33 Yaşında 33 Milyonluk Taşınmaz

33 Yaşında 33 Milyonluk Taşınmaz
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 04 Aralık 2017 10:15
BABADAN KALSA BÖYLE OLMAZ. 
altHani şu yanlı basının duyurmaktan imtina ettiği konu malumumuz. Neyin ne olduğunu vatandaş olarak biliyoruz zaten,  duyunca hayret mi ettik? Hiç şaşırmadık, alenen her şey ortada, 33 yaşında bir insanın sadece taşınmazı 33 milyonsa bu değirmenin suyunun nerden geldiği az çok anlaşılır.
Ben yıllardır basın sektöründe koşturmaca çalışmakdan elde ettiğim tüm gelirimi, çarşı-pazar savurmadım. Kendi çabalarımı evlatlarımın eğitimi için harcamış bir anneyim. Öncelikle "İyi insan olsunlar, vatana, millete hayırlarda bulunsunlar" düşüncesiyle, en iyi koşullarda eğitilmelerini sağladım. Kendim de ilk öğreticileri olarak çocuklarıma doğuşlarından itibaren, dürüst ve merhametli olmaları doğrultusunda elimden gelenden fazlası gayret gösterdim. Netice: 
Evet benim çocuklarım çok iyi eğitildiler. Üç oğlum okudukları üniversitelerini bölüm birincisi olarak bitirdiler. İkisi yüksek lisans yaptılar, birisi halen yapmakta; amma velakin her biri diplomalı işsizler. Oğullarımın yaşları  30-35 arası, her biri askerliklerini de tamamladılar elhamdülillah, koca adamlar oldular; hâlâ şahsi kazançları yok. Zira arkalarında kazanca vesile olacak, hatırı sayılır dayıları yok. 

altMalum ülkemizde dayısı olmayan hiç bir kapıyı açamıyor, hiç bir yoldan kolay geçemiyor. Bana çevremden diyorlar, " O kadar yıl medya sektörünün en tepelerinde çalıştın, her kesimden tanıdığın var.  Ara birini, alsınlar işe çocuklarından her birini." 
Onlara sözüm şu oluyor. "Karşıt olduğumu kabullenmem. Tasvip etmediğimi, tavsiye etmem. Torpille gelen, sistemin kölesidir ve torpil yapan kişiye gebe kalmaktır. Günü geldiğinde doğurmada görelim." Oysa Rabbimiz ne buyurmuş "Kula kulluk etmeyin" "Şirke düşmeyin."
Hem kul hakkı diye de bir şey de var değil mi, başkasının hakkı olabileceği kolayca sahiplenmek şahsıma vicdan rahatsızlığı verir. Bu bakımdan ben torpilin her türlüsüne karşıyımdır.
Bir de kızım var benim, evimizin en küçüğü, donanımlı bildiğim bir üniversitede tarih bölümünü bitirdi. KPSS ye, "Kamu Personel Seçme Sınavı" na  girdi, iyi de bir puan aldı. Ama o da hiç bir işe alınmadı. Şimdi ikinci bir üniversite "Türk Dili ve Edebiyatı" okumakta, "Tarihten olmadı, başka bölümden olabilir" diye düşünmekte. 
Söylemiştim oysa, çok ikaz etmiştim "Kızım sen bari kpsslere girme, oralar paranla umut verir, işi torpiller bulur " diye. Zira bir bildiğim vardı. Kız kardeşimin oğlu, kpss nin çıkarıldığı ilk yılında lise mezunu olarak sınavına girdi. En az 70 le denilirken, 69 puan aldığını söylediler. Bir süre sonra duyduk ki, ilimiz adliyesine katip olarak yerleştirilmiş.  Nasıl olduğunu sorduk, tapudan emekli büyükbabası etkili bir torpil yaptırmış. 
Sonra ne oldu biliyor musunuz, torpille adliyeye katip diye atanan bu çocuk, işi öncesinde parasız gezerken, cebi garantili maaşı görünce heyecana dayanamamış olacak ki, şoka girip hastanelik olmuş. Hastanede kendisine sözleşmeli personel olarak yardımcı olan bir hasta bakıcıyla tanışıyor, hani şu hastanenin temizliğini üstlenen şirketler var ya, işte onların elemanlarından, lise mezunu bir kızla ve  hastane çıkışında da o kızla evleniyor. 
Sonra ne mi oluyor, bu kızı da sağlam arkalığının torpiliyle adliyeye memur olarak aldırıyorlar. Dahası da var! Bunlar karı koca adliyede çalışırken dışardan üniversiteye giriyorlar ve iki dönemde yüksek tahsil görmüş gibi diploma alıyorlar. Daha bitmedi!Diplomaları ellerine gelince, kısa bir süre sonra kız kardeşimin oğlu başsavcı kalem müdürü oluyor.  Karısı da  başsavcı kalemi olarak atanıyor. Müdürlük makamına geçer geçmez de kendilerini Antalya adliyesine tayin ettiriyorlar. 
Sonra da makamlarının hatrını ve aldıkları maaşı kefil gösterip ev, araba sahibi oluyorlar. İtibar görüp, her alanda saygınlık buluyorlar. Az zamanda, çok yol kat etme. Bazısı için hayat bu kadar rahat. Bir yere sırtını dayayan ihya oluyor ülkemde vesselam... Ben beraber yürümedim o yollarda, dolayısıyla emekli maaşımla diplomalı işsizlerin geçimine güç yetireceğim diye didinmekteyim hala... 
Demem o ki, birilerine maşa oldun muydu, bir de önüne şöhretli birini kılıf olarak koydun muydu, milyonlara milyon eklersin.  Kullanılıp işin bitti miydi, ne olacağının bu dünyalık bir önemi yoktur, çünkü artık paraların pek çoktur. Lakin ahirette kul haklarının vebalinin affı hiç yoktur. 
Bu dünyada da çıkar kul hakkı, kendinden çıkmazsa torunundan mutlaka çıkacaktır. Boşuna dememişler "Dedenin yediği hırsızlık erikten, torunun dişi kamaşır" diye. Haram yemeden önce, bir daha düşünüle... 
Ha, "Torundan bana ne" diyorsanız, demeyin. Çünkü o torun da ahirette sizin yakanıza yapışan olacaktır. O vakit, ellerle dolu yakayı kurtarmak, hiç kolay olmayacaktır biline... 
Ayfer AYTAÇ - ayferaytac.com