Nereden Nereye

Nereden Nereye
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 29 Ocak 2018 11:09

altUykumun göz kapaklarıma gelmekten imtina ettiği dün gece, uykumun gelmesine yönelik ne yapmam gerektiğini araştırıyorken, başka konularla karşılaştım. 

1923 Türkiye’sinde, Cumhuriyetin kurulduğu günlerde ülkemizdeki köylerimizin neredeyse tamamında okul yokmuş. İstanbul, İzmir gibi şehirlerimizdeki okullarda genelde misyonerlere ait okullarmış. İngiliz, Fransız gibi. Hastanelerin sayısı çok azmış ve koskoca ülkenin hastanelerinde, toplam 60 hemşire varmış. Bunların sadece sekizi Türk’müş. 

Tabiki de hastalıklar o vakitler bu kadar yaygın değildir. Kendi ailemden biliyorum, bazı rahatsızlıklar evde yapılan çorbalarla, bitkisel çaylarla gideriliyordu. İnsanlar işinde gücünde olurdu, çarşı pazarlarda ihtiyaçlarına binaen bulunuyorlardı. Şehirlerde de okullar yeni yeni açılmaktaydı. Ama yine de cahil insanımız neredeyse hiç yoktu,  İlim sahibimiz pek çoktu. Çünkü o yıllarda medrese eğitimi görmüş, Osmanlı adabıyla yetişmiş büyüklerimiz ve bu büyüklerin yetiştirdiği bir genç nesil mevcuttu. Nizam, intizam her ortamda gerektiğince görülmekteydi.

Zamanemizde sokakları diplomalı, diplomasız türlü çeşit cahillerle dolduruyoruz. Ve biz bunca cehaletin saadet bilindiği bir dönemde yaşıyoruz. Maalesef asıl acınacak yoksullukta düşüncedeki, bilgideki ve akıl yürütmedeki noksanlıktan doğan yoksulluktur. Eğitim nasıl yaşanacağına ilişkin olmalıdır, nasıl para kazanılacağına değil.

Günümüzde eğitim okumuş insanlara yiyecek, giyecek ve barınak temin etmekte, bunlar başarıldığında görevinin sona erdiği sanılmaktadır. Her ülkenin en ücra köşelerinde bile eğitim kurumları olduğu halde, ne yazık ki zihin huzuruna pek az rastlanıyor. İnsanlara konfor ve zevk sunan aletlerin bolluğuna rağmen, huzurun erişilmez hale gelmesinin sebebi nedir.

Karakter olmaksızın eğitim, insan severlik olmaksızın bilim, ahlak olmaksızın ticaret yararsız ve tehlikelidir... Önümüzdeki yıllarda eğitim kurumlarındaki kofluk iyiden iyiye göze batacak, insanlık nerede yanlış yaptığını enikonu düşünmeye başlayacak.

Bugün Ülkemiz meclisinde bulunan hiçbir siyasi parti bulunduğu konuma layık değil. Ve sırf cehaletin verdiği bir fanatiklikle sürekli aynı oranları her seçimde yakalayabiliyorlar... Çünkü tüm parti tarafları da kesinlikle kendi partisini sorgulamadan, düşünmeden, araştırmadan, anlamadan yoksun bir fanatiklikle yaklaşıyorlar. Körü körüne biat ediyorlar demek daha doğru olur.Ve bu asla ülke yararına olabilecek bir durum değildir, ne yazık ki…

İşte Cehaletin boyutunu ve dozunun yüksekliğini gösteren bir gerçek, işte bu gerçek dünlerden bugünlere kadar geldi. Cennetlik Terlik, Seccade, Kefen satmalara kadar ilerledi. Ve 6- 9 Yaşlara kadar nikâh düşüren Sübyancılık serbestçe tartışılmaya, yapılmaya; çizilmeye başladı. Sanki Ülkenin tüm sorunu buymuş gibi! Osmanlıyı yıkan güçler, geleceğimize yönelik manevi çöküşümüzü iyi tasarlamışlar. Ne diyelim, bekleyip neticeyi görelim. Bunun içinde düzenli uyku eşliğinde sağlıklı ömürler dileyelim. Hakkımızda hayırlısı olur inşallah.