Televizyonu Boşladım

İNANIN TELEFONUM HER ÇALIŞINDA YÜREĞİM AĞZIMA GELİYOR

TANIDIĞIM NUMARALARI BİLE AÇMAYA ÇEKİNİYORUM

YA SAHTEKÂRIN BİRİ ARIYORSA... ŞİMDİ NE OLACAK?

50 Milyon kişinin kimlik bilgileri internette. Ve isteyen herkes buna ulaşabiliyor.
Önceden inkar edildi Şu an çok önemsiz bir olay gibi gösterilmeye çalışılıyor.
Peki bu önemsiz gösterilen olayın aslında ciddiyeti ne?
Bu bilgilerden ad, soyad, TC.kimlik no , anne baba adı,doğum tarihi , yeri , nüfusa kayıtlı olduğu yer, en son açık adres bilgileri…...
Daha ne olsun ?
Bu bilgilerle mesela sahte bir kimlik çıkarılabilir.
Bu sahte kimlikle bankada hesap açılabilir. Ve o bankanın müşterisi olunabilir.
O bankadan kredi çekilebilir.
Kredi kartı çıkartılıp binlerce lira dolandırılabilir.
Başkalarına kefil olunup servetler batırılabilir.
Bu bilgilerle e-devlet şifresi alınabilir.
Bu e-devlet bilgilerinden mal varlığı, vergi geçmişi hatta biten ya da devam eden davalara bile ulaşılabilir.
Adınıza şirketler açılıp binlerce kişi sizin üzerinizden dolandırılabilir.
Adınıza vergi kaçakçılığı yapılabilir.
Ayrıca şu anki açık adresinizde olduğundan siz ve ailenizin güvenliği her an tehlikede. Her an birinin aklına bir cambazlık gelebilir. İstenirse eğer evinize adrese teslim bomba bile gönderilebilir.
Hele bir de birileriyle aranızda husumet varsa sizi bulmak isteyen düşmanlarınıza bir davetiye olabilir.
Bu benim aklıma gelenler.
Hergün binlerce dolandırma vakasının yaşandığı günümüz Türkiye’ sinde kimbilir daha ne planlar yapılabilir?
Üstelik birde istenen kişinin bilgilerine bir iki tıkla ulaşılıyorsa...

Devamını oku...

Televizyonu Boşladım
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 18 Şubat 2012 12:27

altBir zamanlar radyo dinlemenin tiryakisiydim. Ne işle meşgul olursam olayım, kulağım mutlak radyoya adapte idi. Halen daha severim radyo dinlemeyi, lakin artık internetten, arşivlerden derlenmiş eskide kalmış güzellikleri tercih ediyorum. Evimde modern şekil radyom var. Herkes de olduğu kadar biraz alışkanlıktan var. Biraz da televizyon büfesinin altı boş kalmasın, orayı da radyo doldursun; hem “Sizin radyonuz yok mu?” demesin gelen konuklar. Olur ya, birinin keyfi radyo dinlemek ister. Ya da onlarda yoktur, merak eder falan filan. Az önce yazdığım cümle biraz gösterişe mi girdi? Yok, be. Radyo dediğin nedir ki, şimdi herkeste ben de olmayan ne varsa var.  

Aman ne diyeceğimi diyemedim; en iyisi radyoyu bırakıp televizyona bakalım. Hayır, hayır bakmayalım. Hangi kanalı açsanız hep konuşma, konuşmadan öte tartışma. Fakat nasıl tartışma? Kimsenin kral çıplak dediği falan yok, ha. Sadece laf olsun, saatler dolsun. Kanallar reyting yapsın, reklam kapsın, sahiplerin cebi para dolsun.

Yahu bu ülkede konuşarak, tartışarak neyi hallettiğiniz bugüne kadar? Bir de susmayı ve önce kendiniz dediklerinizi yapmayı deneyin.

Akşamları ya saçma sapan, bağır- çağır malayani diziler; yahut dizi dizi tartışma programları ve yahut şeytanı keyiflendirici cıvık eğlence programları. Haber saatlerini zaten hiç sevmiyorum. İzlemekten azami imtina ediyorum. Zira ajanslardan alınma, birbirinin aynı haberler ve haberleri felaket tellalı gibi sunan spikerler, bana gerçekten bıkkınlık geldi.

Televizyonda gündüz kuşağıysa filtreden geçirilmesini gerektirecek düzeysizlikte. Gözlerimi yormaya, zamanımı harcamaya değmez yayınlar.

TRT biz farklıyız, diyor. O özel kanallardan beter.

Tek farkı Türkiye’nin ilki olması. İlk göz ağrımız diye, bazen takdirimizi gösterelim diyoruz. Hem hani birde bizim vergilerle yaşatılıyor, onca çalışanına maaş veriyor bildiğimizden, hani bizim gibisine destek verelim, izlenme oranını artıralım istiyorum. Tamamen iyi niyet. Fakat bir bakıyorsun, onca deneyimli kadrolu elemanı varken, asıl işi başka olan, özellikle çocuk sahibi olmuş, çocuklarının geleceğini garanti altına almak isteyen arkalı birilerini kayırma yapmış.

Bu kayırmaya da oldum olası karşıyımdır. TRT nin yerel kadrosunda bile bunu görebilirsiniz. Bölge müdürü nereliyse, oralıyı kayırır, ekibini kendi çevresinden oluşturur. Diğer çalışanlar ne mi olur? Onların ne şekil değerlendirildiklerini bilemem de, bildiğim kadarıyla maaşlarını almaya devam ederler. Nede olsa devlete bağlanmış elemanlar sayılıyorlar. Devlete yaslanmışlar yani. Ama eminim onlarda yetişmiş elemanlarken, kendi işlerini şarkıcının, mankenin yapmasını istemiyorlardır. “TRT’nin reyting kaygısına mı, reklam parasına mı ihtiyacı var da bunu yapıyor,” diyorlardır.

Her neyse, derin sulara dalmayalım. En güzeli beğenmediğini izlememek. Bende öyle yapacağım, sonradan buralardan yakınacağıma ben artık televizyon seyretmeyeceğim, der ve seyretmem olur biter.

 
 

Turkish Arabic English
Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ