Bazı Notlarım Var

Bazı Notlarım Var
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 22 Şubat 2012 19:45

1) Kar dağlara yağdığında festivaller düzenleniyor... Katılımcılara sucuk-ekmek ikram ediliyor... Kayılıyor, eğleniliyor, zevk alınıyor... Bunun sonucu şahane deniliyor... Şehre kar yağdığında ne oluyor? alt

Cevaben: Esaret diyorlar, beyaz kâbus diyorlar, afet diyorlar... Çünkü trafiğe çıkamıyorlar. Arabalarıyla hız yapamıyorlar, fors atamıyorlar. Bu âdemoğulları tam sopalık; şayet kar yağmamış olsaydı yazın çoğu insan susuzluktan dili dışarıda olarak dolanıyor olurdu ki, çok şükür kar bu görüntülerin önüne bugünden geçmiş oldu.
 
2) Trafik terörü ülkemizde etkin; her kredi çeken araba alırsa, her parayı bastıran da ehliyet sahibi olursa ve bu konunun önüne geçilmezse, ocakları söndüren bu tür terörle korkarım ki zor başa çıkılır. Yollarımız da kusurlu elbet. Karayolları ekipleri yolların bakımını daha sık ve dikkatli yapmalı. Ama en çok da dikkatsiz sürücülerden kazalar meydana geliyor. Her araba sahibi ve ehliyeti olan kişi bence uzun yola çıkmamalı!
 
3) Isparta otogarında bir temizlik, bir kibarlık… Bu, hemen herkesin dikkatini çekiyor. Geçen yıllarda garajın her yeri kâğıt atıklarıyla, mısır kazıklarıyla, karpuz kabuklarıyla ve benzeri şeylerle dolup taşıyordu. Yine geçen yıllarda sefere çıkacak otobüsler ile yolculara anons gayriciddi olarak yapılıyordu. Hatta çoğu kez bu işi temizlik işçisi yapıyor, olay amacından sapıyordu. Bu konuda da bir ciddiyet var şimdi. Yolculara ve otobüsün kaptanlarına kim olduğu bilinmeyen birinin sesiyle teşekkür ediliyor, iyi yolculuklar dileniyor. Bu davranış herkesçe pek de hoşa gidiyor. Medenî olmaktan kime zarar gelir değil mi?
 
4) Otobüse bindik, altı- yedi kadar erkek ve beş hanım yolcuyuz. Otobüsün hareketine dokuz dakika var. Şoför sağ giriş kapısından dışarıdaki bir başka şoför arkadaşıyla konuşuyor. Konuşmasına konuşuyor da, ara sıra mide bulandıran, özellikle hanım yolcuları rahatsız eden küfürleri dokuz dakika süresince dinlemek ve buna da katlanmak zorunda kalıyoruz.
 
Vakit geliyor, otobüs kalkıyor, bizim şoför küfürlü konuşmalarına bir de arkadaşıyla konuşurken önüne bakmadan hareket edişini ekleyince, bu dikkatsizliğiyle önündeki taksiyi ezmek üzere olması ve suç bastırır gibi öfkeye kapılması herkesi gerçekten kızdırdı. Bakımı yapılan otogara bu tür şoförler yakışmıyor doğrusu. Belki bu durum bir daha olmaz. Kim ister küfür eden şoförü?
 
5) Pazarda, köyünden getirdiği sebze ve meyveleri satmakta olan bir köylü hanım “Sen gazetecisin değil mi” dedi ve devam etti: “Ben geçen hafta Dinarlı birisine sebze ve meyve verdim. Ayrı bir yerde satmak için satın almıştı. Akşama doğru da –satamadım- deyip geri verdi. Gün boyu beklemekten pörsümüş sebze ve meyveler önüme yığılınca tepem attı. Zabıtaya gidip adamı şikâyet ettim, bir şey yapamadılar. Bu durumu gazetende yaz da beni zarara sokan Dinarlı satıcı hiç değilse utansın.”
 
Köylü hanım, Dinarlı vatandaşın esnaflığa sığmayan davranışta bulunmasını yadırgamış, bu davranışın yanlış olduğu konusunda bilinçlenmişti ve bu bilinci ona gazetenin bir hak arama aracı olduğu bilincini de sağlamıştı. Bu özelliği kazanmış olduğundan dolayı takdir ettiğimiz köylü hanımın haklılığını, biz de böylece buradan duyurmuş oluyoruz. Hiç değilse mağdur olmuşlukla yanan yüreği serinlesin.