Önce Can

Önce Can
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 27 Haziran 2018 11:14

SAVAŞTA  KAN HAYATTA CAN

altDoktorum söyledi, "sıfır stres sıfır tuz" dedi. Yoksa yüksek tansiyon ve kalp yetmezliğinden aniden dünya değiştirebilirmişim. Bu da önemli değil de; ya ölmez yatar kalırsan çok çekersin, diye dikkatli olmam konusunda sunum önerdi. Kendine iyi bak, diye de tembihledi doktorum. Eve gelip düşününce doktorumun dedikleri dikkatimi bir noktaya yöneltti.

Önce kendim değerliğim. Kendime ne kadar iyi bakarsam, yaşlandıkça uğradığım hücre kaybına o kadar çok geç ulaşır mışım. Dünyaya ve yaşam imtihana değer bulunup gönderilmişim. Ben biriciğim. Başka eşim, benzerim yok. Yüce Allah dünyayı görmemi nasip etmiş ve çok şükür sağlıklı var etmiş. Bunun kıymetini bilip, şükredenlerdenim elhamdülillah... Hayat denilen sihirli yolda yalnız başımıza yürüyoruz. Yani herkes kendi kaderini yaşıyor. O halde kimse benim ne yaşadığımla o kadar çok ilgilenmez ki, ben de kimsenin ne yaşadığını çok yakınım da olsa o kadar iyi bilemem.

Doktorum; "Daha istikbalini sağlayamadığım, yuvalarını kuramadığım çocuklarım var" sözüm üzerine; bir şey daha soktu aklıma: "Çocukların için stres yaşıyor olabilirsin, ama emin ol ölsen iki gün ağlar, üçüncü gün yaşamlarına devam ederler. Onlarında kendi kaderlerini yaşamaları gerekiyor. Hayat böyle bir şey işte, " dedi.Yani sözün özü: "Hiç bir şey benden, bana bahşedilen candan daha değerli değil."

Bunun için hiç kedere kapılmamaya, hep mutlu olmaya odaklanmam lazım. Aksi halde onu düşün, bunu düşün. Kendime vakit ayıramıyorum. Hep stres altında yaşıyorum. Bu gerginliği hipertansiyon ve kalp rahatsızlığı oluşturdu bünyemde; beynimdeki vertiko da cabası. Bütün bu sağlık sorunlarım, kendimden gayri herkesin hayatını dert etmemden kaynaklandı. Özverili olmak değil, sağlıklı olmak gereklidir. Çünkü sağlıklı olursam, başkalarına daha faydalı olabilirim. Ne yazık ki bu duygu ve düşünceleri 63 yaşımda, doktorumun "Savaşta kan, hayatta can" sözünün üzerinde düşününce idrak edebildim. Ben bunu bu yaşıma kadar hiç akla getirememişim. Adeta önceki senelerim ayakta uyur gibi, gaflet içinde geçmiş.

Hayat çok zor ve bazen bu zorlukları kolaylaştıracak kelimeleri bulmakta aciz kalıyorum. Ne yapmam ve ne yapmamam gerektiğini bilemediğim zamanlar çok sık oluyor. Bana yardımcı olacak birine bazen ihtiyaç duyuyorum. Bu yüzden de hayatımda telafisi olmayan yanlışlarım oldu. Bu yanlışlarım belli yaştan sonra bütün yaşantımı etkiledi. Dolayısıyla benimle birlikte çocuklarımın geleceğini de. Fakat "keşke olmasaydı" diye üzülmem geçmişteki hatalarımı telafi etmiyor. Tövbe ederek Allah'tan af dileyerek, dünya günahlarımdan aklanmayı umut ediyorum. Dilerim çocuklarım benden etkilendikleri altında zorluklar yaşamazlar. Kendi hayatlarında en az hata yapan olurlar. Ne yapalım, hayat böyle işte. Her insan için farklı inişler ve çıkışlarla dolu... Ama insanlar her koşulda kendinden memnun olmalı...