Kıssadan Hisse

Bir Gece
 
 
On dört asır evvel, yine bir böyle geceydi,
Kumdan, ayın ondördü, bir öksüz çıkıverdi!
Lâkin o ne hüsrandı ki: Hissetmedi gözler; 
Kaç bin senedir, halbuki, bekleşmedelerdi!
Nerden görecekler? Göremezlerdi tabî'î: 
Bir kere, zuhûr ettiği çöl en sapa yerdi; 
Bir kere de, ma'mure-i dünyâ, o zamanlar, 
Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi. 
 
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi! 
Fevzâ bütün âfâkını sarmıştı zemînin 
Salgındı, bugün Şark'ı yıkan, tefrika derdi. 
 
Derken, büyümüş, kırkına gelmişti ki öksüz, 
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi! 
Bir nefhada kurtardı insanlığı o ma'sum, 
Bir hamlede kayserleri, kisrâları serdi! 
Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi; 
Zulmün ki, zevâl akılına gelmezdi, geberdi! 
 
 
Âlemlere, rahmetti, evet, Şer'-i mübîni, 
Şehbâlini adl isteyenin yurduna gerdi. 
Dünya neye sâhipse, onun vergisidir hep; 
Medyûn ona cem'iyyeti, medyûn ona ferdi. 
Medyûndur o ma'sûma bütün bir beşeriyyet... 
Yâ Rab, bizi mahşerde bu ikrâr ile haşret.
Devamını oku...

Kıssadan Hisse
Volkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Cuma, 10 Şubat 2012 09:54

altHikâye bu ya; rû-yi zeminde (dünya yüzeyinde) her insanın bir ağacı varmış.

Her daim abdestli, namazında olan bir adam bakmış bir gün kendi ağacının kuruduğunu görmüş. O adamı bilenler, yakından tanıyanlar da ağacının kuruduğunu görmüşler ve üzülmüşler hâliyle. Adamın adına Allah’a yakarmışlar “Yüce Rabbimiz, biz bu kulunu iyi biliriz, fakat gördük ki ağacı kurumuş, nedendir?” Kerim Allah “O kendisine farz olan namazını eksiksiz kılıyor, ancak kılmayanları da eleştiriyor. Eleştireceğine doğru olarak örnek olsaydı” diye cevap vermiş bu yakarmalara… Adamı tanıyan kullar yine yalvarmışlar “Yüce Rabbimiz biz ona gerekeni söyleriz düzelir, ne olur ağacını yeniden yeşert"

Allah (C.C) “Bir şartla, onun iyi dediği ailesi onun için ne yapabilirler gelsinler bunu ağacın altında ispatlasınlar. Ben de ağacını yeniden yeşerteyim” demiş. 

Bunu öğrenen Salih kullar koşarak adamın yanına gitmiş ve durumu izah etmişler. Adamcağız kendi gibi namazdan hiç kalkmayan karısına durumu anlatmış “hanımcığım benim için ağacın altına gidip sende Rabbin uygun gördüğü bir şey yapar mısın, “ demiş. Karısı tüm sevecenliğiyle “Yapmaz mıyım bey, merak etme şimdi hemen ağacın altına gidip senin için gerekirse canımı vereceğimi söyleyerek Allah’a dua ederim,” diye adamın içini rahatlatmış.

Adamcağız sabırla sonucu beklemeye koyulmuşken, kadıncağız abdestini almış, doğru ağacın altına gitmiş. Orada namaz kılıp kocasının affı için Allah’a yakaracakmış. Fakat bir de ne görsün, çok yakışıklı, genç bir delikanlı kadına yaklaşıp iltifatlar yağdırmaya başlamış. “Sizin gibi iffetli bir kadın daha görmedim ben yeryüzünde, yüzünüz ay gibi parlak, karşıma çıkmanızla güneş gibi içimi ısıttınız” gibi cümleleri ardı ardına sıralayan bu genç adama, tüm iffetine karşı duyarsız kalamayan kadın, kocasına edeceği duayı unutup, geç saate kadar bu iltifatları dinleyip, mest olmuş halde evine dönmüş… Kocası karısından emin ya, sormamış bile kendisi için ne yapıp ne yapmadığını. Merakla koşmuş ağacının başına, bakmış ki ağaç hala kupkuru bir yeşerme belirtisi yok.

Ertesi gün biricik oğlunu göndermiş ağacın altına, babası için her şeyi gözünü kırpmadan yapabilecek değerdeki oğlu da severek gitmiş ağacın altına dua etmeye. Ama o da ağacın altında gördüğü zengin ve güzel bir genç kızın cazibesine kapılmış, babası için oraya geldiğini bile unutuvermiş. Üstelik genç ve güzel kız, delikanlıya “Ben seninle evlenirim ve babamın servetinin de başına geçersin, ama senin babanı yakınım da görmek istemem. Çok sıkıcı bir adam, öylelerinden hoşlanmam doğrusu. Sen de beni istiyorsan babandan kopacaksın,” demiş. Delikanlı, görür görmez âşık olduğu genç kız için bir anda babasını kendi hayatından da dışlayıvermiş. Genç kızın peşine takılıp gitmiş. Baba oğlundan emin, eve dönmemesinden kuşku duymadan, çok umutlu olarak ağacının yanına koşup bakmış ki, hala kupkuru.  Ertesi gün kızını, daha ertesi gün bir başka güvendiği yakın akrabasını göndermiş ağacın yanına ve sonra gidip görmüş, durum hiç değişmiyor, hala ağaç kupkuru… O zaman anlamış adam, her bir yakını bir dünya nimeti için kendisini ve dua etmeyi unutuyor.

Yakınlarına umut tutmaktan vazgeçmiş adam, seccadesini ve evinde beslediği köpeğini yanına alıp, evini terk etmiş. Artık ağacın altında yaşamaya, gece gündüz Allah’a dua ederek af dilemeye karar vermiş. O andan sonra yeniden çevresinde mis kokular duymuş.

 
 

Turkish Arabic English
Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ