Bu Şehre Güneş Doğar mı

Bu Şehre Güneş Doğar mı
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 26 Mart 2019 04:12
SEÇİM HAVASI PARÇALI BULUTLU...
altBir yere güneş doğmamasına yönelik bir söz daha önce duydunuz mu? Ben duydum ve bu soruyu asrın gafı saydım. 
Üç haftadır evimde Antalya’dan misafirlerim var. Eski dostlar güneşin bağrından kopup serinliğin tadını çıkarmaya gelmişler. Her şey hazır önlerine geliyor, misafirler yeyip içip geziyorlar. Hayli keyifliler.
Geride bıraktığımız Cumartesi günü de, İstanbul’dan Antalya’ya öğretmen olarak tayin edilip gelmiş benim İstanbul’dayken tanışıp samimi olduğum bir arkadaşım, biri kız biri erkek iki çocuğuyla ziyaretime geldi. 
Kendilerine elimden geldiği kadar seve seve hizmet ederek, konuğum olarak onları da iyi ağırlamaya çalıştım. Lakin aslen İstanbullu olan ve bizim eve ilk kez gelen arkadaşımın dediği bir laf beni hem güldürdü, hem düşündürdü. Cumartesi akşamı yedik içtik, oturup televizyon karşısına pür dikkat bir Çin kanalı izliyoruz. Çin'in yeşilliğini çok beğeniyorum. Övüyorum. Hele güneş ışığı düştü mü yeşilin üzerine doyumsuz oluyor doğanın seyri. Çinli korumuş bu önemli değeri...
Çaylarımızı yudumlarken arkadaşım bir anda bana: 
-“Sabah kalktığımız da sizin burda da güneş doğar mı?” diye bir soru yöneltti. 
-"Ne o?" dedim arkadaşıma: 
-"Çin'in güneşine mi özendin, yoksa şaka mı yapıyorsun?" 
Arkadaşım gaf yaptığının farkına varıp, konuyu bizim şehre ilk kez geliyor olmasına bağladı, ama ben bu sorusuna hem güldüm hem de düşündüm. Gülmem kısa sürdü de, düşünmeyi üzerimden hala atabilmiş değilim. Öğretmen olmuş, bunca yıl pek çok öğrenci yetiştirmiş, orta yaşa erişmiş bir hanım bizim ilde güneşin görünmeyeceğini düşünebiliyor. Başka ülkelerden ülkemize hiç gelmeyenlerin, Türkiye’yi yanlış yorumladıkları gibi, bizim şehre ilk kez gelen bir İstanbullu da şehrimi, üzerine hiç güneş doğmayan bir yer sanacak kadar yanlış tanıyordu. 
Yakın geçmişte de yine İstanbul'dan ziyaretime gelen başka bir arkadaşım balkonda çay eşliğinde muhabbet ederken gökteki ayın parlaklığına bakıp "Aman Allah'ım bizim ay buraya da gelmiş." diyerek hayret nidası savurmuştu. Şakaya vurdurup ona da hayli gülmüştüm. Benim İstanbullu arkadaşlarım sadece deniz olan yerde ay, güneş oluyor sanıyor olmalılar.-:)
Acaba başka yerlilere şehrimin güneşli havasını, soğuk suyunu ve insanlarının sıcaklığını nasıl tanıtmamız gerekiyordu. Ben bu konuyu çözüm bulmak için üzerime vazife olmasa da, turizm ve kültürle ilgili müdür gibi kafa yorup düşüneceğim. 
Yaz mevsimi geliyor. Bu süreçte otelleri dolduracak yerli turisti çekmenin hesabını yapmaktan ziyade ilimizin, yöremizin her yönüyle tanıtımını çok iyi yapmalıyız. Bir yerin havasını, suyunu, doğasını iyi tanıtmazsak turist neyine gelip otelinde konaklayacak. Otel dediğinin âlâsı her yerde var.  
 
Bu konuyu derinden irdelemeden, birilerinin canını sıkmadan birazcık siyasete dönelim. Zira misafirimle yaptığımız konuşmada konudan konuya atladık. Siyasete de daldık. Nedeni tam o anda dışarıdan gümbür gümbür bir sesle seçim otobüslerinin peş peşe evimin önünden geçmeleriydi. Akşam demiyorlar, sabahın körünü bilmiyorlar partilerin otobüsleri bağır çağır sokaktalar. Misafirim bunu vesile sayıp “Bunlarda her yanda aynılar. Şu seçim bitse de kurtulsak seslerinden.” dedikten sonra “Oyunu kime vereceksin?” diyerek ani bir soru sordu.  
Oyumu vereceğim kişiyi arkadaşıma söyledim tabi de, buradan söylemem doğru olmaz. En iyisi bu faslı ıskalayıp geçelim. 
Sadece ben değil, kimselerde oy rengini belirtme merakı yok. Her kime rastlasak, seçimlerle ilgilenmiyor gibiler. 
Seçim havaları parçalı bulutlu, bu pek hayra alamet değil gibi, beklentiye girenlerde sevinebilir, hiç umulmadığa da oylar yağabilir.
Artık viraj dönüldü, düz yola çıkıldı. Seçim haftasına girdik. Liderler geldi gitti. Yapılacak pek fazla bir şey ‘kalmadı’ diyemiyorum. Zira seçilecek adaylar için, önümüzdeki günler son fırsatlar. 
Son kozlar ortaya dökülecek, son kartlar açılacak. Yalanlar yanlışlar ifşa edilecek. İnsan içinde anlatılmayanlar anlatılmış olacak. Belki fırtınalar kopacak. Seçilecek için son derece heyecanlı bir beş gün olacak bu önümüzdeki günler. Yalanın tedavisi ve telafisi yoktur, kalpleri kırmanın da.
O yüzden dileriz bu tür yanlışlar yapılmasın. Seçmenler kışkırtmalara kapılmayıp bu evreyi sakin davranışlar içinde geçirsinler. Hoşluklar için de bir seçip arifesine ulaşalım. Sandığa gittiğimizde hak edene hakkını, adam kayırma merakına düşmeden yapalım. Ülkemizin geleceği dünden güzel olsun. Beklentimiz hep vatanımız, milletimiz için olsun, neticesi bizim hepimize olumlu olarak gelecektir.
 
Ayfer AYTAÇ - ayferaytac.com