Osmanlı Eğitimi Olsun

Osmanlı Eğitimi Olsun
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 01 Mart 2012 12:39

altTürkiye’de eğitim süreci yine tartışma konusu oldu. Televizyon kanallarına gün doğdu. Kim hangi konuğu çıkartır eleştiri yaptırırsa, o kadar reyting alma, reklam kapma hırsı, olağan hal oldu. Her katılımcı kendince bir şey söylüyor, fakat çok konuşulunca kimse konuşmacıları dikkate almıyor. Çünkü Türkiye’de insanlar sadece konuşmayı biliyor, yaptırımda yetersiz kalınıyor.

Bir kere bizim ülkemizin eğitim sisteminde sistemsizlik söz konusu. Yıllardan beri her başa gelen Milli Eğitim sistemini yap-boz şekline dönüştürmüş, eğitim eğitilmeye muhtaç hale getirilmiş. Ee, yıllar öncesinden bir sapaklığa girilmiş, geri dönülememiş, hepten kargaşaya bürünmüş. Doğru yolu bulmak ve düzelmek hiç kolay değil, bu uğurda samimi gayret gösterene de hak vermek gerek.

Fransa’nın kırk sene önce attığı eğitim sistemini biz kapmışız ve çoğu yerde 45 günde yetiştirilen şişirme öğretmenlere çocuklarımızın eğitilmesini vermişiz. Kendi muhtaç bir dede başkasına nasıl himmet ede?

Neyse geçmişi irdeleyecek olsak, kelam yetmez. Günümüzün tartışılma konusuna gelirsek, bir de biz fikrimizi söyleyelim.  Her ne kadar ezber eğitiminden ve öğrenci tezlerinden nasiplenip Prof. unvanımız olamamışsa da, bu noktada bizim de vermek istediğimiz ipucumuz, iletimiz mevcuttur Allah’a şükür.

Bana göre Türkiye’de eğitim sürecini uzatmak marifet değildir. Çocuğumuz 4+4’ten sonra + 4 yıl daha okusa ne olur? İş güç bulamaz, bir dört yılını daha kaybettiğiyle kalır.  

Önemli olan eğitim süresini dörde, yediye katlamak değildir. Erken yaşta üniversite seviyesine gelmiş çocuklar yetiştirecek bir sistem geliştirmelidir. Bu konuda Avrupa’dan örnek aramayın, en güzel örnek geçmişimizde var. Tıpkı Osmanlı ecdadımızın yaptığı gibi; Osmanlı medreselerinde 17 yaşında bilgin, 26 yaşında profesör olmuş atalarımız var. Günümüzde de Fransa’da, İngiltere’de Osmanlı eğitim sistemi uygulaması yapılıyor ve çok başarılar elde ediliyor.

Biz hala neyi tartışıyoruz? Çocukları okula doldurmayı, ailelere masraf yüklemeyi; esnaf zihniyetiyle eğitim verdirmeyi…

Bundan 35-40 sene önce “Bu ülkede meslek liseleri açılmalıdır, kalkınma ve işsizlik öyle çözümlenir” diye ben kalemimle yazdıkça, dilimle her gördüğüm marifetsiz maarifçilere söyledikçe, dikkate alınmadım. Yerel konumda olunca, genele ses duyurmak kolay olmuyor zaten. Bir de genelin gözünü perdeleyen yandaş gazeteciler her devirde olduğu gibi, o devirde de bayrakçılar tayfası olarak itibar görenlerdi. Bugünde öyle değil mi? Her medya kurumunun bir beslenme reçetesi var, kim teminini sağlarsa ona göre yayın veya yaygara yapıyorlar…

Sözün özü; ülkemizde Osmanlı Eğitim Sistemi yeniden başlatılsın. Anaokulları kaldırılsın. Çocuk zekasının her şeyi algılayabileceği en güzel yaş olan dört-beş yaş devresi, anaokullarında ördek resmi çizmekle boşa harcanıyor. Çocuklar dört- beş yaşında doğrudan eğitime başlasın. Üstün zekâlı çocuklar ayrı şekilde eğitim alsın. Öyle ya, niçin onlarda normaller gibi 12 yıla tabi tutasınız ki, bir an önce çocuklar ülkenin geleceğine kazandırılsın.

Meslek liselerine ağırlık verilsin. Eğitim ezbere dayalı değil, ders geçme şeklinde olsun.  Pratik eğitim mutlaka gösterilsin, spor ve müzik alanlarından ziyade ilime, bilime yönlendirilsin çocuklar. Yani Osmanlı sistemi kökleşecek şekliyle kurulsun, gelecekte bir daha yap-boz yapılamasın…

Umarım böyle olur. Aksi halde sadece ezbere dayalı eğitilmiş, 12 senesini boşa geçirmiş, bir dolu işsiz, çoğu hayta gencimiz olur. Onların vebali de bu işi oyuna döndürenleri bulur…