Bıktım Usandım

Bıktım Usandım
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 25 Şubat 2019 10:13
BİTSE DE KURTULSAK
altBEŞ YILDA BİR "BİR DAHA , BİR DAHA" DİYORLAR.
TIKSIRASIYA YİYORLAR, DOYMAK BİLMİYORLAR.
Seçim haberlerinden de, seçim sohbetlerinden de, seçim için kapı kapı dolaşanlardan da gına geldi. Sabah demiyorlar, akşamı bilmiyorlar. Hafta sonu dinlenme hakkı tanımıyorlar. Art arda geliyorlar. Kahvaltıda mısın, hasta mısın, bebek mi uyutuyorsun, ocakta yemeğin mi var, düşünmüyorlar. Biri gidiyor diğeri geliyor. Onların derdi kendilerini iyi tanıtmak. Akıllarınca bu yöntemle oyları kapmak. Evde varlar mı, yoklar mı demeden açtırasıya kadar kapı çalıyorlar.Yok bunların gözünü hırs bürümüş, koltuk sevdalarından başka hiç bir şey umurlarında değil. 
Yarım saat geçmeden zır zır kapı zili, yetmiyor "Ev sahibi!" diye sesleniyorlar. Güçleri kadar elleriyle kapıyı yumrukluyorlar. Alacaklı gibi yürek hoplatıyorlar. Kimler mi, mahallemden siyasete soyunanlar, seçim yoluna koyulanlar.Kimi meclis üyeliğine adaylığını koymuş, kimi mahalleme muhtar olmaya, seçmenden oy dileniyorlar.
Nasıl bir ballı lokmaysa muhtarlık, kısa aralıklarla tam 7 muhtar adayı geldi kapıma; ikisi hanım, beşi erkek. Hiç birini tanımıyorum. Filan sokaktan komşuyuz, diyorlar bilmiyorum. 
Yolda görsem selam versem almaz sıfatlılar, ev hanemin oyu için bana gülümseyerek şakıyorlar. Benim değerli olduğumu vurgularken, kendini bulunmaz Hint kumaşı olarak tanıtıyor biri. Gitse mi artık geri...
Akşam vakti biri gidiyor diğeri geliyor. Ev ev, kapı kapı dolaşıyorlar.Gündüzleri kimseyi evinde bulamıyor olmalılar. Herkesin çalıştığını varsayıp, evleri akşama bırakmışlar, gündüz saatleri kahvehaneleri turluyorlar. Ellerinde broşürler, kendilerinin afili fotoğraflarını bastırmışlar. Elimize kağıdı tutuştururken bir iki de süslü laf ediyorlar. Sonrasında çekip gidiyorlar. 
Nezaketen kapı açıyorum, mecburiyetim yok. Onlarda vazgeçmiyorlar, kapı açılıncaya kadar tüm gayretleriyle uğraşıyorlar. Pes etmek ne bilmiyorlar. 
Muhtar adaylarından biri diyor ki: 
-"Sizin apartman yöneticinizi de aza yazdık, ne işiniz varsa halleder." 
Rüşvet teklif eder gibi konuşuyor. Bir oy uğruna ne dolaplar döndürülüyor. Dili laf yaparken eli de broşür takdim ediyor. Güle güle deyip gönderiyorum. 
Her bir adaya "Hayırlı olsun. "demekten kendimi riyakar gibi hissediyorum. Bana böyle bir olumsuzluğu yaşatmaya ne hakları var? 
Bitse de kurtulsak bu tantanalardan.  Şu Mart ayını hayırlısıyla bir aşsak, Nisan'a ulaşıversek... 
-"Ne o, seçim süreci geçince kurban mı keseceksin?" 
-"Yok yahu, imkânım olsa bir kamyon dolusu kurbanlık alır keserim, ama Nisanla birlikte kafam biraz dinlenecek umuyorum. Köprüyü geçtikten sonra siyasiler ne yaparlar, bilemem. Lakin ben onların yüzünü görmemek, seslerini duymamak için elimden geleni yapma gayretinde olacağım inşallah...
Muhtar adaylarının ev ziyareti yarışı yetmez gibi bir de siyasi partiler sıklıkla evleri turlamaya başladılar. AKP ile MHP yapıyor bunu, diğer partilerden gelen olmadı. Sanki iki parti katılıyormuş gibi seçimlere, öteki partiler sessizler. İttifak olmayan yerlerde kıyasıya rekabet görülüyor. Bu uğurda ne mümkünse yapılıyor. 
MHP'nin ne kadar çok elemanı varmış öyle, kimi buldularsa saflarına katmışlar gibi. Üyeleri demiyorum. Onlardan çoğu Cumhur ittifakına karşı olduklarını söyleyip seçim çalışmalarına katılmıyorlar. Bu eleman dediklerim sanki günü birlik yevmiye ile çalıştırılan üniversite öğrencileri. İki otobüs dolusu mahalleme geldiler. Çil yavrusu gibi sokaklara serildiler.
Seçim otobüsleri süslenmiş püslenmiş, otobüsün yanlarına Bahçeli'nin resmi kondurulmuş, bir tarafında da adayın zorla gülümsetildiği belli, rötuşlu fotoğrafı yapıştırılmış. Açmışlar son sesi hoparlörden avaz avaz türkü çağırılıyor. Arada bir MHP'nin sloganı haykırılıyor. 
Otobüsün kapıları açıldı. İçerisinden yığınla inen insanlar etrafa saçıldı. İkişer kişi olarak önlerine gelen her apartmana dalıyorlar. Ellerinde poşetler, poşetin içinde havlu hediyesi, kapı kapı dolaşıp MHP adayının tanıtımını yapıyorlar. 
Bizim yerlerde ittifak desteği yok, çalışan kendine kazanacak. En hızlı koşabilen maratonu kazanmış olacak. seçimden seçime vatandaş hatırlanıyor, hatırı sorulmuş oluyor işte. Bir dur diyen yok, bu sahte gülüşe. Koyunların çok olduğu yerde kurt iktidar olurmuş. Kurtlar soframızı donatmak uğruna kapımıza uğramıyor bilesiniz. 
Bizim ilde reklamı yapılan aday adam zaten kaç zamandır makamda, kulağı duymaz gözü görmez oldu, hala neyin arzusu bu. Koltuk derdiyle milleti geriyorlar. Ve kimin parasıyla yapıyorlar onca tantananın harcamasını? 
Sorularımın cevabını alacağım muhatap bulamıyorum. Bana verilen hediye havluyu da almıyorum. "Bir havluya değişecek oyum yok benim." diyorum. 
MHP'nin elemanı ısrarcı, aldığı yevmiyenin hakkını vermek ister gibi. "Oyunuzu MHP'ye verin, sebzeyi meyveyi ucuza yiyin." diyor. İktidar partisinin önce pahalılık yapıp, sonra tanzim satış yerleri açarak halkı kandırdığını savunuyor." Acaba ittifak yapılan yerlerde bu geçim konuları, seçim uğruna beyinlere nasıl nakşediliyor? 
Tanımadığım biriyle seçim söyleşisi yapmak istemiyorum. Ve kapıma gelmiş elemanı uyarıyorum. "Bu seçim sadece yerel seçim, genel seçimlerde gelirsen öğretilenle değil, kendi fikrinle gel, detaylı konuşuruz." diyorum. Ve kapımı kapatıyorum. Mart sonuna çabuk ulaşmak arzusuyla dualar ediyorum.
 
Ayfer AYTAÇ
ayferaytac.com