Satılan Satılana

Satılan Satılana
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 10 Nisan 2018 11:12

Bedevi'nin Hindisi Antalya’nın İncisi…

Ne âlâka diyene bir kıssayla, his ve hisse vermek istedim.

altGeride bıraktığımız yakın bir vakitte günü birlik Antalya’nın Kemer ilçesine gitmiştim. Çarşılarını gezerken, kendimin turistlik bir yerde olduğumu hemen anlamıştım. Hediyelik eşya satan dükkân sahipleri, önlerinden her geçeni yabancı belleyip İngilizce seslenerek dükkânlarına davet ediyorlardı. Ben bunu tuhaf bulmadım da, beni endişelendiren başka bir konu oldu. Kemerin denize nazır sokaklarında portakal bahçeleri içinde herkesin imrenebileceği güzellikte villalar var. Bu villaların birinde balkon sefası eden bir aile görüp selam verdim. Karşılık olarak aldığım cevap “Hello” oldu. Meğer bu aile İngiliz’miş. Kendileriyle yaptığım kısa sohbette, kırık Türkçe’lerinden öğrendiğim kadarıyla oturdukları bina kendilerine aitmiş. Kemer’de böyle güzel yerlerin mal sahipliğini edinmiş daha pek çok yabancı aile mevcutmuş. Hatta Antalya’nın en güzel, denizin ve güneşin en nadide yerlerini onlar sahiplenmiş. Paralarıyla almış olsalar da, ülkemin toprağının bir şekil çalındığı hissine kapıldım. Fabrikalar, bahçeler, daha nice değerler de satılırsa diye acı duydum, hüzünlendim. Ve aklıma şu kıssa geldi, hisse alabilene yararlanır umuduyla paylaşmak istedim…

Bedevinin Hindisi:

Dört erkek, bir kız çocuğu sahibi olan, hali vakti yerinde, kendi kendine yeten bir bedevi ailesinin çadırlarında keyif çattıkları bir gün hindisi çalınmış. Evin reisi baba dört oğlunu karşısına alıp “Mutlaka hindiyi çalanı, çalanları hemen bulun” diye emir vermiş.

Babalarının sert çıkışı üzerine telaşa kapılan oğullar çevrede arama, tarama yapmışlar. Şüphelendikleri birkaç kişi hakkında rastgele soruşturmada bulunmuşlar. Netice alamayınca “Aman aslı astarı bir hindi, ondan bulsak da hayır gelmez artık” deyip aramaktan vazgeçmişler.

Baba da oğullarının gayret ettiklerini, lakin çaresiz kaldıklarını düşünüp kaybı sineye çekmiş. Derken bir süre sonra, yine sere serpe yayılıp dinlendikleri bir gün bedevinin keçisi kaybolmuş... Bedevinin çocukları babalarına bunu söylediklerinde, babanın tepkisi: “hindiyi çalanları buldunuz mu,” olmuş.

Çocuklar "Babama bak hele; biz keçi kayboldu diyoruz, o hindi diyor " diye mırıldanarak çadırdan ayrılmışlar. Çevreye yayılıp keçiyi aramaya koyulmuşlar. Akşama doğru tabii keçiyi de, hırsızı da bulamadan dönmüşler.  

Bu olayda sineye çekilmiş, bir süre sonra unutulup günlük normal yaşama dönülmüş. Bir gecenin sabahına oğullar uyandıklarında bu sefer bedevinin devesinin çalınmış olduğunu görmüşler. Durumu babalarına söylediklerinde; bedevinin tepkisi yine aynı olmuş: “Hindiyi çalanları buldunuz mu?”

Çocuklar babalarına sessiz kalıp, yine kendi kendilerine mırıldanarak yanından ayrılmışlar, tabii onca aramalarına rağmen deveyi bulma çabaları da sonuçsuz kalmış...

Böyle aramalar, üzülmeler neticesi bir süre daha geçmiş. Derken bu seferde bedevinin kızı kaybolmuş. Çocuklar durumu babalarına bildirdiklerinde ise bedevi babasının tepkisi yine aynı olmuş: “Hindiyi çalanı buldunuz mu?”

Oğullar bu kez kendilerini tutamayıp tepki göstermişler: “Baba biz kız kardeşimiz kayıp diyoruz, kimin kaçırdığını bilmiyoruz, sen hâlâ hindi diyorsun! Ne kıymetli hindin varmış yahu!”

Bedevi babası bu kez çok kızmış oğullarına, hiddetle bağırmış: “Bre cahiller, aymazlar. Sizin namusunuzda, geleceğiniz de o çalınan hindimizdi. Hindiye sahip çıkaydınız yahut onu çalanları bulsaydınız diğerleri asla olmayacaktı. Şimdi yanın acizliğinize” deyip, sonra da kararlı bir ses tonuyla emrini vermiş: “Hemen çıkıp dört bir yana dağılın. Ne yapıp edin, o hindiyi çalanları bulun!”

Kıssa bizden, kıssadan ders çıkarmak isteyen sizlerden…

Ayfer AYTAÇ – ayferaytac.com