.  Çıyanı, sümüklü böceği, kırkayağı, hamam böceği, bunlar sıradan sayılır. Bazısının üzerine tuz ekerek ömrü sonlandırılırdı.

Belediye, şayet evde küçük çocukları bulunan ailelerce talep edilirse, yılda iki kez evleri DDT ile dip köşe ilaçlardı. Sabahtan mesai saati başlar başlamaz, sırtlarında pompalı ilaç makinesi, üzerleri uzaylı gibi giyinmiş belediye işçileri eve gelirdi. Ev halkından dişiler komşuya, erkekler kahveye yahut çarşıya giderlerdi. Ekip tüm haneyi; kiler mutfak dahil, bolca ilaçlardı. Vee gün boyu ev hava almayacak şekilde kapalı kalırdı. Akşama doğru eve ilk giren anne olurdu. kapıları, pencereleri açıp evi havalandırırdı. Sonra çoluk çocuk eve doluşur, ilaçlama yapılmış mutfaktan hazırlanan aşla ailecek karın doyurulurdu. Allah'ın takdiri, hiç birimize bir şey olmazdı. O zaman ki DDT mi masumdu dersiniz, yok canım kalın kuyruklular bile kuyruğu titretir kalırdı. Belli ki şimdi ki ilaçlarda ilaçlamaya muhtaçlar. Doğrusu şu ilaçlama yapacağın yerde yararlı canlı kalmayacak, yiyecek içecekler kapalı kaplarda tutulacak. Tavukları çıkarır, içinde can taşıyan yumurtalarnı bırakarak barınaklarını ilaçlama yaparsan, olacağı yumurtaların zehirlenmesidir. Dolayısıyla yumurtadaki zehirin insana geçiyor olmasıyla, yumurta yemeyi seven insanın zarar görmesidir. Detaylı anlattık, meselenin aslı anlaşılmıştır umarım.

Belediyenin köpek itlaf ekibi de vardı. Elleri tüfekli, ayakları çizmeli adamlar mahalle aralarında dolaşırlardı.10 kuruş karşılığı havlamasından şikayet edilen köpeği öldürürlerdi. Sonra hayvan sevenler sahneye indi. İtlaf olayı birden kalktı. Bu defa köpekler toplanıp zabıta ekiplerince yakın illerin sınırlarına bırakılmaya başladı. Belki o illerde gece yarısından sonra aynı kurnazlığı yapıyorlardı. Şükür ki artık köpek katliamı yapılmıyordu.

Belediye ekipleri daha ne işler yaparlardı bir bilseniz, yeri geldikce biz bildiririz.

 

 
 

Turkish Arabic English
Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ