Ucuz Etin Vardır Bir İlleti

Ucuz Etin Vardır Bir İlleti
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 17 Kasım 2017 00:52
Ucuz Etin Yahnisi Yavan Olur 
 
 
alt
Kim, yada kimler sipariş etmişse, kıllı  vücutlarına et sarıp ülkemize giren insanları Allah"a havale ediyorum. Sayelerinde etten tiksindim, bir daha ağzıma kırmızı et koymayacağım.
Devletin resmi yolla dışardan getirttiği etleri de hiç almayacağım. Çünkü ne kadar sağlıklıdır, hangi ortamlarda beslenir, nasıl kesimi yapılır bilemem. Murdar olma olasılığı yüksektir diye düşünüyorum. Daha pek çok nedenden  dışardan gelen ete asla güvenemem. Fakir milleti ucuz etle buluşturduklarını söyleyenlere sormak gerekmez mi, bu millet niye fakir, diye. Neden benim ülkemin insanı doyasıya et yiyemiyor diye... 
Niye et yiyemiyordu, çünkü ülkemde hayvancılığı bitirdiler. "Besicilik azaldı, et pahalandı" diye, elin kartlaşmış etlerine yumulacağız öyle mi? Bir ara da millete ölü angusları yedirmişlerdi. Bence et yemezsek ölmeyiz. Boş verin, bildiğinizi alma gücünüz yoksa, bilmediğinizi bedavadan dağıtılsa almayın. Ucuz etin yahnisi olmaz. Hem kime göre, neye göre ucuz, onu da bilmiyoruz. İlgili ucuz der, tüketici pahalı der, nereden baktığın önemlidir. Hekesin alım gücü, bünyesi, bütçesi farklıdır. 
 
BU KADAR UCUZSA DEĞERİ, BEN ALMAM O ETLERİ. 
YAŞIM İLERİ GİDERKEN SAĞLIĞIMI BIRAKIR  GERİ...
"ET KAÇA, EKMEK KAÇA, DOMUZ ETİNDEN OLMASIN O PAÇA?
ÇOCUKLARIMIZI KENDİ ELİMİZLE PİSLİĞE Mİ BULUYORUZ ACABA?"
 
Etobur olarak bilinen atalarım, şüphesiz etin kalitesi ve lezzeti konusunda oldukça deneyimliydi. Ve bu deneyiminden bizleri de nasiplendirmek için zamanımıza kadar gelen bir sözü kulağımıza küpe edelim istemişler ki. "Ucuz etin yahnisi, suyu yavan olur" demişler. Bu sözle atalar ne güzel uyarmış bizleri... Fakat bizler atamızı dinlememe hatasına düştüğümüzden üç kuruşa beş köfte verenleri dost bilmiş, etleri nallı kuzu mudur düşünmeden midelerimizi ellerine teslim etmişiz. 
"Hayat pahalılığı da buna etken" diyenlere, "Ucuz et yiyeceğine, dertsiz kuru ekmek ye, daha evladır" deriz. Zira Allah'ın yasakladıklarını bilen, sağlığını düşünen haramla ve pis gıdayla doymak yerine aç kalmayı tercih eder.
Hani boğaz olunca dayanamayan biz insanların  üzerinde, açgözlülüğümüzün zafından yararlanılarak ne oyunlar oynanıyor Allah bilir.   Biz bu oyunları bilmediğimiz gibi, safiyane her yapılanı alkışlayanlar oluyoruz. Malesef dünyaya dönük nefsimize uyup Rabbimizin yanlış dediklerini bilerek veya bilmeyerek doğru kabul eder olduk. 
Allah'ın yarattığına eziyet edenin cezası Allah katında nedir, nasıldır? Şüphesiz bunun takdiri yüce Rabbime aittir. Dünya üzerinde şu da bir gerçek ki, insan bilerek yahut bilmeyerek bir hata yapmışsa bunun sorumluluğunu vicdanlar üstleniyor. Ve zaman geçtikçe vicdan ezilip, büzülüp bu dünya üzerinde de mahfolmuşluğu yaşıyor. Tabi bu biz Müslümanlar için geçerli bir durum. Ya din inançları olmayanlar, ya Allah'tan gayri tapındıkları bulunanlar? Onlarda vicdanında kör olduğuna inanır oldum artık. Son duyduğum, yayınlanan görüntüleri gördüğümden sonra bu fikir beynime sabitleşti. 
Lafı fazla uzatmayalım. Bizim ülkemizde pek çok yerde ucuz ekmek arası köfte satılır. "Bu adamlar sermayeyi kediye yüklemeden, 30-40 liraya satılan etleri, bir de ekmeğin arasına koyup 1 liraya satarak nasıl ayakta duruyorlar?" diye sual ederdim kendime. Sanırım cevabını biliyorum artık...alt
 
BAKLİYAT FAKİRİN YEMEĞİYMİŞ 
UTANIN DA FAKİR KOYMAYIN MİLLETİ...
 
"HANGİ ÜLKEDEN GELMİYOR Kİ," DİYOR.
 
Bakliyat merkezi bilinen Mersin"de, aşçılık ayağına ülkemize gelmiş sarı kafa bir hollandalı misyoner, oda başkanıyla sohbet ediyor, öğreniyoruz ki Türkiye"de yetişen neredeyse bir şey yok. Her türlü bakliyat, tahıl dünyanın dört bir yanından gelmekteymiş. 120 çeşit bakliyatı başkalarından almaktaymışız. Hollandalı soruyor, "Neler geliyor," diye; oda başkanı gülümseyerek "Neler gelmiyor ki, bunu sorsanız daha kolay cevaplarım diyor. Sonra da ülkemizde bakliyatların fakir yemeği olduğunu söylüyor oda başkanı... Bir ara Kanada Büyükelçisi giriyor görüntüye ve diyor ki, "Bizim ülkemiz bakliyatı bilmezdi. Yıllar çnce Türkiye"den aldığımız tohumlarla başladık, şimdi Türkiye"ye bakliyat satıyoruz. 
Hollandalı da yıllar öncesi kırmızı mercimek nedir bilmezken, Türkiye"den tohumunu götürmüşler, şimdi onlarda bize tonlarca kırmızı mercimek satar olmuşlar. Bu anlatılanlara gülelim mi, ağlayalım mı bilemedim.  Ülkemi bu hale getirenler, başardıkları için memnun olsunlar artık.