Kısasa Kısas

Kısasa Kısas
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 01 Temmuz 2018 08:28

ALLAH KORKUSU OLMAYANLARDAN KORKUN.

ÇÜNKÜ ONLAR VİCDANLARINI YİTİRMİŞ,

ŞEYTANIN KÖPEKLİĞİNİ YAPAN ,

YAŞAYAN DEĞİL BEDENİ ÇÜRÜMEYE YÜZ TUTMUŞ ÖLÜ İNSANLARDIR.

altHerkes yavrusuna sahip çıksın. Ortam kötü. Kimin ne olduğu belli deği!

Adı Eylül... İnsan söyleyecek söz bulamıyor, nutku tutuluyor. Nur gibi bir  yavru, melek gibi geldiği dünyadan, bir şey anlamadan melek olarak uçtu gitti. Bir de Leyla adında kayıp küçük bir kız çocuğu daha var. Onun akıbeti henüz belli değil. Umulur ki sağ bulunur. Allah bu yavruların ailelerine sabırlar versin. 

Eylül daha sekiz yaşındaydı ve evlerinin önünde biskletine binerken ortadan kaybolmuştu. Ramazan Bayramından bu yana Ankara Polatlı'da aniden kayıplara karışan Eylül'ün bulunması için  güvenlik güçlerimiz seferber oldu, aranmadık yer bırakmadı. Lakin bir sonuca varılamadı.

Allah razı olsun çobanlık yapan bir insaniyet sahibinin ihbarıyla düğüm çözüldü. Ancak neticesinde  Eylül'den acı haber geldi. Küçücük bedeni uzak bir alanda bir elektrik direğinin dibinde ölü bulundu.  Anne ve babasının öpmeye ve koklamaya doyamadığı Eylül'e, komşuları olan bir adam önce tecavüz etmiş, sonra da hunharca katledip gömmüş onu. Ne kadar elem verici bir hadise, sağlıklı ruh sahibi birinin bu vahşeti yapamayacağı aşikar.

Bu acı haberi duyan herkes sosyal medya üzerinden idam isteyinde bulundu. Hatta bu ülkeden imzasıyla idamı kaldıranlardan biri olan, bir dönem ülke yönetimde var olmuş makam sahibi bir zat da "idam gelsin caniler asılsın," diye gürlüyor. Oysa aynı şahıs Ramazan bayramı öncesi, yani Eylül kaybolmazdan önce, seçim arifesinde gezerken af talebinde de bulunan kişinin ta kendisiydi. Vatandaş şunu bilmeli ki Türkiye'de AB uyum yasaları çerçevesinde idam cezası kaldırıldı ve bir daha da geri gelmez. Gelirse bundan yararlanacakları Avrupa'da Amerika'da hiç istemez.

Ben çocukken  idam edilen birini gördüm. Yaşım çok küçüktü. Şehir merkezimizde Mimar Sinan cami önünde büyük bir çınar ağacı vardı (hala heybetiyle durur) Kadına kıza sarkıntılık eden birini sabah ezanından sonra cami önüne getirdiler. Suçu sabit edilmiş olanın boynuna yağlı urgan geçirdiler. Sonra seyredenlerin gözü önünde cellat denilen görevli suçlunun üzerinde durduğu tahta sandalyeye tekmeyi vuruverdi. Adamın kırılan boynundan dili dışarı taşıverdi. Çok korkmuştum. Sadece biz çocuklar değil. Bunu görenlerin yüzlerinde korku ifadeleri olurdu.

Bizim evimiz o alana yakın olduğundan bir gün öncesinden belediye hoparlöründen asılacak kişinin anonsunu duyunca, ertesi gün sabahın köründe cami etrafına şehir ahalisinden duyup gelenler etrafa dizilirdi. Biz çocuklarda ailemizin peşi sıra koşarak meydana gelirdik ve büyüklerin arkasına saklanarak bacak aralarından, olanı biteni izlerdik. Büyüklerden bazıları derdi ki: "İyi oldu, şerefsizlerin katli vaciptir."

Çocuk yaşımdan erişkin olana kadar bir daha hiç idam sahnesi görmedim. Fakat gazetecilik mesleğine adım attığım 70'li yıllarda da idam cezası vardı ülkemizde. Ağır ceza duruşmalarını mesleğim gereği çok izlemiş biriyim. Hakim suçluya idam kararı verdikten sonra elindeki kalemi kırardı. Suçlu cezaevine götürüldükten sonra, bugün yarın asılırım korkusuyla yaşıyor olmalıydı ki, geceleri vicdani rahatsızlıklardan feryat - figan edişlerini zaman zaman gardiyanlardan duyardık. Ne var ki 80 ihtilaline kadar bir daha idam edilen şahsı ben ne gördüm, ne de duydum. Demek ki idam cezası alma korkusu suçluyu ölmekten beter ediyordu.

Müslümanlar olup bitenlere sus pus...
altSonrasını bilen bilir, dış güçlerin isteğiyle ülkemizden idam cezası tamamen kaldırıldı. Yani biz Allah'ın emrinden cayıp, dış güçlere tabi olunca ülkemde her kötülük görülür oldu. Toplumumuz giderek yozlaşmakta, bu tehlikeden henüz çoğumuz haberdar değiliz. Bazıları şimdi yeniden basbas bağırıyor, "Artık idamı getirmenin vakti gelmiştir. Milletin tahammülü kalmamıştır. İdam cezasına karşı çıkan şudur, budur" diyerek kötü ithamlarda bulunuluyor.

Peki tamam, tecavüzcülere idam gelsin. Ya o tecavüzcülere örnek olan televizyon dizilerine yayından men kararı gelmesin mi? Yıllardır beyaz perde de tecavüzcü Çoşkun'u sempatik gösteren, gazozla genç kızları uyutup, hayallerini yıkan, hayatını söndüren Nuri Alço'yu magazin medyasında kahraman imajıyla övüp duranlara ne yapılması gerekir?

Küçük Emrah filmlerinde kadın bedeniyle bakkal borcunun ödenebileceğini öğreten yeşilçam sinema sektörünün bu yapımları, Kültür Bakanlığı'nca yenilenip arşivleniyor ve sıklıkla televizyon ekranlarından gösteriliyor. Hatta hatta bu oyunculara sanatçı deniliyor, yaptığı bu roller için film festivallerinde onur ödülleri veriliyor. Pek çok paralar kazanıp, lüks yaşam sürüyor böyleleri. Onlar için büyük başlar diyorlar ki "sanatçılar toplumun aynasıdır." Böyle aynalar kırılsın, eksik olsun. Toplumu ayartıcı, şeytanın askerleridir bunlar. Dahası var mı, olmaz mı çokkk. Süpyancı şarkıcı yok mu, kızı yaşındakilerle oynaşıp çocuk doğurtup bırakanlar. Yahut "hayat arkadaşıyız" ayağına yıllarca zina yapıp duranlar. Şöhretli biriyle evlenip çocuk sahibi olup çocuğunu sigorta görenler. Dahalarını yazmaya sayfalar yetmez. Yıllarca tecavüzü, fuhuşu, zinayı sürekli işleyip, kimin eli kimin kıçında belli olmayan ahlaki çöküntüye davetiye çıkaran, zenginliği her istediğini yapabilme şeklinde yaşantı gibi lanse eden, açık saçık, boyalı suratlı kızları erkekleri ayartmakta normal gibi gösteren televizyon dizilerine idam yok mu?

Önce Allah'n kanunlarını kaldırdılar sonra Televizyonlarla çocuklarımızın beynini yıkadılar.Avrupa özentisi ahlak yoksunu bir nesil yetişiyorsa bunu televizyonlara borçluyuz. Bozulan neslin vebali televizyon ve sanattan yoksun, ahlak bozucu sinemalardır.
Fatmagülün suçu ne diye bir dizi çevirdiler, lakin çevirenler para derdinde olunca Fatmagülün suçu yok oluyor, suç onu seyredenlerde. Velhasıl zıvanadan çıkmışız.
Bu ülke insanının pek çoğu; çocuklarınızı kavak yelleri ile büyüttünüz. Pis yedili ile eğittiniz. Aşkı memnu ile sapıklaştırdınız...Bu tarz yaşam senin değil müslüman ...Uyan artık uyan...

Bu düzen baştan sona idam edilmedikçe huzur haram dünyaya. Kısasa kısas dinimizce haktır. Lakin dinimize göre yaşamayı hak gören yok ülkemizde, Avrupa normlarına uymamız gerekiyormuş. Acaba bilimde, ilimde uysak daha âla olmaz mı, niçin ahlaksız yönlerine uyum sağlamaya gayret gösteriliyor. Çocuk istismarında dünyada 3. sıradaymışız. Bu durum acaba idarecilere bir şey ifade ediyor mu? Müslüman bilinen ülke için bu ne kadar utanç verici. Demek ki en iyi bildiğimize bile çocuğumuzu emanet edemeyeceğiz. Yazıklar olsun bu toplumu bozan ve itibarlı olarak ortalıkta salınan insanlara...  Eminim ki Avrupa'ya göre değil, dinimizin gerektirdiği gibi yaşarsak doğru olanı yapmış olacağız. Dinimiz de kısasa kısas vardır. Anlamı şöyledir: Bir suç işleyenin aynı cinsten bir ceza ile cezalandırılması. Öldürme veya yaralamada, suçluya aynı şeyin yapılması. Kasten adam öldürene veya yaralayana İslâm hukukunun uyguladığı ceza budur.

altBir İslâm hukuku terimi olarak kısas; ferdin hakkı olarak yerine getirilmesi gereken, âyet ve hadislerde miktarı belirlenen ve suçlunun bedenine yönelik bulunan cezayı ifade eder. Kesmek anlamına gelen "Kass" kökünden alınmıştır.

Kısas cezasını gerektiren suçlar;

Kasten adam öldürme ile bazı kasten yaralama ve sakat bırakma eylemlerini kapsamına alır.

Kısas cezası Kitap ve Sünnet delillerine dayanır. Kur'ân-ı Kerim'de şöyle buyurulur:

"Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hür hür ile; köle köle ile, kadın kadın ile kısâs olunur. Öldürülenin velisi tarafından, öldüren lehine bir şey affolunursa (diyet için) yapılacak uygulama örfe göre normal olmalı ve en iyi bir şekilde ona ödenmelidir. Bu size Rabbınızdan bir kolaylık ve rahmettir. Artık bu hükümden sonra kim haddi aşarsa ona acı bir azap vardır. Sizin için kısasta hayat vardır, ey tam akıllı insanlar" (el-Bakara, 2/178-179).

 

"Her kim haksız olarak öldürülürse onun velisine yetki verdik. O da öldürmede haddi aşmasın. Çünkü ona yeterince yardım olunmuştur" (el-İsrâ, 17/33).d