DEĞİRMENCİ DAYI - Değirmenci namı

DEĞİRMENCİ DAYI - Değirmenci namı
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 13 Ekim 2017 08:32
Makale İçeriği
DEĞİRMENCİ DAYI
Değirmenci namı
Tüm Sayfalar

Isparta’da “ Kara fırın” tabir edilen odunla ısıtılan fırın sayısı günümüzde oldukça fazla. Son yıllarda elektrikle ısıtılan ve kabinlere konularak pişirilen ekmeklerde çok yaygın. Buna rağmen, yalnız değirmenci Fırınına ait olan bir işlemle yapılan “Değirmenci Fırını Ekmeği” özelliği yıllarca süregelmiş, geçmişteki ve şimdiki Isparta halkının damak tadı zevkine hitap edişini devam ettirmektedir.

Değirmenci Fırını, küçük ve büyük yuvarlak, normal tava ekmekleri biçiminde yıllarca beş kategoride çıkarken, günümüzde halkın arzusuna bağlı olarak, kepekli, çavdarlı, susamlı, ayçiçekli, haşhaşlı ve diyet ekmeği gibi pek çok çeşidiyle dikkatleri üzerinde bulundurmaya devam etmektedir.

Ekmeğin hamuru şu esasa göre hazırlanıyor. Hamur karma makinesinde un, su, tuz ve fırıncının hamuru ekşiterek yaptığı mayayı koyuyorlar ve hepsini aynı anda karıştırarak hamur yapılıyor, daha sonra bu hamurdan ekmek oluyor. Günümüzdeki Değirmenci Fırınında üretilen çok çeşitli ekmeklerin fiyatları da birbirinden farklı olarak müşteriye sunuluyor. Müşteri damak tadı ve sağlık problemlerine göre ekmek alma imkânı bulduğu değirmenci Fırınının önünde alacağı ekmeğin fiyatının öteki fırınlarda üretilen ekmeklerin fiyatından farklı olduğuna aldırmaksızın, bir ekmek alabilmek adına bir saat kuyrukta bekleyebiliyor, hem de kışın soğuğa, yağmura, kara, yazın sıcağa ve güneşe aldırmadan…

BİR KİLO EKMEK 3 LİRA

 Ekmek fiyatları gramaja göre ilgililerce belirleniyor ve bu doğrultuda aldığımız ekmeklere biz cinsine ve fırınına göre ekmeklere para ödemesi yapıyoruz. Ancak kilo fiyatını temel alırsak, bir kilo ekmeğin 3 lira olduğu ortaya çıkıyor. Bu fakir halkı çok olan Isparta için yüksek bir rakam. Beslenmede ilk sırayı alan ekmek ucuz gibi görünse de, neredeyse pasta fiyatına. Bu durumda İngiltere kraliçesi gibi “Ekmek bulamayan pasta yesin” sözlerini akla getiriyor ki, pastanın tadını bilmeyen fakir, ekmeği de alamaz hale gelecek gibi. Gönül istiyor ki fakirimize ekmek parasız verilsin, kimse ekmeksiz kalmasın. Herkesin sofrasında ekmek bulunsun. Ve ekmekler hep temiz ve lezzetli olsun.

Birkaç yıldır el değiştiren, artık Değirmenci soyadlı kişilerin bıraktığı fırıncılık, bugün lezzetiyle birlikte başka bir işletmeci tarafından satın alınmış bulunuyor. Ama Değirmenci Fırını ismi ve namı hep yürüyor, daha kaç asır sürdürüleceği de insanlar arasında merak konusu. Ekmek kuyruğuna girenler bu meraklarını konu ederek, konuşmalarıyla vakit geçiriyorlar. Ekmek kuyruğunda dostluklar pekişiyor, yeni dostluklar kuruluyor. Bu dostluklarda insanlar birbirlerine yakınlaşıyor, hayatı paylaşıyorlar. Bu durumda Değirmenci Fırınının yansıttığı güzelliklerden biri olarak, özelliğini koruyor…Fabrikalar çıkmadan önce, yani motorlu değirmenlerden önce su değirmenleri vardı… Su değirmenleri, vatandaşın çuvallarla getirdikleri zahireyi öğüterek un yapardı… Akarsular azalınca veya yok olunca yerlerini motorlu değirmenler, sonrada fabrikalar aldı…

 

Un, bütün bunlardan önce, elle çevrilen küçük tepsi büyüklüğündeki el değirmenlerinde öğütülürdü.. Un malumunuz, özellikle buğday, arpa, çavdar ve mısır tanelerinin fabrikalarda, traktör tekeri büyüklüğündeki yuvarlak ve hızla dönen iki blok taşın arasında ezilmesidir. Değirmeni olan ve değirmeninde un öğüten kişilere her yerde “Değirmenci” denir…