Eyvah Eyvah

Eyvah Eyvah
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 12 Mart 2020 12:28
altHAYATIMIZ KORONA OLDU FIRSATÇILARA GÜN DOĞDU
 SOKAKLARDA ÖPÜŞME EVLERDE SEVİŞME SON BULDU
Ülkemize konalı şu tüm dünyada meşhur olmuş Koronavirüsü, yaşantımızı ona göre adapte eder olduk. İsmini duyduk duyalı yatıyoruz, kalkıyoruz koronayı konuşuyoruz. Korkutulan koronadan korunma uğruna eşler öpüşmeden, çiftler sevişmeden bile uzak durur oldu...İlişki yoksa sorun yoktur tezi savunuldu. (Birde Türk dizilerindeki uygunsuz sahnelere bu bahaneyle son verilse, koronaya teşekkür bile yaparım. Zira bazı kimseler edebin ölçüsünü hepten kaçırdılar, Allah ıslah etsin her birini.)
Sakallı bıyıklılara kesme önerisinde bulunuldu. 
Yarın mübarek cuma günü, acaba Diyanet işleri başkanlığı cuma namazına karşı camileri tatil eder mi? Şimdi bu soruya vatandaşca cevap aranıyor. Sakal bıyık kesme meselesi de bazı erkeklerin kafalarını karıştırıyor. Okulların tatil edilmesi konusu konuşuluyor.
Şaşırdığım Bir Durum Var
Korono virüsünün fakir ülkelere girdiğini harita üzerinde görmedim. Kimseden de bu konuda tek bir söz duymadım. Ülkemizde kirli yaşam alanlarına maruz kalarak hayatını idame ettirenlerde de korona görülmedi. Dünya geneline bakıldığında Hindistan'da, Pakistan'da, Afganistan, Nijerya'da, burnumuzun dibinde duran Suriye'de Korona virüsü görülmüyor. Oysa adını verdiğim ülkelerdeki fakir halk çoğunlukla pis ortamlarda yaşıyor. Ve bizdeki mülteciler... Hani 15 gündür sınırlara yığılmış olanlar... Hijyenden uzak yaşamıyorlar mı? Her biri buldukları yerde yatıyor, belki de tuvalet ettikleri yerde yemeklerini yemek zorunda kalıyor. Demek ki bu koronanın pislikle bir ilişkisi yok! Ama temizliği de hiç sevmiyor. Suya sabuna sık dokunacağız. En sevdiklerimiz (Çocuklarımız, torunlarımız dahil) kimseyle öpüşmeyeceğiz.
Salgın Soygunu
Dünden bu güne, ülkemizde daha bir hasta olduğu açıklaması yapılır yapılmaz, koronayla birlikte yeni konular katıldı yaşantımıza... Kozmetikçilerin önünde bile kuyruklar oluştu. Kolonya ve kolonyalı mendil satışlarında rekorlar kırıldı. Bazı marketler alelacele dezenfekte mendil üretmişler, paketini 10 liradan satışa sunmuşlar. Ne ara yapıverdiniz hayret! İsportacılar üst geçit merdivenlerini mesken tutmuşlar, para tuttukları elleriyle maske satışı yapıyorlar. Vatandaşta kapışırcasına sunulanı alıyor, duyduğunu uyguluyor. Marketlerde makarna, bulgur, tuvalet kağıdı kalmamış, taharet adabımıza ne olmuş? Fırsata döndü her şey... Salgın var korkusunu ticaret yapanların çoğu vatandaşın cebini soymaya çevirmiş. Ülke genelinde salgın yayılsa halimiz nice olur? Allah korusun, zaten bunca yıldır, ömrümüz süresince Allah'ın korumasıyla yaşamıyor muyuz? Ölümlü dünyada bir nefes fazla almak uğruna neler yapıyoruz? Bazılarımızca vicdanlarımızı bile paraya çevirebiliyoruz. Korona geldi, adamlık öldü. Bizim ülkede serbest fiyat, serbest piyasa ekonomisi sürdüğü sürece biz daha çokkk pazar virüslerine, fırsat simsarlığına maruz kalırız. Haa bir de (dolar- auvro) virüsleri var. Allah bizleri bu virüslerden de korusun. Bir hadiste peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) "Bizi aldatan (kandıran, fırsatçılık yapan) bizden değildir," buyurmuşlar. Bu hadis, işte içimizdeki münafıkları uyarıyor. Bize de dikkatli olmamızı öğütlüyor.
Duyulan demişken; 
Korona konusu en çok ekran doktorlarına yaradı. Her birine yeni anlatım konusu çıktı. Beyaz camda görünme süreleri uzatıldı. Doktorların öncelik konularıda eller nasıl yıkanır oluyor. Prof. Dr. ünvanlı doktorlar bile ellerini çeşme altında sabunla ovalıyorlar. Vah bize, onlar göstermeden el nasıl yıkanır bilmiyormuyduk? Çoğumuz beş vakit abdes alıyorken, doktorların ovuşturduğu gibi parmak aralıklarını bile temizlemiyor muyuz? Bildiklerimizi bize öğretmeye kalkışmaları ve bizim bunları hiç bilmiyormuşuz gibi hayretle dinlememiz kimseye saçma gelmiyor mu? Ya artist bilinen bacılar, gençleri azdıran acılar, basına poz vermişler biz koronayla el yıkayarak savaş açtık diye... Güleli ağlanacak halerimize... deterjan satıcılrı basını besleme paralarını artırmışlar, satışlarına dikkat çekmek için bolca reklam vermişler. Fırsattan istifade de onlarda geri kalmamışlar. (Ah şu dizilere de bir frenleme gelse, ekran kirliliğine korona hatrına son verilse?)
Daha yakın zamanda "Doğal Pazarlar" başlığı altında Milliyet Bloga Yazmıştım.
Bunca zamandır çarşı pazarda açıkta satılan yiyecekleri ben "yıkama imkanı olmayan gıdaları açıkta satılanlarını almayın" diye yazar dururum, kimse dikkate almadı. Bir iki ünlü kanal, konuyu gündem edip şuh sunucusuna haberi okutunca, konu konukla epey bir konuşuldu. Ciddeye alınır, umuyorum...
İşin suyunu çıkaranlarda oluyor.
Kalabalık ortamda çalışan koca, evine dönüşünce karısıyla sevişmesin deniliyor. 14 günlük seks perhizi uygulanması öneriliyor. Resmen nufüs kısıtlamasına gidiliyor. Böylece yatak odalarına da karıştı korona... Temasla bulaşıyor olduğundan, temassızlıkla koronadan korunma öneriliyor.
Sevgiye bile sınır getirdi korona...
Bundan böyle sevdiklerimize birbirimizi sevdiğimizi bile iki metre uzağından sadece dille söyleyebileceğiz. Hatta lüzum halinde maskelerimiz yüzümüzdeyken, sadece gözlerimizle konuşabileceğiz. Selamlaşmalarımız, sarılmalarımız değişti. Herkes cumhurbaşkanını örnek alır oldu. Sağ elini kalbinin üzerine koydu.  (Oysa biz Müslümanlarda tokalaşmaktan ziyade musafaha yapmak vardır. İki el, karşındakinin ellerine sarılır, salavatlaşarak hatırlar sorulur. Dolayısıyla koronadan bu şekilde korunulur. ) Kimileri işi gırgıra vurdu kollarını tokuşturdu. Kafa kafaya çarpıştırmak son buldu.
İki ekrandan bilinen hanımda bu karşılaşma işini komikleştirmiş, gündeme gelmenin fırsatı bilmiş. Yayınladıkları görüntüyle sosyal medyadan takipçi sayılarını artırmışlar. Çekimlerindeki görüntüler televizyon kanallarınada yansıtılmış. Gördüm birinde, orta yaşlı hanımlardan biri diğerini ziyarete gidiyor, evden temiz pabuçlarıyla misafirini karşılamaya çıkan evsahibesiyle sokaktan tozlu ayakkabılarıyla gelen hanım sanatçı, ayaklarını tokuşturup selamlaşıyorlar.
Sonra ikiside kirlenmiş olarak birlikte içeri giriyorlar. Fakat onların kirli papuçlarla içeriye girmesi değilde, selamlaşma şekilleri konu yapılmış. Aman ne hoş sanki, magazin gündeminin nabzını tutuyorlarmış... Sanatçılar adlarından bahsetme yollarını bir şekilde buluyorlar. Böyle yapmasalar, korona korkusuyla unutulanlardan olurlar. Nitekim bazılarının konserleri iptal edilmiş. Festivaller falan bu yıl yapılması gündemde değilmiş. Belediye kasaları biraz rahatlamış olacak, diyorum. Lakin başkanlar özel giderlerini masraf gösterecek, para sarfedecek bir yer bulurlar illaki... Bazı belediyeler Koronaya karşı dezenfekte savaşı başlatmışlar bile. Oh, Ohh...
Bahneleyle temizleniyor her yer. Toplu taşıma araçları, duraklar, cafeler, yollar, parklar. Mis gibi kokmaktalar. Konutlarıda içinde oturanlar tertemiz yaptılar mı, korona bizden korkup kaçar diye umuyoruz. Gerçi korona gider, morona diye bir şey gelirse şaşmamalı. İnsanın çok olduğu yerde iyi, kötü her şey var demektir. 
Sözün özü: Koronadan korkma dahil, her konuda haddi aşmamalı... Allah'ın dediği olur. Bu cümleyi asla akıldan uzaklaştırmamalı... Ayfer AYTAÇ