Televizyonu Boşladım

 
Bir Gören var biliyorsun değil mi?
 
İyilik yapanla kötülük yapanı bir tutma. İyilik edeni duadan unutma. İyiligi unutup kusuru saklayan dost degil, düsmandır. Dostunun hatasına dayanamayan ölüm hastalıgında yalnız kalır. Dostun, gözün gibi olan insandır. İyi arkadaşsa, hayatın süsü ve belada yardımcıdır. Güzel görüşmekle arkadaşlık devam eder.
 
İşte öylesine bir gün...derinliği yok, uzunluğu yok, uykusunu kaybetmiş geceler ve bu gecelerde kaleme gelen heceler... Sessiz Sözler...
 
Bazen adını bilmediğiniz kasabalara kaçmak istersiniz. Koca dünya dar gelir, ama yine de direnirsiniz mezar niyetine...İnsan kendinden kaçamıyor.Düşünceleriniz de gelecekse yorulmamak belki de daha iyisi olur. 
 
Bu kadar acıya, hayatın insanı artık kusması lazım...
Devamını oku...

Televizyonu Boşladım
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 18 Şubat 2012 12:27

altBir zamanlar radyo dinlemenin tiryakisiydim. Ne işle meşgul olursam olayım, kulağım mutlak radyoya adapte idi. Halen daha severim radyo dinlemeyi, lakin artık internetten, arşivlerden derlenmiş eskide kalmış güzellikleri tercih ediyorum. Evimde modern şekil radyom var. Herkes de olduğu kadar biraz alışkanlıktan var. Biraz da televizyon büfesinin altı boş kalmasın, orayı da radyo doldursun; hem “Sizin radyonuz yok mu?” demesin gelen konuklar. Olur ya, birinin keyfi radyo dinlemek ister. Ya da onlarda yoktur, merak eder falan filan. Az önce yazdığım cümle biraz gösterişe mi girdi? Yok, be. Radyo dediğin nedir ki, şimdi herkeste ben de olmayan ne varsa var.  

Aman ne diyeceğimi diyemedim; en iyisi radyoyu bırakıp televizyona bakalım. Hayır, hayır bakmayalım. Hangi kanalı açsanız hep konuşma, konuşmadan öte tartışma. Fakat nasıl tartışma? Kimsenin kral çıplak dediği falan yok, ha. Sadece laf olsun, saatler dolsun. Kanallar reyting yapsın, reklam kapsın, sahiplerin cebi para dolsun.

Yahu bu ülkede konuşarak, tartışarak neyi hallettiğiniz bugüne kadar? Bir de susmayı ve önce kendiniz dediklerinizi yapmayı deneyin.

Akşamları ya saçma sapan, bağır- çağır malayani diziler; yahut dizi dizi tartışma programları ve yahut şeytanı keyiflendirici cıvık eğlence programları. Haber saatlerini zaten hiç sevmiyorum. İzlemekten azami imtina ediyorum. Zira ajanslardan alınma, birbirinin aynı haberler ve haberleri felaket tellalı gibi sunan spikerler, bana gerçekten bıkkınlık geldi.

Televizyonda gündüz kuşağıysa filtreden geçirilmesini gerektirecek düzeysizlikte. Gözlerimi yormaya, zamanımı harcamaya değmez yayınlar.

TRT biz farklıyız, diyor. O özel kanallardan beter.

Tek farkı Türkiye’nin ilki olması. İlk göz ağrımız diye, bazen takdirimizi gösterelim diyoruz. Hem hani birde bizim vergilerle yaşatılıyor, onca çalışanına maaş veriyor bildiğimizden, hani bizim gibisine destek verelim, izlenme oranını artıralım istiyorum. Tamamen iyi niyet. Fakat bir bakıyorsun, onca deneyimli kadrolu elemanı varken, asıl işi başka olan, özellikle çocuk sahibi olmuş, çocuklarının geleceğini garanti altına almak isteyen arkalı birilerini kayırma yapmış.

Bu kayırmaya da oldum olası karşıyımdır. TRT nin yerel kadrosunda bile bunu görebilirsiniz. Bölge müdürü nereliyse, oralıyı kayırır, ekibini kendi çevresinden oluşturur. Diğer çalışanlar ne mi olur? Onların ne şekil değerlendirildiklerini bilemem de, bildiğim kadarıyla maaşlarını almaya devam ederler. Nede olsa devlete bağlanmış elemanlar sayılıyorlar. Devlete yaslanmışlar yani. Ama eminim onlarda yetişmiş elemanlarken, kendi işlerini şarkıcının, mankenin yapmasını istemiyorlardır. “TRT’nin reyting kaygısına mı, reklam parasına mı ihtiyacı var da bunu yapıyor,” diyorlardır.

Her neyse, derin sulara dalmayalım. En güzeli beğenmediğini izlememek. Bende öyle yapacağım, sonradan buralardan yakınacağıma ben artık televizyon seyretmeyeceğim, der ve seyretmem olur biter.

 
 

Turkish Arabic English