Mevlâna’yı Anlamak

Mevlâna’yı Anlamak
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 09 Aralık 2017 12:18

"Bilmek başka, bulmak başka, olmak daha başkadır."

altMevlânâ Kur'ân ilmi yaparak Mevlâ’sını bulmuş ve kendisinin öğrendiklerini başkalarına da öğretme gayretinde olmuş. Şimdi herkes kendince Mevlâna’dan bir deyiş öğreniyor. Kendini âlim sanıyor. Âlim, ümmetin ileri gelen şahsiyetidir. İslam doğrultusunda ilim yapmış bilgindir. Öğrendiklerini ilim ışığında bilmeyenlere öğretendir. Dahası kendisi de yaşantısında bildiklerini uygulayandır, davranışıyla, konuşmasıyla örnek şahsiyettir.

Günümüzde Mevlana’ya gönül vermiş bilinenlerden kaçı onun gibi olmaya gayret ediyor yahut bugünün gençlerine heveslendirici misaller sergiliyor?

Sosyal medya Mevlâna sözleri kaynıyor. Öylesine gafletle yapıyorlar ki bu paylaşımları, başkalarının yazıları bile Mevlâna olarak lanse ediliyor. Bu şekil kul hakkına da giriliyor.

Ülkemde her yılın Aralık ayında Mevlana Haftası düzenlenir. Bir hafta süresince özel programlar gerçekleştirilir ve sema gösterilerinden, Mistik Müzik Festivali'ne, sergilerden konferanslara, panel ve film gösteriminden tiyatro oyununa kadar çeşitli etkinlikler yapılarak Mevlâna anılmaktadır. Sonrası? Bir daha ki yılın anmalarına kadar anlatılanlar muhtemel zihinlerden unutulmaktadır.

Anadolu’mda Mevlâna Üniversitesi kuruldu, Mevlâna endüstrileri açıldı. Mevlâna’yı araştırma merkezleri oluşturuldu. Buralar her gün doldu taştı. Hocalarla, öğrenciler Mevlâna ahlakıyla derslerinde ne çok kaynaştı. Sınıf dışına taşmıyorsa öğretilenler, özel hayatlara yansımıyorsa ne anlamı kalıyor? Aksi olsa ülkemde yaşam böyle mi olur?


altÖğrenci tezlerinden kitap hazırlayan hocalar bilgin bellenip Mevlâna bölümlerinin başına eğitimci, öğretici diye atandı. Lakin bu hocalardan kimileri egoları ayarında Mevlânacı. Bazı hocalar var ki sınıfında en çok kendini hangi öğrenci iltifat yağmuruna tutarsa, yağa bularsa, onu kendine yakın bilip referansıyla, Mevlâna kültür merkezlerine araştırma görevlisi olarak abandırırlar. Ee, hoca Mevlâna’yı öğrenmiş, ama iş diye kavramış. Şeytan rahat durmuyor. Ona başka türlü hatırlatmıyor. Velhasıl her fırsatta birileri Mevlâna’dan nemalanıyor. İtibar ediniyor; ün, un sahibi oluyor… Amma velakin öğrendiklerini yaşamına kaçı uyguluyor, kaçı Mevlana’yı çok iyi anlıyor, aktarıyor? Bilemiyoruz, ama bilmek isteriz. 

Neticede almak vermek de Allah'tandır. Yüce Mevlâ layık bulursa ilminden bizleri de nasiplendirir. Layık olmak elbette bizim irademize kalmış, nefsimizi yönetim biçimimizle âlâkalı bir durum... Nefsini yönetebilene ne mutlu…

Bir insan için en büyük mutluluk hidayete kavuşmaktır. Başka bir insan içinde en büyük mutluluklardan biri, bir insanın hidayetine vesile olmaktır. Yüce Allah Kur’an’da iman eden insanların çok az olacağını bildirir. Dolayısıyla içinde bulunduğumuz âhir zamanda karşımıza çıkan ilim bilenler yahut iyi kişiler oluyorsa, onlar Allah'ın rahmetine kavuşmuş ender insanlardandır.

Tabii ki bizler de iyilerden olursak, gayret gösterirsek iyilerle karşılaşma fırsatımız daha sık olur. Buna yürekten inanmalıyız. Kalbimizi serin tutmalıyız. İyilerden olma gayretinde olmalıyız. Allah yardımcımız olsun.

Ne diyor Mevlânâ:

Ten bir gemi, dünya denizdir.

Dünyayı tenine koyarsan, gemi batar.

Ayaklarının altına al ki yüzüp gidesin...