Rahmetli Özal’ı Bir Hatıratla Analım

Rahmetli Özal’ı Bir Hatıratla Analım
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 17 Nisan 2018 11:30

BİR ZAMANLAR BAŞIMIZDAYDILAR, ŞİMDİ HEPSİ AHRETLİK OLDULAR.

altÖlenin arkasından hep iyi yaptıkları işler, doğru yaşantıları dile getirilir. Benim görüşüme göre de tarihe mâl olmuş kişilerin, tarih sahnesindeki yanlışları da belirtilmelidir ki; bizden sonraki kuşak, bu liderlerin dört dörtlük olduklarını sanmasınlar. Onlarında beşer ve şaşar yönleri olabileceğini öğrenmiş olsunlar.

Rahmetli Turgut Özal’ın iyi yönleri, siyasetteki liderlik ruhu, bugünkü yaşantımıza yön veren pek çok olguda öncü olduğu, ölüm yıldönümleri münasebetiyle ulusal medyada çokça yer alır. Ben ulusal medyanın değindiği ayrıntılara girmeyeceğim. Lakin kısaca şu kadarını söyleyeyim; Turgut Özal öldükten sonra değeri anlaşılan, geniş görüşlüğünü icraata dönüştüren, yoğun kitleler tarafından sevilen bir devlet adamıydı. Bilgi ve iletişim çağına onunla adım atmıştık. Onun sayesinde dışa açılabilmiştik.

Bizim kuşak, Özal’ın yaptıklarını, yapamadıklarını çok iyi biliyor zaten. Arkamızdan gelen kuşağa aktaracaklarımız doğru yönde olursa, insanlar seveceği kişileri bilinçli olarak sevmiş olurlar. Körü körüne, biat eder gibi bağlanmazlar. Ben bu istikameti esas alıp rahmetli Turgut Özal’ın benim şehrimde başına gelen taşlanma vukuatını aktaracağım.

Ulusal basının kalemlerinin yazdığına göre, Özal her zaman Türkiye’nin genelinde çok sevilen bir lider olmuş. Oysa yaşarken, liderken bile ulusal basının içinde Özal’ı sevmeyenler ordusu vardı. Öldükten sonra hep iyi yönlerini ele almak, tarihi yanıltmak olduğu kadar, kalemi de yanıltmaktır ki; bu yanıltmanın ölmüş bir devlet adamına asla faydası yoktur. Geride kalanları mutlandırır mı, o da tartışılır.” İnsana değer verilecekse, hayattayken verilmelidir.” Sözümü buradan bir kez daha yinelemiş olayım ve konuyu ele alayım.

Turgut Özal bir vakitler ( 1980 askeri darbe öncesi) “Meseleleri Mesele Etmezseniz Ortada Mesele Kalmaz” diyerek, laf cambazlığıyla halkın nabzına göre şerbet veren Süleyman Demirel’in yetiştirdiği bir fidandı. Ve aynı zamanda sağ koluydu. Ne var ki zaman içinde yanılan oldu, güvendiği dağ gün geldi kendisine geçit vermedi. İhtilalden sonra Turgut Özal siyasi güç elde edip iktidara gelince; Demirel’i siyaset sahnesinden silmeyi aklından geçirmiş, fakat bunu başaramamıştı.

Referandumla bunu bir kez daha denemeyi aklına koymuştu. Özellikle Demirel’in ve öteki daha pek çok siyasi yasaklıların, yasaklarının kalkmaması için tüm yurdu dolaşarak “Yasakların kaldırılmaması” yönünde etkili yayınlar yapıyordu.

Turgut Özal referandum günü öncesi: “yasakları kaldırmayın. Yasaklar devam etsin. Bunun için ‘Hayır’ anlamına gelen turuncu oy kullanın” demek için Isparta’ya da geldi.

Turgut Özal’ın Isparta’ya geldiği gün, Anavatan Partililerce üzerlerine turuncu gömlek giydirilmiş birçok genç sokaklara salınmıştı. Anavatancıların bu tavrı Ispartalıları çileden çıkardı. Çünkü Ispartalılar mavi renkli “Evet”çiler olarak yasakların kaldırılması ve demokratik hâlin devam etmesi için mücadele veriyordu.

Bu yüzden Turgut Özal’ın Isparta’ya “Yasakları kaldırmayın, hayır oyu kullanın.” demeye gelmesi, şehirde gerginlik oluşturdu. Daha doğrusu, yasakların kaldırılmasını isteyenleri gerdi ve çıkacak bir olaya zemin hazırladı. Bu sebeple Turgut Özal’ın helikopterle gelip otobüsle konuşma yapacağı Cumhuriyet Alanı’na şehrin ana caddesinden geçmesi sakıncalı bulunduğundan, insanların daha az dolaştığı ara sokaklardan götürüldü.

Turgut Özal hararetli konuşmaları arasında: “Bu eskimiş beyinlere evet oyu vermeyin. Hayır, oyu vererek onları tarihe gömün!” derken, bunu üstelik Demirel’i baba belleyip bağırlarına basan Ispartalılardan isterken ve yasakları kaldıracak mavi oy pusulası için “ Mavi renk Yunan bayrağı rengidir, Yunan bayrağını çağrıştırıyor.” diyerek sözünü devam ettirmesi, bardağı taşıran talihsiz bir söz olmuştu. Bu talihsiz sözlerinden sonra, Isparta’dan nasibini taşlanarak aldı Turgut Özal ve süratle Isparta’yı terk etti.

Referandum “Evet” çokluğuyla, yani yasakların kaldırılması yönünde tecelli edince, Turgut Özal referandum gecesi ani bir atakla erken seçim kararı aldı. Ve yasaklıları bu defa erken seçim sandığına kapatmayı düşündü. Başardı da. Hatta kendisini “Cumhurbaşkanlığı” na taşıyan yolları bu çabalarıyla aşmış oldu.

Yasakların kalkmasıyla yapılan “Özal’ın baskın seçimi”nde; Doğru Yol Partisi’nin başına geçen Süleyman Demirel, kendisi de dâhil altmış milletvekiliyle yeniden meclise girdi. 1991 yılında yapılan Milletvekilleri Genel seçimlerinde, Türk Milleti Süleyman Demirel’i bir kez daha iktidara taşırken, iki yıl sonra Turgut Özal’ın vefatının ardından, Cumhurbaşkanlığı kapılarını ardına kadar açmıştı.

Burası yalan dünya, bugün her iki liderde toprak oldu. Öte âlemde amelleriyle bir başınalar. Halkın oylarına değil, Allah’ın rahmetine muhtaçlar.

“Siyasetçilerle ilgili kalem kullanırken, siyasetin cilveleri ve siyasetçilerin hırslarına yönelik kurnazlıkları da göz ardı edilmemelidir.” Diye düşündüğümden, hatıramdan hafızamca doğru bildiklerimi özet olarak aktarmış oldum.

Bugünkü yaşamımıza o günlerden yön vermiş olan büyük devlet adamı Turgut Özal’ı biz de saygıyla ve rahmetle anıyoruz.

Ayfer AYTAÇ – ayferaytac.com