AMERİKAN AŞKIMIZ - Sanırım

HEP SÖYLERLER HİÇ YAPMAZLAR

PALAVRACILAR YALANCI BALONCULAR

PALAVRA PALAVRA PALAVRA HEPSİ PALAVRA...

Siyasetçiler oyları kapmak için edinmedik laf, söylenmedik yalan bırakmazlar. Seçim bitince kazanan kazancını katlamaya bakar, kazanamayan kaybettiğine bilenir bir daha kine kadar kulak üstüne yatar.

Neredeyse bir aydır, yatıyoruz, kalkıyoruz seçim gümbürtüsü. tahtaya gelesicelerin  tantanası beyin ve beden sağlığımı olumsuzluk anlamında oldukça etkiledi. Bu adamlar bu kadar parayı sokağa saçacaklarına, fakire fukaraya dağıtsalar ülkemde açlık ve çaresizlik adına bir sorun kalmaz. Kocaman otobüslerde bangır bangır müzikle, filan partinin milletvekili adayları biz seçmenleri selamlıyormuş. Adayların kendileri otobüsün içinde yoklar ha, onlar hangi arastada veya kahvede seçmen avlama yarışına çıktılarsa, otobüste banda alınmış tiz bir ses, tekrar cümlelerle verilen komutu uyguluyor.  Yüksek müziğin sesini arada bir kısıp filan partinin milletvekili adaylarının bizi selamladığını söylüyor. Allah’ın selamıdır, kendileri göndermemiş olsalar da aldık baş üstüne koyduk, lakin yalancılıklarına bayağı bir doyduk, tiksindik, kusacak halde olduk. seçime şu an itibariyle yaklaşık 12 saat var, araç ve müzik sesleri sıklaştı; anladım ki son saatlerde son çırpınışları, biraz daha sabır. Bitse de şu riyalardan kurtulsak, gerçeği kucaklasak…

Devamını oku...

AMERİKAN AŞKIMIZ - Sanırım
tarafından yazıldı.   
Salı, 10 Ekim 2017 08:33
Makale İçeriği
AMERİKAN AŞKIMIZ
Sanırım
Tüm Sayfalar

Sanırım Amerika verdiklerini sadece hibe etmiyordu. İlkokul çocuklarına ve Ana Ocağına kontrole getirilmesi mecbur olan bebeklere içirilmesini şart koşuyorlardı. Teneke kutularda gönderilen süt tozu, öğretmenler odasındaki gaz ocaklarında suyla karıştırılıyor, kaynatılıyor, çocukların evlerinden getirdikleri bardaklarla servis ediliyordu. Tadı sütten biraz farklıydı, ağır bi kokusu vardı. Bizim kuşağa 1965'lere kadar zorla içirildi.

Raf ömrü uzundu, o dönemlerde buzdolabı filan olmadığı için sayın ahalimiz tarafından pek takdir edildi. E madem bu kadar beğendiler, hadi bakalım, sayın ahalimize süt tozu satılmaya başlandı. Amerikalılar bizi öz kardeşi gibi sevdiği için (!) kâr amacı gütmeden, sevabına sattılar. Sütün litresi 100 kuruş, süt tozunun kilosu 30 kuruştu, sayın ahalimiz üstüne atladı, adeta bağımlısı oldu.

Ucuz olmasına rağmen, Amerikan malı olduğu için “kaliteli” kabul ediliyordu. Süt tozu yerine süt kullanmak, ilkel bi davranıştı!

Bu arada süt üreticisi ölmüş, mandıralar iflas etmiş, amaaan bana ne'ydi.

Yardımlar sadece süt tozuyla sınırlı değildi. Para verildi, bisküvi verildi, margarin verildi, Amerikan bezi verildi, hurda savaş gemileri, dandik tanklar verildi. Bunların karşılığında İncirlik gibi askeri üsler alındı, petrol arama faaliyetlerimiz durduruldu, emekleme aşamasındaki uçak fabrikalarımız kapatıldı, yerli demiryolu hamlemiz takozlandı, tarım bağımsızlığımızda ilk gedik açıldı.

“Siz zahmet edip üretmeyin, yorulmayın, ben hepsini beleşe veririm” deniyordu. Yardım ayağıyla, açları besliyor, tembelliğe alıştırıyor, yerli üretimi durduruyor, kendine bağımlı hale getiriyor, üstüne “sempatik” görünüyordu. Allah ABD'ye zeval vermesin diye dua ediliyordu.

Böyle böyle, avantayı görünce yelkenleri suya indiren bir toplum yaratıldı, milli çıkarların yerini “beleş” aldı.

Sonuç olarak Abd "radyasyonlu" olduğu için kendi halkına yedirmediği şeyleri halkımıza yedirdi.
Bu tarihlerden sonra anadolu tarihinde ilk kez çocuk felci vakaları görüldü ve de sonraları çocuk felci aşısı ‘rutin aşılar’ arasına sokuldu. Bu aşılarda bizlere büyük paralarla satıldı.

Bu durumlar yıllar yılı böyle sürdürüldü. Sonrasını sonra yine değerlendiririz...

BU ARADA ARAMIZDA KALMASIN, ŞİMDİKİ NESİLCE DE BİLİNSİN.OSMANLI DÖNEMİNDE AMERİKA UZAK BİLİNİYOR, RUSYA HEP DÜŞMAN GÖRÜLÜYORDU.



 
 

Turkish Arabic English
Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ