İmamın Biri

İmamın Biri
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 14 Kasım 2018 10:25
alt
BİR CAMİ KAPISINDA YAZILAN ÇOK GÜZEL BİR SÖZ...
"LÜTFEN İÇERDE KAZANDIĞINIZI DIŞARDA KAYBETMEYİN"
 
İMAMIN BİRİ ALLAH'A HİZMETTEN VAZGEÇMİŞ, ŞEYTANA HİZMETİ TERCİH ETMİŞ. İMAM CAMİDEN KAÇARSA, CEMAAT NE YAPMAZ, İMAMIN ARKASINDA SAF TUTMAZ.
 
İmamın biri bakmış ki arkasında saf tutacak cemaat kalmamış, istifasını verip siyasetçi olmuş. Belediye başkanı olursa arkasında dizilmekten imtina edenleri, önünde el pençe yaptıracak. Cami kaçkını seni, seçileme emi!
 
İmamlar camiler boşalınca ne yaparlar, bolca boş vakit bulurlar. peki boş vakitlerinde ne yaparlar? bazıları esnaflık, bazıları da siyaset yaparlar.
Ben de medyadan duydum. İmamın biri kutsal görevden vazgeçip, günah ortamına atılmaya talip olmuş. Dinine hizmeti bırakıp, günah pazarında dükkan açmak istemiş. Görev yaptığı yöreye baş olmak, koltuğa kurulup sözünü dinletmek istemiş. Takım elbiseler giyecek, makam arabalarına binecek ve dediğim dedik, diyecek. 
 
Hutmede kendini yeterli görmemiş. Yahut namaz vakitleri dışında boş vaktim çok belleyip, insanlara forslu makamdan hizmet etmek istemiş. 
Bir imamın boş vakti olabilir mi? Bir imam siyasetle ilgilenebilir mi? 
Adam maaşlı devlet memuru; devletin verdiği maaşı az bulur, daha yükseklerde gözü olur.
Bildiğim kadarı ile devletimiz şu anda imam kardeşlerimize gayet tatminkar sayılabilecek, onları ele güne muhtaç etmeyecek bir maaş veriyor. Ayrıca bu imam kardeşlerimizin çoğu; görevli olduğu caminin avlusunda, camiye on adım mesafedeki cami lojmanında kalıyor. Yani kira gibi bir derdi tasası da sözkonusu olmuyor. 
 
O halde sorun geçimde değil, seçimde. Seçilirse dünyası ihya olacak. Bir eli yağda bir eli balda bulunacak. Sabah namazlarına kalkma derdi bulunmayacak. Bazıları için imamlık zorunlu ve sorunlu iş. neden derseniz, adam kendi imam olmak istememiştir; belki aile baskısıyla imam oldu, kendi ukdesinde makamda kasılmak vardı. Yoksa vatana millete hizmetse maksat bunu en iyi imamlık görevinde yapardı.
 
Tüm imamlar madem ki imam oldular görevlerini gerektiğince yapmalıdırlar. Aldıkları parayı helal ettirmelidirler. Nasıl mı?
Bir imamın sorumluluğu yalnızca vakit namazlarını kıldırmak olmamalı.İmam dediğin din görevlisidir. Din görevlisinin namaz kıldırmak dışında en önemli vazifesi görev yaptığı mahalledeki sakinleri; bilhassa gençleri gözetleyecek. Onlara doğruyu yanlışı öğretecek. Gerekirse kahve kahve, ev ev, şahıs şahıs dolaşarak dinimizin güzelliklerini ailelere anlatmalıdır. 
Bizim imamlarımızın insanları İslâma, Câmiye, Kur'ân'a ısındırmak, onları sırat-ı müstakime davet etmek gibi bir görevi, bir derdi yok mudur? Eğer varsa; böyle bir sorumluluğu üzerinde hisseden bir imamın değil siyasetle ilgilenmek, başını kaşıyacak vaktinin bile olmaması gerekmez mi? Demek ki bu sorumluluğu taşımayan bir imamın gözü elbette dünyalıkta olur.
 
Vakit namazlarında bir saf dahi cemaati olmayan bir imamın, bunu dert edinmesi gerekmez mi? Namaz vakitleri dışında boş vakitleri çok olan din görevlilerinin başka işlerde çalışmaları, siyasetle ilgilenmeleri Diyanet İşlerinin izni ve onayı ile mi yapılmaktadır bilemiyorum.  Meseleyi fazlaca büyüttüğümü düşünebilirsiniz ama ben bu imamın siyasete atılması konusuna fenâ halde takıldım. Belediye başkanlığına adaylığını koyacağını hutbeden cemaati aracı ederek tüm dünyaya duyuran imam efendi, kutsal dinimizi siyasete alet etmiştir. dilerim kimse ona oy veren olmaz ve inşallah bu imam başkanlığa seçilemez. 
Lakin devlet düzenimizde yönetime talip olacaklara öyle kolaylıklar getirilmiş ki, devlet memurluğundan istifa edip seçimlere giriyorsun, seçilemezsen görevine geri dönüyorsun. Ne kıyak değil mi? Osmanlıda veya selçuklu hükümdarlığında bu tarz davranışlar hiçbir zaman olmamıştır.
 
Hisse Alana Bir Kıssa
 
Kahramanmaraş Fransız işgalinde iken bir Fransız subay parti düzenler. Partide generalin kızı da vardır. Subay kızı dansa davet eder, generalin kızı daveti reddeder ve "Sen kim oluyorsun da bana yaklaşabiliyorsun," der. Subay "Ben grup komutanıyım" diye cevap verir. 
Kız: " O halde neden Maraş'ta hala Türk Bayrağı dalgalanıyor," der. 
Subay sinirlenir hemen ertesi gün Türk Bayrağını indirir ve Fransız bayrağı göndere çekilir.
Günlerden Cuma'dır. Ahali camiye gider, fakat imam yerinde yoktur. Camiye gelenler imamın olmadığını görünce sinirlenerek söylenirler; o sırada imam içeri girer. Cemaatten bazıları "Hoca Cuma vakti geçiyor nerdesin," derler. 
İmam cemate sert bir bakış atarak: "Ne Cuma sı," der. "Fransız bayrağı oradayken bu topraklarda Cuma artık farz degildir" diye bağırır ve ekler: "Şayet benim cemaatim Allah'a ve resulune iman ettiyse o bayrağı indirir, Türk bayrağını göndere çeker! Yoksa bu imam bu namazı kıldırmaz bilesiniz!" Ahali bir an tereddüt etmez imamın sözüyle çoşkuyla camiden çıkarlar ve Fransız bayrağını indirirler. Türk bayrağını göndere çekerek, tekrar camiye dönerler. Daha sonra imam Cuma namazı için ahaliyi toplar, gönül rahatlığıyla namazı eda ederler. İşte imam hassasiyeti budur.
 
Ayfer AYTAÇ - ayferaytac.com