Bantçı Başı

Bantçı Başı
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 29 Ocak 2018 19:18

altBANTÇILIK MESLEĞİ VAR OLMUŞ, BENİM BUNDAN YENİ HABERİM OLMUŞ.ANNESİNE BANTÇI OLDUĞUNU SÖYLEMEYİN

ANNE OĞLUNU PROĞRAMCI ZANNEDİYOR.

Bantçılık mesleği var olmuş, benim bundan yeni haberim olmuş. Neden zira televizyonla ilgili bir konu ve ben Türk televizyon kanallarını mecbur kalmadıkça izlemiyorum. Bir kez görmemle yorumum şöyle oldu. "Yakında Okullarda Bantçılık Bölümleri açılırsa hiç şaşmayalım."

Benim gülüyle namlı şehrimin kadını kızı, düne kadar halı işçiliği konusunda ordinaryüs ünvanı edinebilecek düzeyde bilgi ve beceriye sahiptiler. Gün geldi, kapıtalizm ve teknoloji işbirliği tüm bilinenleri hiç saydı. El dokuması halıcılığı şehrimde öldürdü. Fakat üniversitenin açılmasıyla birlikte, Güzel Sanatlar denilen bölüme Halıcılık kısmı da açıldı. Buraya öğretim görevlileri atandı. Tonla maaşa bağlandılar. Hangi bilgileriyle ne yaptılarsa, okutup diploma verdikleri öğrencilerin hiç biri halıcılığa yönelik iş edinemedi. Maksat ne, okudun mu, okudum. Nereden mezunsun, Filan üniversitenin halıcılık bölümünden. Mastır yaptın mı, yapsam ne olacak? Tuhaf bir hal doğrusu...

Yakın zamanda üniversitelerimizde bantçılık bölümü açılırsa hiç şaşmamak gerekir. zira bantçılıktan para kazanıp, geçimini temin eden çok sayıda insan var. Onların eğitimli olması, bir çerçeve içinde yetiştirilmesi mümkündür. Bantçılık mesleği çok yorucu bir meslekte değil, bilgi birikimi de gerektirmiyor. Ama el becerisi mutlak şart... Yamuk bantlama, eksik bantlama yapmamaya dikkat etmek gerekiyor. Toplumun yararına, ümmetin menfaatine, devletin bekasına yönelik bir çalışma değil mutlak. Lakin çağın gerekliliği gibi. Giderek tüm ülke genelinde de yaygınlaşıyor, Yani ilk görenden, son görene birbirine sirayet ediyor. O yüzden diyorum ya, konuya yönelik fakülteler, ek bölümler açılabilir diye...

Batılılardan kim bulmuşsa, aferin demek lazım. Hemen bizimkilerce batıdan görülme alıntı yapılmış (Araklanılmış)Eli boş insana iş bulunmuş. Olmuş, oldurulmuş. Bana göre bir saçmalık iş diye uydurulmuş. Hile yapmak isterken film icabı kurgu oluşturulmuş. Sonrasında bu işi yapma zorunluluğu icat edilmiş, adeta yükümlülük olmuş. 

Hepten merak uyandırdı sanırım. Tahmin edilemeyen bu meslekle ilgili detaya dalmayacağım.

Gördüğüm kadarıyla basitçe ak taracağım, değerlendirmesini okurun aklına bırakacağım. Şaka bir yana televizyonlarda izlediğim proğramlarda dikkatimi çeken bir durum bu. Genellikle gündüz kuşağında toplumu oyalayıcı, bolca fitne yayıcı proğramlar oluyor. Bunlar hanelerin iç dünyasını deşifre eden yayınlar. İnsanlar gönüllü katılımcılar. Şöhret uğruna mahrem odalarını bile gururla saçıcılar. Yeni evliler, evini yeniletenler ve iyi yemek yaparım diyenlerin evlerinde çekimler yapılıyor. Hiç bir bilgiye dayanmayan, basitçe konu ve konuşmalarla günü  öldüren bu yayınlarda sponsor olmayan her markanın üzeri itina ile bantlanıyor. İşte bançlılık mesleğinin varlığını ben böyle öğrendim. İnce iş doğrusu, en ufak yazıyı bile atlamıyor. Kim yada kimlerse bunu yapanlar, işlerinin ehli olmuşlar. En ufağı bile atlamadan, tuzluk üzerindeki yazı, süt kutusu üzerindeki marka, kabartma tozu üzerindeki ünvan, ufacık baharat poşetleri üzerleri, akla ne gelirse; para vermeyenlerin ürünleri bantlı, para veren yağ markası zararlı olsa da göstererek kullanım. Bir oyunda da top atışı yapılıyor, yüzlerce futbol topunun üzerleri tek tek bantlanmış. Bant ucuz bir şey olmalı ve onların üzerlerinde markaları yazmıyor. Hoş onu da beleşe almışlardır, ama bantçılık işi diye bir iş kolunun türemesi gerçekten çok ilginç. Acaba sigortalı mı bantçılar, yoksa sözleşmeli elaman mı? stajerlerden ayarlama yapılsalar, o denli incelikle stajerler bantçılık yapamzlar. Kapı kolu, pervaz yanı, çöp tenekesi, ayna örtüsü, televizyonculara para ödememiş her kim, ne varsa, ortamda yeni mi, eski mi, denilmeden reklama girer kaygısıyla, iki harflikte olsa yazı üzerlerinde yazı gördükleri her nesnenin üzerine bant takıyorlar. Kara bant, ak bant, yazının doğruluğuna, eğriliğine göre tamtamına uyarlanıyor. Şu televizyon sektörü hayrına bir şey yapmıyor velhasıl, sponsorları kadar efeleniyorlar.

Genel bilgi gerektirmiyor bu bantlama işleminde, sponsor avına dikkat etmek yeterli oluyor. Katkıda bulunanın adı yayın sonunda yanlardan akıyorya, işte onun dışında katılımcıların bile adının geçebileceği her şeyin üzerinde, nerede, ne harf veya amblem varsa dahil. Sunucunun, yahut yarışmacının tişörtü üzerindeki yazılı alanlar bile, özenle bantlanıp saklanıyor. Meraktan çatlasanızda bantların altında ne olduğunu asla bilemezsiniz.

İşte bantçılık bu kadar önemli meslek, adamlar bu iş için televizyondan maaş alıyor. Eşi- dostu, hısımı akrabası belki kendisini televizyon proğramcısı sanıyor. Yada kendisi öyle çevresini bilgilendiriyor. Lakin tek yaptığı, ekrana kazanç sağlamayan, yazılı olan her bir görüneni bantlamak oluyor.

Yine de sunuculardan çok emeği geçiyor diyebiliriz bantçılar için, zira ekran önünde sunucu diye seçilenlerin sarfettikleri kelamlar o kadar lüzumsuz ki, emin olun bir incir çekirdeğini dolduracak ağırlıkta bile değiller. Sulu sepken söyle geç. Bir de hayranları çokmuş ki bunların, akıl alır gibi değil.

Demek ki arz talep meselesi, okumuş cahil çokluğu, düşünce yokluğu televizyonların dayanağı oluyor, öyle görünüyor. Bu yazıya devam ederim muhtemelen. Ne zaman derseniz, hele az daha ekranlar arası gezineyim, gördüklerimi bir derleyeyim. O vakte kadar bantçılık bölümleride açılmış olursa, ben demiştim diyebileyim.

Düşünün, az emekle iyi iş doğrusu; hem bu işlerde sunucu olmak, hem de bançcı olarak televizyonlara kapağı atmak. Sunucu olmak için azıcık yüzünüze bakılır, endamınıza nazar takılır olmalı galiba, fakat bantçı olmak dikkat ve el mahirliği gerektiriyor bilesiniz. Daha neler görüp, öğreneceğiz, hakkımızda hayırlısı...