ŞU SİVRİSİNEKLER

   Siyâsetnâmeler ve nasihatnameler gibi (buna Farsça’da pendnâme de denir), seyahatnâmeler de bütün bir cemiyetin, bir ülkenin, hatta dünyanın tamamına şâmil olmak üzere; bütün bir coğrafyanın gündelik hayatına ayna tutan, çok mühim bir vesâiktir.   

 Seyahatnâmelerin tarzı, bir bakıma şahsî hâtıratlara benzer. İçerisinde gözlem, tespit, anekdot ve tefekkür kıvılcımları bulunduğu gibi, tahassüslenerek dile getirilen ifâdelere de rastlanır. Bu yönüyle işin içerisinde şâhid olunan zaman, mekân ve toplum davranışlarının yansıtılması, sâdece gözlemle kalmayıp, yazarın his ve fikir dünyasından yansıyan unsurlar da yer alır. Demek oluyor ki, seyahatnâmeler tıpkı hâtıratlar gibi, tam/salt/sâde fotoğraf çeker gibi manzarayı olduğu şekliyle yansıtmayabilir; kezâ resim yapar gibi yazardan ilâveler veya çıkarmalar da görülebilir.

  Türk diyarlarını bir uçtan bir uca dolaşma imkânı bulan meşhur seyyahlar Evliyâ Çelebi ve dahî İbn Battûta gibi yolu bilvesîle Türk diyarlarına uğramış olan İbn Fadlan da, ihtivâ ettiği gözlem ve analizler muvacehesinde oldukça mühim ve kıymetli bir eser miras bırakmıştır.

Devamını oku...

ŞU SİVRİSİNEKLER
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 12 Ağustos 2017 02:57

Şu Sivri Sinekler Kan Yerine Yağ Emseydi

Millet Mankenler Gibi İncecik Oluverseydi

altYine fena daldı bana, sanki yavrusunu bir vuruşta duvara yapıştırdım. Sanki pire gibi iki tırnağımın arasında çat diye anasını ezivermişim. Bu neyin intikamı bilmem, olmadık yerlerime konuyor, sanki etimi kemiğimden koparıyor. Burnumun ucundan kovsam, sağ elimin serçe parmağı arasında; üf, ne kötü ısırdı. ısırdığı yerde kıpkırmızı olup şişti. Ne tatlı kaşınıyor. Ben bir ısırığın yerini kaşırken, o başka yerde...

Ey sağ gözümün, üzerinde kirpiklerin boy verdiği kıyı şeridine ısırık atan sivrisinek, içimde fırtınalar kopardın, seni Allah’a havale ediyorum.

Hey, odanın izbe bir köşesinde sinsiliğe yatmış sivrisinek, vazgeç benden!

"Asla asla vaz geçemem senden; asla doyasıya emmeden o kıpkırmızı  kanını, baloncuklar bırakmadan tenine rahat bırakmam seni" dercesine nereyi münasip gördüyse, pike yaparak dalıyor. ısırıyor, tenimi dişleyip kızartıyor, sonrasında kaşındırıyor. Cibinlik altına girsen, çarşafa sarınıp gizlensen bu defa ısıramasa bile sesi yetiyor. "Ya sabır"  diyorum. Her canlının bir rızkı vardır cihanda…. Rızka hürmet...

Ama hırpalıyor. uyku düzeni bırakmıyor. Ne sebatkar şey böyle, insanı hırs anlamında hasta eder ve gece yarısı yataktan kaldırıp yazı yazdırır.

Şimdi yaz mevsimi, sulama zamanları, refüjler sulandıkça mübarekler çoğalıyor sanki. Gerçi kış geliyor bunlar yine göç etmiyor. Sülük gibiler, desem. Sülüğü kirli kanı emsinler diye kendi gönlünle yapıştırırsan doyunca düşer hayvancıklar. Bunlar kafaları estikce, canları kan çektikce etinize konarlar, düşmezler. Sivriler temiz kan emiciler, davetsiz misafirler, hatta bedavacı asalaklar. Mikrop taşıyıcılar.

Allah'ın yarattığı kuldur, diyerek kıyıp öldüremiyorum da; gerçi yakalayabilsem, affetmem herhalde. Geçen gece oturdum ağladım yatakta n'olur git diye, halden de anlamıyor vicdansız mahlukatlar. Allah bilir kaçıyla aynı kanı taşıyoruz, kaçı aralarında kanımı kimin daha çok emdiğini vızıldıyor?

Limon kolanyası ısırıklarına iyi geliyor. kızarık bölgeye bolca sürmek gerekiyor. Önce yakar, sonra kaşıntıyı alır. Malesef her yerde var sivrisinekler, sayıca kara sinekleri geçtiler. Onlar da dünyamızın varlıkları. Sıcaktan içerilerde cam, kapı kapalı oturulmuyor. Balkona çıksan, dışarıda sinek. balkon kapısını açar açmaz gizliden içeriye dalıyorlar. Keşke bu sivri sinekler kan yerine yağ emselerdi. O zaman sivrisineklerin tanesi 100 liradan satılırdı. Profesörler bile medyanın tanıtım reklamlarında kullanılırlardı. Şayet yağ emici olsalardı; nice kilolu vatandaşlarımızca  el üstünde, pardon göbek üstünde tutulurdu.

Uf ya, yine vampir gibi emdi. İstanbullun sinekleri daha kibar, sanki daha merhametli. Geçen sene Selimpaşa da deniz kenarında yazladım. Bu kadar sinek tarafından ısırılmadım. Bizim şehirde bir ısırdı mı, mazallah dört gün kaşıntısı geçmiyor. Kansızlar, kanı emiyorlar sonra kanlı olup çıkıyorlar.Lakin kan kardeşimiz değiller, bu böyle biline...

 
 

Turkish Arabic English