Düşündüm Durdum

Düşündüm Durdum
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 29 Ocak 2018 11:33

altDüşündüm durdum günler boyunca, üretmek zorunda değilsem niçin yazma gereği duyuyorum? Yazmadım mı, niye rahatsız oluyorum? Yazmak benim için bir alışkanlık mı, can sıkıntısını giderici bir oyalayıcılık mı? Yoksa bu yaştan sonra, televizyon karşısında üzüm-fıstık yemekten öte başka bir şeyler de yapıyor olmanın ispatı mı?

Beynimi yoran yoğun sorularıma cevap bulamıyorum bazen, sanırım eksi enerji ortamındayım. Çok alıngan hallerimdeyim. Öyle ki raftan pamuk düşse incinebilirim. Böyle zamanlarımda kelimeler boğazımda düğümlenir bazen, konuşamaz olurum. O zaman beni sustuklarımdan anlayabilseler keşke diyorum. Nasıl anlasınlar ki, ben bile kendimi anlayamıyorum çoğu kez, "mış" gibi yaparak kendimi kandırıyorum. Atıl olmak bana göre değil, erken emekli olmak hep böyle hisler verdi bana. Boş durmamaya çalışmak, çok şeyler yapmaya çabalamak sürecinde olsamda, kendimi pasif görmekten alakoyamıyorum. Çok yıprandığımı sanıyorum, oysa dinlenmeyede hakkım var. Onca yıl koşuşturmalarımda, ne çok dinlenmeleri özlemiştim. "Evde olsam, kanepeye uzanıp televizyonu doyasıya izlesem" diye yakındığım günlere kavuşmuşken, bu süreçten yıkılmışlık niye? Müsade etmemeliyim şikayetlerime...Hayat bir gündür, o da bugündür. Bugünden keyif almalı, sağlıklı olmanın kıymetini bilmeli, yaşadıklarımın tamamını elde kâr saymalıyım. Böyle düşündüm sıkıntımın içinde, gözümün önüne afiyetle nefes alıyor olmanın önemini getirmeye çabaladım. Şükrettim...

Sonra geçmişe dalıyor zihnim… İş hayatım hiç olmamış gibi ve mesleğimde kariyer yapmamış gibiyim. Evlilik, eş, dost sanki yaşamımda hiç rastlanmamış durumlar. 60 küsur yıllık geçmiş, anlatılmaya kalkıldı mı, en çok 60 dakikanızı alır ve dinleyeni belki de usandırır. Değerli bildiklerimiz yada hiç geçmez sandıklarımız zamana karışmışlar, çoğu hatıra bile gelmiyor, hiç yaşanmamışa dönmüşler.

Günümden gündem çıkarmaya çalışmıyorum. Can sıkıntılı vakitlerimi dikkate bile almıyorum. Kimseyi anlamak ve de anlaşılmak da istemiyorum. Hak ettiklerimi alamamış, yaptıklarımdan takdir bulamamış olsam da bedenen güçlü, sağlıklı bir zihne sahip olmanın, sürdürmenin telaşı içindeyim. Korkmuyorum yaşlanmaktan, hatta odaklanmak istiyorum yaş almışlıklarıma…

Zihnimin içindeki tereddütlerden, soru işaretlerinden arınmak istiyorum. Geçmişe ait yaşadıklarımın mutlak kabulündeyim. Bazen her şey üstüste geliyor, sıkıntılar olumsuzluğa yol açıyor. Ne yapalım ki hayat herkes için böyle, günün geçici olduğunu bilmemiz biraz olsun rahatlatıcı oluyor. Hiçbir acı hayatımızın sonuna kadar bize hükmetmiyor. Allah kimseyi cezalandırmaz, Allah her kulunu ödüllendirir. 

Dua ediyoruz, Allah'tan istiyoruz, istediğimiz olmayınca asileşiyoruz.

Haşa! Yüce Rabbimiz'in isteklerimize kulak tıkadığını söylememeliyiz. Ondan bir şey istediğimiz her seferinde, yüreğimizdeki saflık derecesine, niyetimize göre dualarımız melekler vasıtasıyla hemen harekete geçip siparişimiz hazırlanmaya başlanır. Ama bir süre sonra istediğimiz şeye layık olmadığımızı, isteğimizin gerçekleşmesinin imkânsız olduğunu düşünmeye odaklanırız. Pozitif enerji her zaman en son niyete yanıt verdiği için, tekrar harekete geçip isteğimizi gerçekleştirir, yani aldığı siparişi iptal eder! Bu durumda suçlanması gereken  biz değil miyiz? Bu evren kendim ettim kendim buldum dünyasıdır. Adil bir Allah'ın kavi ellerinde şaşmaz yasalarla yönetilir. Sonuç olarak diyebiliriz ki, insanoğlu önce kendini doğru bilmeli, dualarında hangi siparişi neden verdiğini bilmeli, eğer gerçekleşeceğinden kuşku duyuyorsa o siparişi hiç vermemelidir.