Allah Sonumuzu Hayreylesin

Allah Sonumuzu Hayreylesin
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 27 Kasım 2019 05:53
Makale İçeriği
Allah Sonumuzu Hayreylesin
habire
Tüm Sayfalar

KOŞUN KAPIŞIN KALMASIN

KAPİTALİST SİSTEMİN KÖLELERİ

altYılın En Efsane İndirimini Kaçırmayın!

Günlerdir her yerde reklamları dönüyor. Medya sektörüde bu sayede iyi kazanç sağlıyor. Televizyonlar, gazeteler indirim günleri reklamlarıyla bıktırdı diye bakmıyoruz; bu defa internet ortamında bunlardan kurtulamıyoruz. Sosyal medyada dahi karşınıza çıkıyorlar. E Posta adresimize ne gelmiş, girip bakamaz olduk. Zira daha tıklama yapar yapmaz 'Efsane Cuma' reklamları sayfanın dört bir yanını kaplamış hallerde... İster istemez ilgi odağınız oluyor, reklamın üzerine basıp sitelerine giriş yapıyorsunuz. Sundukları ürünlerin size uygun olmadığını görüyorsunuz. Giyim firmaları ellerinde kalmış kakılmışları size kakalamaya çabalıyorlar. Diğer ticarethaneler yıl boyu satamadıkları ürünlerini bu fırsattan istifade dükkandan çıkarma arzusundalar. Bize bir şekil gözümüzü boyama taktikleri velhasıl...

HALİMİZE GÜLSEK Mİ AĞLASAK MI

Markalar artık tepki alacaklarını biliyorlar ya adını değiştirmişler: 

Kara Cuma demekten imtina ediyorlar.

Yok Şahane Cuma, Yok Efsane Cuma... Yok Muhteşem Cuma..

Bizde çok memnuniyetle bu hileyi kabullenir olduk, hiç olmazsa KARA CUMA demiyorlar(mış)..

Yahu bu düzen Müslümanın aklını, fikrini, hayatını dünyevileştiriyor ama bizimkiler hala memnuniyet çabasında.

Diyorlar ki:

1Tüket, habire tüket, gerekirse ben artık KARA CUMA demem de, efsane derim, şahane derim, mübarek derim, feyizli derim, bereketli derim. Sen ne istersen onu derim. Sen yeter ki durma al, habire tüket, çılgınlar gibi tüket, çatlayana kadar tüket.

Oysa kendimizi tüketiyoruz... 

Bu gidişat hayra alamet değil. Habire bir şeyleri elde etme derdine düştük. İmkân yoksa borç harç bulup alıyoruz. Kredi kartlarına borç yığıyoruz, gerekirse yemeyiz- giyeriz diyoruz. Ah bizim doymak bilmez hırsımız, uslanmaz nefsimize bir dur diyemiyoruz. Ya sonrası? Sonrası yok! Aldığın ürünün daha 6 ay geçmeden yeni modeli çıktığında onu almanın derdine düşüyoruz. Yiyecek düşünmüyoruz, eşya derdine düşüyoruz. Reklamla gözümüze, beynimize giriyorlar, kafayı takıyoruz. Almazsak öleceğiz sanıyoruz... İnanın böylesi çok etrafımızda.

Allah azze ve celle sonumuzu hayreylesin.


 

Kaldırıma park eden arabadan, AVM asansörüne bebek arabasından önce binen gençlerden, hastane danışmasında oturan kızın ordinaryüs profesör gibi davranmasından, makinaya çift atılıp tek çıkan çoraplardan, hevesle açılan tuşunun tuzlu çıkmasından beni daha çok üzen bir şey varsa şu günlerde; o da Müslüman kadın imajının bizzat Müslüman kadınların elleriyle tahrif edilmesi.

Mevlüt törenini resepsiyon gibi verenden tut kına gecesinde saltanatını ilan edene, süt banyosu yapandan tut sosyal medyada dans edenlere kadar bir sürü şatafatlı örnek gördük geçtiğimiz günlerde.

 

Hıristiyanlık fakirliği över; ama İslam mülk sahibi olmanın kötü bir şey olmadığını insanlığa ilan eder. Bu aynı zamanda İslam dininin evrenselliği ve eskimezliğinin en önemli özelliklerinden biridir. İslam Müslümanın değişen dünya değerlerine adapte olmasının önünü açar ve "rızkın onda dokuzu ticarettedir" gibi dini argümanlar ile destekler, cesaret verir.

Müslümanların zengin olmasında buraya kadar hiçbir problem yok.

Problem, Müslümanların zenginleştikçe İslam değerlerinin içini boşaltmaya başlaması.

Problem, kocaman yuvarlak masaların etrafında kocaman şamdanlar ile iftar açınca Allah’a daha yakın, tıka basa yediğimiz zaman Allah’a daha uzak hissedemiyor oluşumuz. “Ararım ararım seni her yerde” ney ile çalınınca kendimizi daha dindar, ama klarnet ile dinleyince günahkâr zannedişimiz.

Problem, bir sünneti yerine getirmek için erkek çocuklarını kullanırken; sünneti ifa ettik diye kadın erkek sünnet düğünü yapıp göbek atıyor oluşumuz.

Problem, dünyada Müslümanlar aç iken obezite ameliyatları hakkında Google dolaşıyor, nutella kaşıklarken Yemen’i bombalıyor diye Suudi Arabistan’a lanet yağdırıyor oluşumuz. Domuz eti yemeyi büyük günah sayıyorken gıybet yapıp insan eti yemeyi hafife alıyor oluşumuz.

Problem, düğünlerimizde iki semazen ücreti mukabil dönünce adını İslami düğün koyup; yapılan israfın adını hiç koymuyor oluşumuz.

Problem kehribar tespihlere verilen binlerce lira ile bin Allah çekmeyi kolay görüp, bir fakiri on gece doyurunca zorlanmış hissediyor oluşumuz. Saç göstermenin büyük günah olduğunu; ama düğünde örtüsü ile başka adamların önünde gerdan kırmanın abesliğini attığımız hayırlı cumalar mesajı ile telafi ediyoruz zannediyor oluşumuz.

Yoksa kimse "müslümanlar fakir olsun, güçsüz olsun, eziklensin" demiyor; ama müslümanlar tevazu sahibi olsun herkes istiyor.

İnsana tevazu kadar yakışan hiçbir elbise yok. Kibir kadar da insanı çirkinleştiren başka haslet yok.