Ah İstanbul

Ah İstanbul
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 05 Nisan 2019 09:02
Makale İçeriği
Ah İstanbul
Ah İstanbul
Tüm Sayfalar
 
 
alt
SUSUN DA, BİRAZDA HUZUR KONUŞSUN...

ELELE VERİN, MİLLETE HİZMET EDİN. DUA ALIN, HUZURA ERİN.

Elele vermeliyiz, enerjimizi birbirimize değil, düşmana sevk etmeliyiz. Önce Vatan diyebilmeliyiz.
Seçim sonuçlarının suyunu çıkardılar. Bu iş hayli uzadı. Vatandaş olarak belirsizlikten bunaldık artık. Seçimler biteli beş gün oldu. Nihayete ulaşılmadı. Koca Türkiye bir günde sayıldı, İstanbul günlerdir tekrar terar sayılıyor ve bitirilemiyor. Tüm olumsuzluk sandıklarda aranıyor, Nerede yanlış yaptıklarını kaybedenler düşünmek istemiyor. Kimsenin başka derdi yok gibi, sabah akşam İstanbul oylarının  tasası sunuluyor topluma. Zihinler bulandırılıyor, herkes kendi sorununu unutur oluyor. 
Akşam oluyor, sabah oluyor. Oy sayımları İstanbul'da daha sürüyor. Gece gündüz insanlar uykusuz, aç susuz sandık başı bekliyor. Kim kimden ne kaçıracak bilinmiyor. Bu insanlar tedirgin, yürekleri şüphe dolu. Birbirlerine düşman gibi bakıyorlar. Oysa her biri bu vatanın evladı...
Çok nüfuslu koca şehirdeki sandıkların her biri yeniden açılıyor, tek tek tüm oylar başa dönülüp bir daha sayılıyor. Zaman kaybı, üretimden geri kalma kaygısı hiç düşünülmüyor. İstanbul'u kaybetmeyi kimse istemiyor. Çünkü İstanbul bu ülkenin kalbi, nabız atışını kim kontrolünde tutarsa o her bakımdan zinde olur. İstanbul aynı zamanda  bağrında bol bal küpü olan yağlı kapı, o durumda hangimiz olsak o kapıdan mahrum kalmak istemeyiz.
Ah İstanbul, ah benim zümrüt bakışlı güneş saçlı, güzeller güzelim. Dünya şehirleri içinde inci tanem, bir tanem.Var olduğundan beri başına gelmedik kalmamış be gülüm. Bir tek Fatih dedem zamanında mı rahat ettin? Bir tek Fatih dedem mi seni incitmedi, incitilmeni istemedi? Bu kadar güzel olmanı kimse hazmedemedi. Herkes seninle olmak istiyor, seninle olanda vefasızlık gösteriyor. Dışardaki milletlerden sana nazar eden kem gözler neyse de içerideki ağaç kurtları seni bilinçsizce tüketiyorlar. Betona boğdukları yetmiyor gibi her bir yanını, soldurmak istiyorlar mavinin yansıması gül çehreni... 
Kendisi alın teri dökerek kazanıp almayan değer bilmezmiş, hazıra konanlar belli  hatırlamıyorlar geçmişte İstanbul'un neler çektiğini...
Bilmem ki bağrında büyüyen bu vatan evlatlarını ne etmeli, Rabbime havale mi etmeli? Rabbim her şeyi biliyor, görüyor zaten; yüce Allah olup bitene rıza gösteriyorsa vardır bir bildiği, biz vefasız kullarına münasip gördüğü, hak etmişiz ki sıkıntı yaşıyoruz. İsyana düşmemeli, Allah'ın takdirine razı olmayı bilmeliyiz.
Bu ülkede kardeşçe yaşamayı bir türlü beceremiyoruz.
 "Dün benim olanı, bugün Allah sana nasip etmiş, halk buna vesile olmuş." diyemiyoruz. Dünya hırsı ve kibir bizi bitiriyor. "Buraların hükmü düne kadar bana aitti. Bugün elimden alındı dedirtmem!" der gibi davranıyoruz. Oysa Hüküm yalnızca Allah'ındır. Kul Allah'a boyun eğer, diklenmez. Eğri olanda ısrar etmez. Müslüman "Hep bana, Rab bana." diye bencillik etmez. Hem nereye kadar? Her verilenin kıymeti bilinmezse bir de vebali var.
Peygamberim şöyle buyurmuş:"Hiç biriniz kendisi için arzu ettiğini, (mümin) kardeşi için de istemedikçe (gerçek manada) iman etmiş olmaz."
( Müslim, "İman",71)
Rabbimizin mülkünde bizler çeşit çeşidiz, elhamdülillah çoğumuz peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyiz.
Sadede gelelim, haklının hakkını verelim. Ülkemde yapılan yerel seçimler üzerinden tam beş gün geçti. Türkiye'nin her bir yanında vatandaş belediyeleri yönetecekleri seçti. Bir tek İstanbul'un seçimi kabul görmedi. İstanbul halkının verdiği oylara itimat edilmedi. "Yanlışlık var, geçersiz oylar var!" denilerek oy sayımlarına itiraz edildi. Emir demiri keser demişler, emri verene uyuldu. İstanbul'un oyları yeniden sayılmaya koyuldu. 
Ya başka yerlerde de yanlış kullanılmış tekrardan sayılması gereken oylar olduysa, örneğin yaşlı teyzem yuvarlağın içine değilde dışına taşacak şekilde mührü basıveriyor. Bu tür oyların geçerli sayıldığını çok yerde gördük biz. Başka yerlerin doğrusu, eğrisi kabul, İstanbul'un tüm sandıklarına ret. 
Niçin sadece İstanbul? Neden onca insana eza cefa? Daha ne kadar sürecek bu süreç, bu süreçteki kayıplar, kazançlar ne olacak? Bir vatandaş olarak merakımdan soruyorum.
Ezel ve Ebed Sultanının emriyle, bir sinek bir Nemrut‘u yere sermiş.Hepimiz kuluz neticede geçici imkanlar için birbirimize eziyet etmeyelim. Kalıcı mekanımızdaki sefamızı düşünelim. Yanlıştan dönüp kendimize gelelim. Zaman kaybı herkesin aleyhine çalışıyor. Bakın başka ülkelere  kimler her an nelerle uğraşıyor. 
Milletimizin gönül rızasıyla makam emanetine kavuşanlar, sorumluluklarına sahip çıkarak, tüm seçilenler bir an önce çalışmaya koyulsunlar. Rabbim hiç birini mahcup etmesin. Her birine ülkemize güzel hizmetler yapmayı nasip etsin. İyi düşünelim, iyilik bulalım. İnşallah.