Başkana Bakalım

Başkana Bakalım
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 27 Şubat 2019 09:11
Makale İçeriği
Başkana Bakalım
Başkana Bakalım
Tüm Sayfalar
Halkımız Nasıl Bir Belediye Başkanı İstiyor?
 
altHaberin merkezi Kaymakkapı’dan, güncel olan ne varsa detayıyla ve yorumlarıyla öğrenebilirsiniz. Kaymakkapı Meydanı bizim ilin nabzıdır. Yaz kış insan kalabalığı olduğundan etrafa bakınacak göz, her şeyi duyacak çok kulaklar bulunur. Yürüyenlerden çok banklarda oturanlar kalabalığı oluştur. 
Buralarda bütün gün oturarak vakit doldurmaya çalışanların pek çoğu bir yerlerden emekli insanlardır. Onları bütün gün meydanlıkta oturur görenler, bu şekil gün geçirmeye nasıl dayandıklarını merak ediyorlar. “Bu insanlarda peygamber sabrı mı vardır? Gelip geçtikçe görüyoruz. Bütün gün aynı yerde oturuyorlar” diye konuşuluyor onlar için.
Bazıları da,  bütün gün banklarda popolarını eskiten bu insanların görüntüsünden dolayı, Kaymakkapı’yı ‘emekliler mezarlığı’ diye adlandırıyorlar.
Gerçekten de Kaymakkapı’nın pek çok yeri, bundan 60 yıl öncesi mezarlıktı. şehrimin insanları ölmüşlerini sıklıkla ziyaret etmek için, üzerinde bugün ki hiçbir binanın olmadığı Kaymakkapı alanını mezarlık haline dönüştürmüşler.
Ne zaman ki, şehir büyümeye ve kalabalıklaşmaya başlamış, Kaymakkapı’nın şehir Meydanı olmasına karar verilmiş. Buradaki ölmüşlerin mezarları kazılarak, kemikleri Yukarı mahalle denilen Yenice Mahallesi mezarlığına nakledilmiş. 
O günden sonra mezarlık alanına önce belediye binası ve Halkevi, sonra Halk sineması ve Halk Kütüphanesi yapıldı. Sonra da, şimdiki belediye binasının yapımı sonrası, buralardaki halka yakın iş yerleri yıkılarak yerlerine, bugünkü Kültür Sarayı Sineması ve dükkânların bulunduğu binalar konduruldu. Yer, asfalta bulandı şehrin merkezi olduruldu.
Şimdiki zamanda ise, bu yeni var oluşun devamını emekliler mekân edinerek sürdürüyorlar. Çoğunun yaşı 50 nin üzerinde olan bu vatandaşların içinde Ispartalı olmayan, bir şekil dışarıdan gelmiş, sonrasında Isparta’ya yerleşmiş olanlar çoğunluk olarak varlar. 
Ama onlarda artık 40 yıllık Ispartalı olmuşlar. Hepsinin de bu şehre yerleşme nedenine yönelik ortak görüşleri; Isparta’nın sakin, ucuz ve korkmadan yaşanılası bir şehir olduğu...
Kaymakkapı’da bütün gün oturarak ve geleni geçeni seyrederek günlerini geçirenlerin arasında, kendilerinin adeta limon gibi sıkılıp, posa olarak atıldıklarını ve ‘yaşayan ölüler’ olarak burada gün tükettiklerini düşünenlerde var. 
Onlara göre; Türkiye’de emekliye ayrılan insanlardan yararlanmak, kalkınmaya yönelik verim alabilmek, diye bir kavram bulunmuyor. 
Emekli edilen kişi, az biraz maaşa bağlanıp, sonra da “Bu maaşla geçin, zıbar yat.” denilircesine gözden çıkarılıyor. “Oysa emekli insan, mesleğinde deneyimin doruğuna ulaşmış kişi demek, eğitimli gençleri, pratikte usta öğreticilik yapabilecek hünerli adam demek.”
“Bu Avrupa ülkelerinde böyle yapılıyor. Türkiye’de emekli olan, çürüğe çıkmış olarak, suyu sıkılmış çamaşır gibi, bir kenara kurumaya, aslında ölmeye bırakılıyor.” diye yorumlanıyor.
Her şeye rağmen emekli olduklarına şükredip, şimdiden sonrasında bunun bile zorlaştığını, Türkiye’de işsizliğin arttığını, genç nüfusun okumuş işsizlerden oluştuğunu ve bu gençlerin iş bulamadıkları gibi, emekli olma şanslarının da bulunmadığını düşünenler var.
Emekli olduktan sonra, evde hanım dırdırına daha çok maruz bırakıldıklarını söyleyenler, kahvehanede sigara dumanı altında çürümektense Kaymakkapı’da açık havada günlerini, burada edindikleri dostlarla güncel konuları konuşarak değerlendirdiklerini belirtiyorlar. 
Gerçekten de Kaymakkapı’yı gün boyu mesken tutanlarla her konuda detaylı konuşmak mümkün. 
Magazin, siyaset, ekonomi, dünya gündemi, her bir emekli canlı yayın yapan haber kanalı gibi. Araya, Isparta merkezine geçtiğimiz akşam sepeleyen Şubat karı sonrasında yapılan elektrik kesintisini de sokuşturuyorlar. 
-“Bir santimlik, toprağı kırlaştırıcı bir kar yağdı. Kısa aralıklarla belki on kere elektrik kesintisi oldu. 2000 li yıllarda hala böyle kesintilerin olmasına inanamıyoruz. Elektrikli ev aletleri çalışırken birden kesinti oluyor. Hanım ister istemez delleniyor, evde huzur namına bir şey kalmıyor. Ömrümüzce çalışarak zor elde ettiğimiz elektrikli makinelerin arızalanacak olması kimsenin umurunda değil. Eskiden altı ayda bir ödediğimiz elektrik faturaları, ay geçmeden tahsil ediliyor. Faturasını gününde ödeyemeyenin hemen elektriğini kesip, kapama, açma parası alınıyorlar. Paran var mı, yok mu diyen yok. Maaş aldığımız bankadan kesiliyor her bir borç; onlar gün geçirmeden paramızı almasını biliyorlarsa, kesintisiz hizmet beklememiz de bizim en doğal hakkımız." 
-"Haksızlıklarla para kazanımı devletçe de yapılıyor artık. Yok poşet parası, yok ilaç farkı parası. Dünlerde Devlet vatandaşını üzmezdi. Şimdi devlette paraya sıkıştıkça, vatandaşa sarıyor. Ama hizmeti aynı oranda veremiyor. “diyorlar.
Emekliler hastane çilelerinden, ilaçlara yaptıkları ödemelerden ve daha pek çok konudan yana dertliler. Yana yakıla geçinemediklerini haykırıyorlar. 
"İçimizden bazıları devleti düzenbazlıkla sömürüyor, sonrasında masum insanlar mağduriyet yaşıyor. Yedikleri boğazlarında kalsın. Bu ülkede ödenmesi gereken bir diyet var, ama başta milletvekilleri, kimse taşın altına elini sokmuyor. Diyet, habire dar gelirliye kesiliyor. Bu durumları esefle kınıyoruz.” diyerek, bir dokun, bin ah işit sözünü yansıtıyorlar.
“Önümüzde belediye başkanlığı seçimleri var, bu konu da bir diyeceğiniz var mı? Sizin gözünüzle başkana bir bakalım mı, nasıl biri olmalı?” diye bir soru yöneltiyorum. Önce duymazlıktan geliyorlar, onların derdi öncelikle geçim olduğundan. Kendi sıkıntılarını dile getirmek ısrarında oluyorlar. Benim inatla, onlara yönelik sorumsa seçimlere yönelik.alt
 
YENİ YÜZLER GÖRMEK İSTİYORUZ
 
Türkiye’de yaşanılan her şeye, olumsuz yorum getiren bu vatandaşlara “Seçimlere yönelikte yorum getirin, gönlünüzde yatan aslanın, pardon adayın ismini söyleyin” diyorum. 
Yıllarca devlete gücü oranında hizmet etmiş bu yaşı geçkin vatandaşların, Kaymakkapı müdavimlerinin, yaşadıkları bu şehir de herkes kadar söz sahibi olduklarını düşündüğümden, öncelikle onların görüşünü almak istiyorum. 
Sonunda benim inadımı kıramıyorlar, amacıma ulaşıyorum. Mart ayı sonunda yapılacak yerel seçimlere yönelik onların tecrübelerinden yararlanıcı bilgileri böylece edindim. 
Büyük çoğunluk şehrin paralarını çar çur etmeyecek, hizmet etmeye sevdalı, verdiği sözü tutabilecek, hindi gibi kabarmayacak, düşmanlarını bile dost edinebilecek, bir belediye başkanı olmasında hem fikir olduklarını beyan ediyorlar.
Araya sıklıkla, başka konularda sıkıştırılarak yapılan bu görüş alış verişinde, emekliler eski yüzlerin tekrar başkanlığa soyunmalarını doğru bulmuyorlar. Onlara göre bayat yemek konumuna gelmiş kişiler, artık bir köşeye çekilmeli. Yerlerine, yepyeni yüzler ve beyinler gelmeli.
- “Eğitimi olan, projeleri bulunan, şehircilik ve kentlilik konusunda bilgi birikimi yoğun olan, verdiği sözü tutabilecek, insanlar arasında birliği beraberliği sağlayabilecek, insanlara örnek olabilecek, hizmetleriyle iz bırakabilecek, memlekete sevdalı yeni ve genç bir insan olmalıydı belediye başkan adayları” diyorlar.
-“Böyle bir insan kesimi vardır mutlaka etrafımızda. Genç, pırıl pırıl zekâsı olan niceleri var. Ne var ki, onlar öne çıkarılmıyor. Ya da çıkmalarına fırsat verilmiyor."
-"Isparta bir kasaba değil, büyümekte olan bir şehir. Üstelik güzel, sakin, yaşanılası bir şehirdir. Fakat Isparta’da beyin takımı öne çıkarılmıyor. Isparta’ya gerçekten hizmet edeceklerin yolu açılmıyor. Şimdiki mevcut adayları görünce insan, ‘Isparta’da başka adam yok mu,’demeden edemiyor."
-"Yine eski yüzler, denenmişler, bilinen simalar aday olarak çıktılar karşımıza. Bunların seçim konuşmalarını hep birlikte duyuyoruz. Birbirini kırıcı, birbirlerini incitici, memleketi yıpratıcı konulara dalıyorlar. Bu durumda görüyoruz ki onların derdi  insana hizmet sevdası değil, ‘koltuğu ben ele geçireceğim.’ Kavgasıdır. Koltuğu kapabilen de, muhtemel seçilemeyen rakibine, bir daha karşısına çıkmasın diye, zulüm etmeye devam edecek."
-"Siyaset bir şekil hırstır. Rakibi ezip geçme yarışıdır. Bu hırsla göreve gelen, kendisinin daha güçlenmesini hesaba katar. Vatandaşa vaatleri onun için araç olur, amaç değil. Ama yepyeni bir yüz, genç bir beyin çıksa karşımıza, işte onun amacı kendini ispat olur. Memlekete güzel hizmetler yapar. Farkını farklı çalışmalarıyla, kaliteli olarak yansıtır. 
Bu sebepledir ki, biz yeni bir yüz çıkmadığından, eskilerin içinden kimin adını verebiliriz. İstersen bunu bugün düşünüp, yarın cevabını verelim. ‘Tencerem tavam, hepsinden aldım havam,’ durumları söz konusu olduğundan, hemen cevap verilecek bir konu değil bu.” dediler.
Ben de onlara düşünme payı bırakıp, şehrimizde yaşayan gençlerin görüşlerini almaya çalıştım. Bazıları üniversite öğrencisi olan bu gençler, geleceğe nasıl bakıyorlar. Belediye başkanlığı için gönüllerinde kimi başkan olarak belirlemişler, bunların cevabı da yarın bu sütunlarda nasip olursa yazarım.
 
GENÇLERE ÖRNEK OLACAK BİR BAŞKAN OLSUN

 
Günümüz gençliği siyasetle yakından ilgilenmiyor. Oturup televizyon seyreden gençlikte çok yok, dolayısıyla haberlerden bir haber olanları hayli fazla.. Fakat bazı gençler siyaset soruldu mu fikrini eğitimi ölçüsünde rahat ifade edebiliyor. Üniversiteli bir kaç genç "Nasıl bir belediye başkanı istersiniz?" sorum üzerine, önümüzdeki yerel seçime yönelik görüşlerini şöyle beyan ettiler.
 
Anıl Dursun: 
-"Şehirler artık bir üniversite kenti, gençlerin ilerisini dikkate alacak, gençlere örnek olacak, üniversiteyle belediyeyi kaynaştıracak, belediye yönetiminde üniversiteli gençlerin ileri görüşlerinden yararlanacak, bir belediye başkanımız olmalı. Benim Balıkesir’de üniversite de okumuş bir kardeşim daha var. Balıkesir belediyesinde staj yaptı. Her zaman belediyeden kendine gösterilen değeri anlatır durur. Asıl meselemiz bugün değildir. Gelecektir. Geleceğimizde gençlerimizin yönetiminde olacaktır. Her yolu bu günden gençlerimize açık tutmak zorundayız. Gençlerin önüne bir seçenek sunulmadıkça, gençler her türlü tehlikeye açık oluyorlar. Ülkemizde ne yazık ki gençlere gereken önem verilmiyor. 
Bu seçimler bir fırsat, akıllı siyasetçilerce gençlerin seçimlere daha fazla katılmaları teşvik edilmeli. Bu yapılırken de onlara, geleceğe yönelik yapılabilir umutlar verilmeli. 
Ülkemizde gençler başıboş gibiler. Oysa onların oy potansiyelleri yaşı geçkinlerden daha çok. Bulunduğu yöreye ve üniversite gençliğine değer verecek, hizmeti gönülden yapacak, yandaş kayırması yapmayacak, iyi niyetli bir belediye başkanını başımızda görmek istiyoruz."
 
Güvenç Aktan:
-"Belediyelere insan ayırımı yapmayan, gençlere değer veren, ara sıra gelerek gençlerin halini hatırını soran, yaşantısıyla, davranışlarıyla gençliğe örnek olan, hizmet sevdalısı, duruşu güzel, düstur sahibi, iyi vicdanlı bir başkan yaraşır."
 
 VE başka bir üniversite öğrencisinin görüşü:
“Ülkemizde genç nüfus çok fazla, fakat gençlere özgür düşünce kapıları açılmıyor. Ailesel baskı ve devletten gördüğümüz işsizlik baskısı, gençleri onurlarının kırılacağı davranışlara itekliyor. Cumhuriyet Türkiye’sinde seçileceklerin arasında hala uzlaşmaya yatkın olmayan, bireysel fikrini söyleyemeyen, liderince yönlendirilen, vatandaşı oy olarak gören adamlar dolu. Güzel özelliklerde özel birini seçip bulmak kolay değil. Gençlere önem verecekler değerlendirilir diye düşünüyorum. Şahsi kime oy vereceğimi söylemeyeceğim. Aslında biz üniversite gençliğinin çoğu, adayımızı çoktan belirledik. Şu kadarını tüyo olarak vereyim. Kesin yaşadığı yerli bir aday. Dışardan gelme, sonradan buralı olma biri değil. Bizim oyumuz ne kadar etkili olur bunu hep birlikte sandık sonrası göreceğiz. Ama bir gerçek var ki, sizler halkın nabzını ölçmekle boşuna uğraşıyorsunuz. Cumhurbaşkanı nerede kimi gösterirse o belediyelere başkan olur, çünkü çoğumuz gider seçer o gösterileni. Aksine iddianız varsa, sonucu yine birlikte görüp değerlendirelim.”
 
Nasıl bir belediye başkanı isteniyor? Bu sorunun cevabını arama sürecinde seçmen konumundaki vatandaşların ağzından çıkanları, hiç katkısız ve eksiksiz aktarmaya çalıştık. ‘Kim belediye başkanı olur?"un cevabını genç üniversitelinin gazına gelip, peşinen vermedik. Bu konuda kimseyle bir iddiaya girmişliğimizde olmaz. Ömrümüz varsa bekleyip hep birlikte sonucu göreceğiz.
Şu kadarını da aktarmak istiyorum. Her konuda birliktelik ve fikir paylaşımları, sorunların çözümlenmesini kolaylaştıracaktır, diye düşünerek seçmenin nabzını yoklamaya ara sıra devam edeceğimi belirteyim. Kısmet olursa tabi, malum yarına çıkacağımıza senedimiz yok, lakin siyasiler hiç ölmeyeceklermiş gibi, koltukları ele geçirme gayretlerini her geçen gün artırıyorlar. İyi temennim Hakk’tan korkan, hak edenden yana...
 
 
Ayfer AYTAÇ
ayferaytac.com
 
Ayfer AYTAÇ
ayferaytac.com