Kurban Bayramı Gelirken

Kurban Bayramı Gelirken
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 07 Ağustos 2019 10:22
altÇarşı, Pazar, nerede, ne kadar alış veriş merkezi varsa dolu. İnsanlar sanki bayrama hazırlanmıyorlar da, kıtlık gelecekmiş gibi, eve ne bulurlarsa, alıp dolduruyorlar. Parası olanlarla, olmayanların kim oldukları asla bilinemeyecek şekilde... Bazıları bankalardan kredi mi çekmişler ne? Elleri kolları, arabalarının bagajları dolu dolu...Çoğunluk peşin parayla alış veriş ediyor. 
Esnaf her ne kadar “İşler kesat, istediğimiz gibi olmuyor” diye sızlansa da, torbalarla evine dönen insanların görüntüleri esnafı yalanlar nitelikte...
Giyim-kuşam satıcılarının durumları da farklı değil. AVM'ler denilen alış veriş mekanları tıklım tıklım insan dolu; kıyafet ve ayakkabı mağazalarında adım atacak yer yok. Herkes zevkine göre, bütçesinin oranına göre alış veriş yapıyor. Kimileri de var ki, gıda giderinden artırdığı parasına göre, bayramlık giysi almayı ihmal etmiyor. "Ne yediğim görünmez ama ne giydiğim herkesçe görünür" diyenler bayram çeşitliliğinden ve 'sözde'indirimlerinden yararlanmak istiyor. Bunlardan başka daha çok halk pazarlarında bulunan, sosyete pazarı olarak tabir edilen yerler adeta insan seline dönmüş.
Baklavacı, börekçi, hatta çerezciler bile tıklım tıklım tüketime odaklanmış insan kaynıyor. Bu kadar kalabalık insanı alış veriş ederken gördüğünüzde, ülkemizdeki ekonomik kriz söylentilerine gülüp geçiyorsunuz. Yastık altları doluydu da, oralar mı deşildi bilemiyorum. Bildiğim bayram öncesi satış da, alış da önemli hareketlilik olduğu... 
Bir tek girilmeyen yerler olarak kasaplar ve manavlar olarak gözlemledim ben. İştahı artırmak için sanırım sebzeden bir süreliğine uzak durulmaya, mide de ete daha geniş yer ayrılmaya karar verenler çoğunluktalar. Çarşıda pazarda gezerken sizde sağınıza solunuza bakın görürsünüz, sarraflar bile müşteri dolu. Ancak onlar altın bozdurup para alanlarla mı, yoksa para verip altın alımı yapanlarla mı meşguldüler, şahsım tarafından yakından görülemediğinden bilinemedi.
Bunlardan gayri; hamamlar, kuaförler, berberler. Her birinin müşterisinin patladığı bir haftaya girildi. Esnaf hala “Veresiye alan parasını ödemiyor artık. Alacağımızı istediğimizde de azarlanıyoruz” diye sızlanan olsa da, bayram alış verişi yapanlar arasında bulunan veresiyeci müşterilerin sayısı çok olunca, küçük esnaflar yine de ‘hayır’ diyemediler. Veresiye defterini gözler önüne serdiler. 
Kuru kahvecilerin bile kahve tartmaktan kolları yoruldu. “Etin yanına iyi gider” diyen vatandaşlar, 
turşucuları ziyaret etmekten de geri kalmadı.
Velhasıl bu Kurban Bayram'ı gelirken de, başka bayramların öncesi yapılanlardan farklı bir şey olmadı. Bayrama bu kadar coşkulu girmek güzel bir duygu. Demek ki her şeye rağmen güzellikleri gerektiğinde yaşayabiliyoruz. Bu güzellikleri bütün günlere yaymamak niye?
Kurbanlıkların satışa sunulduğu hayvan pazarında da vatandaş patlaması yaşanıyordu. Alıcıyla, satıcının el ele sıkışarak pazarlığa girişmesi, kurbanlıkların fiyatlarının da vatandaşın alım gücünü zorlamadığını gösteriyordu.
Bu kadar insanı sokaklara yayılmış görünce, bir bu kadar da evlerinde oturanları düşününce ve hastanelerde, bakımevlerinde kalanlar ve henüz tatile girilmediğinden, çalışanları da üzerine ekleyince, insanın havsalası almıyor, günümüzde şehirlerin gerçekte nüfusunun ne kadar olduğunu. 
Bakalım bu kalabalığın ne kadarı, Kurban Bayramı'nı evinde ailesiyle birlikte geçirecek? 
Ne kadarı fırsat bu fırsattır deyip tatil yörelerine üşüşecek? Hep birlikte bekleyip, görelim. Ama önce, bir kaç gün sonra hanelerimize ve gönüllerimize güzellik olarak gelecek olan Kurban Bayramı'nı mesut ve bahtiyar yaşayalım. 
Tüm güzel yüreklilere şimdiden iyi bayramlar diliyorum. Her kim nerede olursa olsun, herkes Kurban Bayramı'nı ve sonraki günleri de sevdikleriyle birlikte mutlu ve bereketli yaşasın. Bayramlarınız mübarek olsun...
 
Ayfer AYTAÇ