Mısır Maceram 2

Mısır Maceram 2
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 01 Eylül 2018 03:40
altKahire'ye gittim, oradaki çoğu Mısırlının Osmanlı düşmanı olduğunu öğrendim kahroldum. Diyorlar ki, "Osmanlı bize 250 senede bir şey öğretmedi, ama İngilizler 30 yılda pek çok şey öğretti." 
İngilizlerin öğretti sandıkları şey de, bizden beter dünyalık yaşam...
Malum Mısır bir Afrika ülkesi. Oralara kadar gideceğimi hiç sanmazdım. Çünkü uçak fobimi hiç aşamazdım. Lakin bir ay içinde defalarca uçağa bindim. Adeta Afrika'yı fethettim.
Gezim süresince konuştuğum Mısırlılara dedim ki: "Osmanlı size şefkatle yaklaşıyordu, merhametli davranıyordu. İyilikten anlamamışsınız. Lakin İngilizlerin silah zoruyla öğrettikleri yanlışları çabuk kavramışsınız."
"La la la" deyip durdular. Yani hayır diyorlar, sömürü altında müslümanlıktan uzaklaşıp, İngilizler gibi olma gayretllerini, onlara çok özendiklerini kabul etmiyorlar."Biz modern müslümanız"diyorlar. Genç kızların çoğu toplum içinde çıplakmış gibi, çok açık saçık giyinip gezmekten arlanmıyorlar. Kahire'de de kafeler, AVM'ler dolu. Gençler buralarda kız erkek sarmaş dolaşlar. Anlamlandıramadığım karmaşık bir yaşam içindeler. Halkın çoğunun çoktan İngiliz gibi oldukları davranışlarından alenen belli. Tek ayırt edilecek yanları, müslüman gençlerin her ortamda sıklıkla nargile içmeleri.Mısır'ın yerli halkı, bilhassa fakir kesim, erkeği kadını uzun entari giyip, başını örtüyor. Ayaklarında sandalet, kimileri de yalın ayak, başı kabak.
Nil nehri kıyısında eski bir gemiyi onarıp lokanta etmişler. Böyle bir kaç tane gördüm. Birinin levhasında "Passa restorant" yazıyordu. Gemiye girişe bir kukla koymuşlar üzerine Osmanlı paşası kıyafeti giydirmişler. Yemek yemeğe gelenlere iki büklüm eğilerek buyur çekiyor. İçeride yemek servisi yapan garsonlarda üzerlerinde sırmalı ceket, başlarında fes, ama dilleri İngilizce şakıyor.Masaya oturmadan mekanı terk ettim.
Kahire çok kalabalık şehir. Kahire'de Nil kıyısı güzel, nehrin çevresi zengin iş merkezleri ve zenginlerin kalabileceği otellerle dolu. Bunlardan birinde de ben kaldım. Lakin otelime gelirken çok şaştım. 
Hayır, çöl rüzğarıyla savrulan kumların sıvaştığı eski görünümlü evlerine şaşırmadım. Malum çöl alanı... Fakirllerin ve dilenenlerin çokluğuna da şaşmadım. Müslümana yakışmayan daha nice görüntüde beni afallatmadı.
Misal kalacağım otele ulaşmak için bir taksiye bindim. Taksi şoförü yol boyunca bana Kur'an dinletti. Daha doğrusu taksiye bindiğimde, bizdeki arebeks müzik yerine Kur'an sesi doluydu arabanın içi. Nasıl mutlu oldum, nasıl bir maneviyata büründüm, anlatamam. Çok hoşuma gitmişti. Otelin önüne geldiğimizde taksici benden çok para istedi. Örneğin 12 kilometrelik yola bizim paramızla beş bin lira gibi. İtiraz edince pazarlığa girişti adam. "Yarısını versen de olur" gibisine. Otelin ilgilileriyle konuşacağımı ve Mısır'daki taksi ücretlerini öğreneceğimi söyleyince, başta istediği paranın on da birine razı oldu. "Bu nasıl müslümanlık," dedim. Müslümanlıkta kandırma yoktur, rehberimiz peygamberimiz (s.a.s) "Aldatan bizden değildir" buyurmuş, dedim. "Biraz önce Kur'an-ı Kerimi beraber dinledik, ben Arapça bilmediğimden ayetteki Allah buyruğunu tam manasıyla anlamadım. Ama sen Arapça biliyorsun da, galiba kendin dinlemediğinden denileni anlamıyorsun, sanırım müşteriyi aldatmak için böyle davranıyorsun" dedim. Taksi şoförü İngilizce bir şeyler söyledi; arabasına atlayıp uzaklaştı. "Vay be" İngilizceyi ne güzel konuşuyordu. Benim ingilizcem olmadığından ne dediğini anlamadım tabi. Kaldığım otel çok lükstü. Nil nehri kıyısındaydı. Otel benden önce hep ünlüleri ağırlamış. Devlet adamlarını, dünyaca tanınmış sanatçı ve işadamlarını. Niye yalan söyleyeyim, ben de ünlüymüşüm gibi ağırlandım. Çünkü beni Mısır'a davet eden muhterem zat, orada uluslar arası bir inşaat çalışması yapan ünlü bir firmanın muhteşem genel müdürüydü.Uçak paramı bile karşılamıştı ünlü firma. Hem de birinci sınıf mevkiden. O bölümde hosteslerin ilgisi ve ikramları farklı oluyor doğrusu. Neyse övünmeyelim. Bir zamanlar bizim olan Mısır topraklarını İngilizlere kaptırdığımıza döğünelim. Çünkü Mısır'da müslüman bildiğimiz, kardeşlerimiz dediğimizin çoğu İngilizler gibi giyinip, yaşıyor. Fakirleri hariç tabi. Onlar her ülkede aynı zorluktalar. Ancak orta halli müslüman kızlarının bir İngilizle evlenip İngiliz tebasına geçme hayali ve bu uğurda kendilerini İngiliz erkeklerine beğendirme gayretleri beni bir hayli endişelendirdi. Bu kızlar Mısır'daki ünlü Türk inşaat firmasının Türk bekar erkek çalışanlarını da ayartma peşindeler. Niyetleri bir Türkle evlenip Türkiye'ye kapağı atmak. Mısır'ın çöl havasından, kuma bulanmış duvarları olan, çoğunun havalandırması bile olmayan küçük evlerinden kurtulmak.Türkiye'de refaha ermek.. İstanbul ve Antalya adını sıkça kullanıyorlar, çok görmek istediklerini söylüyorlar. Hallerine ağlayasım geldi. Fakirlikten bıkmışlar, lakin tembelliklerinden taviz vermiyorlar. Çoğunluk gündüz uyuyup, akşam saatlerinden itibaren tüm gece sabaha kadar geziyorlar.Trafik kuralları ne bilmiyorlar. Lakin otoban için uzun bir üst geçit yapmışlar hayran kaldım. Mısırlılar bolca tavuk yiyorlar. Bir de "haşarat" dedikleri, deniz böceklerini yemeye bayılıyorlar. Cuma günleri AVM'lerdeki büyük ekran televizyonlardan Sisi'nin öğle namazını naklen canlı yayın izliyorlar. Önde imam, hemen arkasında Mısır ülkesinin yönetimini sağlayan Sİsi.Kamerallar her anını insanlara yansıtıyor. Camilerde ezanlar okunurken, hemen bitişiğinde veya caminin tam karşısındaki kilisede de çan sesleri çınlıyor. 
 
Ah! Müslümanlık Mısır'da inliyor. Çok şükür Rabbimize yine en iyi müslümanlık bizde yaşanıyor. Daha Mısırla ilgili yazılacak çok konu var, ama oralarda yanlışları yorumlamaktan yorgunum. Belki bir başka seferimde detaya dalarım. Ha, bir şey daha, Kahire'de doğup büyümesine rağmen piramitleri görmeyen niceleri var, fakir halktan. Tıpkı İstanbul Şirinevler'de yaşayıp da İstanbul'un denizini görmeyen bizim garibanlarımız gibi. Mısır ülkesindeki yaşamı görünce o topraklara neden çok peygamber gönderildiğini kolayca anlıyor insan ve Türkiye'min güzeliğinin kıymetini de, bilinçli akıl daha çok kavrıyor.
 
Ayfer AYTAÇ - ayferaytac.com