Ölümü Hatırladım Bugün

Ölümü Hatırladım Bugün
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 13 Nisan 2019 15:15
Makale İçeriği
Ölümü Hatırladım Bugün
Ölümü Hatırladım Bugün
Tüm Sayfalar
Günün birinde son yemeğini, son çekirdeğini yiyip, son çiçeğini koklayacak,
sevdiklerine son kez sarılacaksın, ama son kez olduğundan haberin olmayacak!
alt
ÖLMEYEDE YÜZÜ OLMALI İNSANIN
Bütün bir gün televizyona bakarak kabak çekirdeği yedim bugün. İstem dışı değil, nefsimin arzusuyla. İşlem görmemişinden alıyorum. Tuzsuz, kavrulmamış ara sıra içinden acıları çıkan beyaz kabak çekirdekleri... Yemesi keyif verici, ama acısı çok kötü bir tat, insanın çıtlama zevkini bir anda bozuyor. Tükürseniz bile bir süre ağızda bıraktığı burukluk gitmiyor. En kalitelisini alıyorum, katkılı çıkıyor. Kabak çekirdeğinin fazla alıcısı yok herhalde, bayat çıktığı çok oluyor. 50 lira verip 1 kilo alıyorum, ancak 20 liralık kadarını yiyebiliyorum. Gerisi hop çöpe. İsraf haram elbette, lakin ben atacağım diye almıyorum ki, satıcı iyi diye satınca beyanına inanıyoruz. Yenmeyecek gibi olunca nimeti atıyoruz.
Kaç kabak çekirdekçisi değiştirdiysem, hepsi birbirinin aynı. Esnafımız maalesef çoğunlukla dürüst değiller. Yoğurdum ekşi diyen yok açık açık, kandırarak kazanacağını sanıyorlar...
Velhasıl çekirdekler çıtır çıtır değiller, can sıkıntısından yeniliyorlar. Neden canın sıkılıyor, derseniz hiç bir şey yapmamaktan...Okumuyorum, yazmıyorum, kimseyle konuşmuyorum. Öylece oturuyorum.
Bugün hiç bir şey yapmak gelmedi içimden. Yemek bile yapasım yoktu. Canım istemedi. Bereket akşamdan kalma bezelye yemeğim vardı. Dünden fazla yapmışım, zeytinyağını bol katmışım. Akşam öğününde bitiresiye yiyemedim. Onu bugün de yerim.
Biraz stresliyim bugün, kime kızdım bilmiyorum. Tansiyonum sabahtan beri hayli yüksek, evhama kapılmamaya çalışıyorum. Fakat enseme giren ağrıyla kendini hatırlatıyor. Balkondaki çiçeklerimi bile sulamadım bugün, önceki günlerde de sulamamış olmalıyım. Saksıdaki toprak çatlamaya durmuş, ben acele edip bir bardak su vermezsem hepten kuruyacak, bağrındaki menekşeyi öldürecek.
Ah Ölüm! Bu tansiyonda sanki apansız beni öldürecek, koltukta oturduğum anlar birden yok olacak. Ne tuhaf değil mi, sapasağlam otururken, aniden ölüyorsunuz, ertesi gün toprağın altına giriyorsunuz. Bir daha dünyaya ait bir şeyi görmüyorsunuz. Toprak altında insan bir avuç kemik oluyor, koy torbaya taşı, sanki hiç yaşamadı.
Niye sanki ölen hemen toprağa veriliyor, diye insan sağken düşününce üzülüyor. Dünyadan gitmek istemiyor. 
Malum dünya güzel, gündüz güneşli, gece aylı yıldızlı ışıl ışıl misali; toprak altı hepten kapkaranlık. Börtü böcek cabası...
Lakin ölünce dünya da kalsan da bir şey fark etmiyor ki, her şeyden kopmuş oluyor insan. Hani derin uykudayken olanı biteni bilmediğimiz gibi. Hem insan eti ağırdır, ölünce en sevdiğini bile bir saat fazla tutmak istemez diriler. Ölü, eve yakışmaz bilirler.
Topraktan gelmişiz, toprağa döneceğiz. Allah'ın kanununa o vakit mutlaka uyacağız. Yaşarken pek çok yasaya muhalif oluyoruz ya, öldük mü Allah'ın kanunlarından asla kaçış yok. "Gel bakalım, ömrünü nerde harcadın,"diye başlıyor sorgulamalar. "Televizyon karşısında çekirdek yedim durdum." demekle kurtuluş yok. tek tek her anımız değerlendirilecek. 
Allah kolaylık versin, ecmain.
Allah'ım ne olur ölümünde hayırlısını ver. Burada koltukta otururken öleceksem bile hayırlısı olsun lütfen.
Ne yani koltukta oturuken nasıl hayırsız olabilir, demeyin. Televizyona bakarken aniden boyun damarlarınıza şiddetli bir ağrı girebilir, kıvrandırabilir. Ya da bacak kaslarınızda bir zonklama başlar yırtılacakmış, derinizi delip dışarı fırlayacakmış hissi yaşatabilir. Yediğiniz çekirdeğin bile boğaza kaçıp boğulma sebebi olma ihtimali vardır. Allah korusun bu saydıklarım öldürmese de süründürebilir. Hastanelere düşürmesin Allah. Öleceksem evimde olayım isterim. Türk televizyonlarında malayani yayınlara bakarken ölmeyi hiç istemem, Allah korusun iğrenç proğramları izlerken mundar gitmek de var. O yüzden Türk kanallarında reklam arası bile olsa gezinmiyorum.Dizi yapımcıları şeytanı sevindirecek diye, ben niye para kazanmak için yaptıklarını izleyerek günahlarına ortak olayım? Allah onlara karşı bizi muhafaza etsin. O yüzden de Rabbim ölümünde hayırlısını nasip etsin inşallah derim hep, amin...
Bugün canım bir şey yapmak istemedi, sadece televizyona takılı kaldı gözlerim. Ellerim çekirdeği ağzıma götürmekle meşgulken, gözlerim kıpırtısız televizyon izliyordu. Ekranda doğanın koynunda yaşayanlar konu ediliyordu. İlgimi çekti. İnsanlar şehir ortamından sıkılmış, ormanın içinde kendi inşa ettikleri külübelerde  günümüze göre ilkel hayat yaşıyorlardı. Yabancı bir kanaldı. gavur kanalları iyi program yapıyorlar doğrusu, Türk televizyonlarını izlemeyeli hayli zaman oldu.
Hep televizyon izlemekle ve çekirdek yemekle ömür geçer mi, geçmemeli, hayatın her anını çok iyi değerlendirmeli; ömrümüzün kıymetini iyi bilmeli. Gidince gelinmiyor, gittiğin yer nasıldır, bilinmiyor.
Kabak çekirdeklerim tükenmek üzere, tabak boşaldı oldu; acılarını bile yedim yuttum.
Hayat da bir kilo kabak çekirdeğiydi sanki, iyisiyle kötüsüyle yaşayarak birer birer günlerimizden tükeniyordu. Ömrümüz dün geçtikçe yarından eksiliyor. Gün geliyor, hayat yaşanmamışa dönüyor.
Bir anda aklıma geldi ve beynime takılı kaldı. Ölümü hatırladım bugün birden, durup durup düşünmedim. Sanki birden hatırlattı kendini bana. "Şu an şu halinle ölsen ne ayıp olur Rabb'ine karşı. Yayılmışsın koltuğa, aklına başka ciddi bir şey gelmiyor. Durmadan tıkınıyorsun ve televizyona bakıyorsun. Yakışıyor mu bu hal sana?" Benim kendime kızmalarım vardır ara sıra...
Aman Yarabbi ölümü düşünmek neden ürkütüyor insanı? Hazırlıklı olmadığımızdan olsa gerek. Hazırlıklı olmak içinde hazırlanmak lazım. Böyle gün boyu televizyon seyret, çekirdek ye, koltuğa kaykıl çay iç, olmamalı hayat; ölmeyede yüzü olmalı insanın...
Yan komşum ne yapıyor acaba, bugün hiç sesleri duyulmadı. Aniden ölsem, böyle yalnızken ve televizyon seyrederken ve de çekirdek çıtlarken, komşularım benden haberdar olurlar mı? Onlara bir şey olduğunda ben koşar yetişir miyim, güvenebilir miyim evlerine girmeye, ne hale geldik biz böyle?
Kimsenin kimseye ayıracak vaktinin olmaması ne büyük acı.Farkında mısınız bilmem, kimse kendi acısını bile duymuyor artık. Kimse başkası için kederlenmiyor. Birbirine ihtiyacı olanlar özenle uzak duruyor birbirinden…
-Falan’a ne olduğunu duydun mu?
- Hayır duymadım.
- Nerede yaşıyorsun sen?
- Ben kendi hayatımda yaşıyorum, insanların hayatlarında değil!
Vah vah! Ne ara ne hale geldik biz böyle, kimler buna sebep oldular?
Dünyalara sığamayan insanın sonunda götüreceği şey birkaç arşın kefen, gideceği mahal birkaç arşın bir çukurdur.
Ölümü hatırladım bugün, hislendim. çekirdekleri mi topladım çöpe attım. Bir daha böye koltuğa yayılıp televizyon karşısında çekirdek yemeyeceğim. İnşallah sözümde dururum. Ya ne mi yapacağım?
Daha fazla faydalı olmaya çalışacağım kendime ve çevremdeki herkese. Daha çok seveceğim her yaratılanı Yaradan'dan ötürü, daha çok selam verip hatır soracağım gördüğüm her yüze, daha çok güler yüzlü olmaya gayret edeceğim. Hayırlı olanı konu edip konuşacağım, boş şeylerle vaktimi boşa harcamayacağım. İnşallah...
Rabbim ellerimizi bırakma ve ayaklarımızı kaydırma. Aciz kulundan yardımını esirgeme. Affet Allah'ım.